resmin alt tagı

Kabin Ekibi İle Kokpit Arasındaki İletişim Nasıl Olur?

Havacılıkta emniyetli ve sorunsuz bir uçuşun temel unsurlarından biri, kokpit ve kabin ekibi arasındaki etkili iletişimdir. Uçuş sırasında yolcu kabini ve kokpitten gerçekleşen tüm operasyonlar, eksiksiz ve doğru bilgi paylaşımı ile yürütülmelidir. Farklı görev alanlarına sahip olsalar bile uçuş sürecinde tek bir ekip olarak hareket edilmelidir.

Kokpit ve kabin ekibi arasındaki iletişimin temel amacı, uçuş emniyetini sağlamak ve olası riskleri erken tespit ederek gerekli önlemleri almak büyük öneme sahiptir. Kabin içinde yaşanan her türlü olağan ve olağan dışı durumun kokpite doğru şekilde aktarılması kaptan pilotun ve kokpit ekibinin doğru kararlar alabilmesi için gereklidir. Aynı şekilde kokpitte alınan bir operasyonel kararın kabin ekibine net biçimde iletilmesi, yolcu güvenliği ve düzeninin sağlanmasına katkı sağlar.

Bu iletişim, öncelikle uçak içi interkom(interphone) sistemi aracılığıyla gerçekleştirilir. İnterkom, kabin amiri ile kokpit arasındaki en temel iletişim kanalıdır. Özellikle emniyetle ilgili konularda, tıbbi durumlarda veya operasyonel değişikliklerde bu sistem kullanılır. İnterkom üzerinden kurulan iletişim kısa, net ve yoruma kapalı olmalıdır.

Normal operasyonel koşullarda, kabin ekibi tarafından kalkışa hazır olunduğu bilgisi, yolcu sayısı özel durumlarda veya kabinle ilgili teknik gözlemler kokpite aktarılır. Türbülans beklentisi, kabin içindeki anormal durumlar, duman koku gibi risk oluşturabilecek unsurların bilgisi verilmeli.

Kabin amiri, kabin ekibi ile kokpit arsındaki iletişim merkezinde yer alır. Kabin ekibinden gelen bilgileri süzer ve öncelikleri uygun bir dil ve formatla iletir. Aynı zamanda kokpitten gelen bilginin kabin ekibine aktarılmasını da sağlar.

Kokpit ve Kabin Ekibi arasındaki iletişimde fayda sağlayacak uygulamalar;

  • Acil iletişim gerektiren durumlarda yüz yüze etkileşimde bulunma veya dahili telefon ile haberleşme durumunda onay almaya yönelik komutlar
  • Kabin ekibi ve kokpit aralarında gerçekleşmesi muhtemel normal, anormal ve acil durum sınıflandırması yapıp bunlara yönelik tedbirlerin öncesinde konuşulması
  • İki tarafında havacılık kariyerlerine yönelik işlevsel roller ve otorite seviyelerinin net şekilde düzenlenmesi
  • Acil durum belirten verici, duman detektörleri, yangın söndürücüler ve hav ekipmanı gibi rehberlik edecek materyallerden faydalanılması

Havacılıkta Kullanılan Mesaj Tipleri;

  • Sözel iletişim mesajları
  • Sözel Olmayan iletişim mesajları
  • Yazılı iletişim mesajları
  • Sözel görsel iletişim mesajları
  • Teknolojiyi kullanarak gerçekleştirilen iletişim mesajları

Sonuç olarak;

Kokpit ve kabin ekibinin iletişimi uçuş emniyeti için önemli bir unsurdur. Doğru zamanda kurulan net profesyonel iletişim; risklerin azaltılması doğru kararların alınması ve yolcular için güvenli bir uçuş ortamının sağlanmasını mümkün kılar.

Modern Kokpitler Dışarıdan Hacklenebilir mi?

Hack, en temel tanımıyla bir sistemde mevcut olan yazılımsal, donanımsal veya operasyonel zafiyetlerden faydalanarak sisteme yetkisiz erişim sağlama; sistemi yavaşlatma, sistem içindeki yapıları şifreleme ya da sistemi beklenmedik şekilde kullanılmaz hale getirme girişimidir. Bu zafiyetler; hatalı yazılımlar, yanlış yapılandırmalar, güncellenmeyen sistemler veya insan kaynaklı ihmaller sonucunda ortaya çıkabilir. Günümüzde hack kavramı yalnızca bireysel sistemleri değil, kritik altyapıları da doğrudan ilgilendiren bir güvenlik problemi haline gelmiştir. Havacılık sektörü uzun yıllar boyunca güvenliği; sağlam yapılar, yedekli sistemler, eğitimli pilotlar ve sıkı bakım prosedürleri üzerinden tanımlamıştır ancak uçaklar dijitalleştikçe, kokpitler analog göstergelerden yazılım tanımlı ekranlara; izole sistemlerden ağ tabanlı mimarilere evrildikçe, güvenliğin tanımı da değişmiştir. Artık uçaklar yalnızca metal ve yakıttan değil, sensörler, yazılımlar ve sürekli akan verilerden oluşan hareketli sistemlerdir.

“Uzaktan Ele Geçirmek” Neden Zor Ama Risk Neden Sıfır Değil?

Modern uçaklarda uçuş kontrol bilgisayarları, fly-by-wire sistemleri ve kritik aviyonik altyapılar doğrudan internete bağlı değildir. Sertifikasyon ve emniyet gereklilikleri gereği bu sistemler kapalı mimarilerle ve çok katmanlı güvenlik önlemleriyle tasarlanmıştır. Bu nedenle “bir uçağın uzaktan ele geçirilmesi” senaryosu pratikte son derece zordur ama imkânsız değildir. Donanımsal ve haberleşme tabanlı olarak yapılan saldırılar sistemi ele geçirmekten çok operasyonel etki üretmeye yönelik daha karmaşık senaryolara yol açabilir. Günümüzde havayolu şirketleri, hava trafik kontrol merkezleri ve havalimanları; bakım, operasyon, seyrüsefer ve iletişim amacıyla her gün milyarlarca veri paketini işlemektedir. Uçak–yer haberleşmesi, bakım veri aktarımı, uçuş planlama sistemleri, kabin içi ağlar ve navigasyon altyapıları; kritik sistemlere doğrudan girmeden bile yanıltma, kesinti (DoS), veri bütünlüğünü bozma gibi etkiler yaratabilecek saldırı yüzeyleri oluşturabilir.

Gerçek Saldırı Senaryoları: Yanıltma, Kesinti ve İnsan Faktörü

GNSS (küresel uydu navigasyon sistemleri) üzerinde gerçekleştirilen spoofing ve jamming saldırıları, teorik olmaktan çıkıp pratikte karşılaşılan bir tehdit haline gelmiştir. Rusya ve Çin çevresinde raporlanan GNSS spoofing vakaları, uçakların konum bilgilerinin yanıltılabildiğini ve hava trafiğinin operasyonel olarak etkilenebildiğini göstermektedir. Bu tür saldırılar çoğu zaman doğrudan “uçağı düşürmekten” çok, sistemi yanıltarak karar mekanizmalarını değiştirmeyi hedefler. Bir diğer kritik risk alanı ise fiziksel erişim ve insan faktörüdür. Havalimanları veya bakım hangarlarında yetkisiz erişim sağlanması durumunda, aviyonik sistemlere zararlı yazılım yüklenmesi, yanlış konfigürasyon yapılması veya donanıma fiziksel hasar verilmesi mümkündür. Bu nedenle modern kokpitlerin “hacklenmesi”, doğrudan kumanda yüzeylerini ele geçirmekten ziyade; dolaylı erişim yolları, yanlış yapılandırmalar, zayıf ağ segmentasyonu ve insan hataları üzerinden gerçekleştirilebilir. Bugün ve yakın gelecekte havacılıkta siber güvenlik açısından en büyük tehdit, “kokpiti ele geçirmek” veya “uçağı düşürmek” değildir. Asıl risk; operasyonel sürekliliğin bozulması, karar destek sistemlerinin yanlış yönlendirilmesi, veriye ve firmaya olan güvenin zedelenmesidir.

Önümüzdeki yıllarda daha otonom uçuş sistemleri, yapay zekâ destekli karar mekanizmaları, dijital ikiz tabanlı bakım yönetimi ve bulut tabanlı veri analitiği havacılığın bir bileşeni haline gelecektir. Bu dönüşüm, verimliliği artırırken siber güvenliği artık yardımcı bir unsur olmaktan çıkarıp doğrudan uçuş emniyetinin merkezine yerleştirecektir. Dijital altyapının güvenliği, aerodinamik tasarım ve mekanik dayanım kadar kritik bir emniyet parametresi olacaktır.

Havacılıkta “Kâğıtsız Kokpit” (Electronic Flight Bag) Nedir?

Elektronik Flight Bag Nedir?

Elektronik Uçuş Çantası (EFB), uçuş ekiplerinin uçuş yönetim görevlerini daha kolay ve verimli bir şekilde gerçekleştirmelerine yardımcı olacak uygulamaları barındıran dijital bir bilgi yönetim cihazıdır.

Pilotlar, ağır kâğıt haritaları, kılavuzları ve belgeleri taşımak yerine artık ihtiyaç duydukları her şeye şık bir tablet veya cihaz üzerinden sahipler.

EFB’nin Görevleri Nelerdir?

Uçuş öncesi dokümanlara hızlı erişimi, performans hesaplamaları (örneğin kalkış/iniş verileri), navigasyon ve hava durumu bilgileri, gerekli talimat ve prosedürlerin dijital görüntülenmesi, uçuşa dair plan ve rota verileri, check-list’ler ve kritik operasyonel bilgilere ulaşma konusunda yardımcı olur.

EFB’nin Tercih Edilmesinin Nedenleri Nelerdir?

Evrak işlerinde azalmaya yardımcı olurlar. Yazdırma, manuel güncelleme ve kâğıt kılavuzları taşıma ihtiyacını ortadan kaldırırlar. Bu da daha hızlı ve kolay bir doküman güncelleme süreci sağlar. EFB’ler ile bilgiye erişim daha hızlı ve kolaydır. Pilotlara, özel yazılımlar aracılığıyla çeşitli verilere erişme ve hızlıca hesaplama konusunda verimlilik sağlarlar. Renkler, köprü bağlantıları ve etkileşimli özelliklerle zenginleştirilmiş dokümantasyon, kullanımı daha kolay ve verimli hale getirirler. EFB’ler, hava durumu bilgileri ve uçağın konumu gibi gerçek zamanlı verileri navigasyon haritalarında görüntüleyerek pilotun uçuş sırasında farkındalığını artırmasına yardımcı olurlar. Kalkış, iniş ve acil durumlarda kritik bilgiler sağlarlar. Türbülans sırasında pilotlar panik yapmazlar ve sakin bir şekilde check-list’lerini kontrol ederler. Performans hesaplama hataları riskini azaltarak uçuş güvenliğini de artırırlar. Uçak performansını hesaplamak için performans yazılımı kullanmak, pilotlar için süreci basitleştirerek daha hızlı ve daha doğru sonuçlar elde edilmesini sağlar. Bu optimizasyon, artırılmış yük taşıma kapasitesi, daha yüksek FLEX sıcaklıkları ve daha hassas tahminler sağlayarak operasyonel verimliliği artırır. En önemli nedenlerden biri ise uçaklarda performans optimizasyonu ve kâğıt kullanımının azaltılması sağlanarak uçak operasyonlarının karbon ayak izinin en aza indirilmesine katkıda bulunmasıdır.

EFB’nin Sınıflandırılması

2 kategoriye ayrılırlar. İlki donanım türüdür. Fiziksel özelliklerine göre EFB’ler taşınabilir veya sabit olabilir.

Yazılım türüne göre ise operasyonel açıdan bakıldığında, bir EFB’de kullanılan yazılım, işlevselliği/kapasitesiyle karakterize edilir. İki tür uygulama yazılımı vardır: A Tipi ve B Tipi.

Elektronik seyahat çantaları (EFB’ler) başlangıçta yeteneklerini ve işlevlerini ayırt etmek için farklı donanım sınıflarına (Sınıf 1, Sınıf 2, Sınıf 3) ve yazılım türlerine (Tip A, Tip B, Tip C) ayrılmıştır. Daha sonra EFB basitleştirilmiş ve donanım, EASA ve ICAO yönergeleriyle uyumlu hale getirilmek üzere “taşınabilir” veya “kurulumlu” olarak yeniden sınıflandırılmıştır. Tip C uygulamaları daha sonradan kaldırılmıştır.

1.sınıf taşınabilir tablet veya dizüstü bilgisayar gibi cihazlardan oluşur ve kokpite sabitlenmesi zorunlu değildir. Genellikle doküman görüntüleme amacıyla kullanılırlar.

2.sınıf, kokpite sabitlenmiş ve uçak elektriğinden beslenebilen tabletlerdir; performans ve ağırlık–denge hesapları gibi daha gelişmiş görevlerde kullanılır.

3.sınıf ise uçağın avionik sistemlerine tam entegre olan ve sertifikalı uçak ekipmanı olarak kabul edilen sistemlerdir.

Tip A uygulamaları bilgilendirme amaçlı olup el kitapları ve prosedürleri içerir.

Tip B uygulamaları ise kalkış–iniş performansı ve ağırlık–denge gibi operasyonel hesaplamaları kapsamaktadır.

Uçaklarda Kokpit Tasarımı Nasıl Dizayn Edilir?

Uçaklarda Kokpit Tasarımı: Güvenlik ve Kullanılabilirlik İçin En İyi Uygulamalar

Uçak kokpitleri, havacılık endüstrisinde en önemli ve karmaşık mühendislik tasarımlarından biridir. Pilotların uçuş güvenliğini ve verimliliğini sağlamak için dikkatle tasarlanmış olan kokpitler, birçok mühendislik disiplinini içerir ve insan-makine etkileşimi temel alınarak inşa edilir. Bu makalede, uçaklarda kokpit tasarımının temel prensipleri, güvenlik ve kullanılabilirlik için en iyi uygulamaları ele alınacaktır.

  • Ergonomi ve İnsan Faktörleri: Uçak kokpitlerinin tasarımı, pilotların rahatça erişebileceği ve kullanabileceği şekilde ergonomik olarak düzenlenir. Kontroller, göstergeler ve ekranlar, pilotların görevlerini en verimli şekilde yerine getirebilmeleri için optimal konumlandırılır.
  • Kullanıcı Arayüzü Tasarımı: Modern uçak kokpitlerinde, büyük ölçüde dijitalleştirilmiş bir kullanıcı arayüzü bulunur. Bu arayüzler, pilotların uçuş bilgilerini kolayca görmelerini, anlamalarını ve yönetmelerini sağlayacak şekilde tasarlanır. Bu, dokunmatik ekranlar, çok fonksiyonlu kontrol kolları ve sezgisel yazılım arayüzlerini içerebilir.
Pilots are pictured in the cockpit of a Boeing 737 MAX aircraft operated by low-cost airline Gol as it sits on the tarmac before take off at Guarulhos International Airport, near Sao Paulo on December 9, 2020, as the 737 MAX returns into use more than 20 months after it was grounded following two deadly crashes. (Photo by NELSON ALMEIDA / AFP) (Photo by NELSON ALMEIDA/AFP via Getty Images)
  • Görsel ve Sesli Geri Bildirim: Kokpit tasarımı, pilotların uçuş sırasında gerekli bilgileri hızlı bir şekilde alabilmelerini sağlamak için görsel ve sesli geri bildirim sistemlerini içerir. Bu, acil durumlar için alarm sistemleri, yolcu güvenliği bilgileri ve uçuş durumuyla ilgili göstergeleri içerir.
  • Uçuş Güvenliği ve Otomasyon: Uçaklar giderek daha otomatik hale gelmektedir ve bu da kokpit tasarımını etkilemektedir. Otomatik pilot sistemleri, pilotların uçuş sürecini desteklerken, aynı zamanda manuel kontrol yeteneğini de korumak önemlidir. Bu nedenle, kokpit tasarımı, otomasyon sistemlerini etkin bir şekilde yönetebilecek ve gerektiğinde manuel müdahaleleri kolaylaştıracak şekilde optimize edilir.
  • Yedek ve Acil Durum Ekipmanları: Kokpit tasarımı, acil durumlarda pilotların hızlı ve etkili bir şekilde tepki verebilmelerini sağlamak için yedek güç kaynakları, acil durum kontrol düğmeleri ve acil durum tahliye ekipmanlarını içerir.
  • Estetik ve Tasarım Dili: Kokpit tasarımında estetik önemlidir çünkü bu, pilotların uçuş sırasında psikolojik olarak rahat hissetmelerine yardımcı olabilir. Renkler, malzemeler ve genel tasarım dili, modern ve güvenilir bir hava taşıtı izlenimi yaratmak için dikkatle seçilir.

Uçak kokpitlerinin tasarımı, karmaşık teknik gereksinimlerle insan faktörlerini birleştiren çok disiplinli bir yaklaşım gerektirir. Bu, pilotların güvenliği, konforu ve etkinliği için kritik öneme sahiptir ve havacılık endüstrisindeki sürekli gelişmelerle birlikte sürekli olarak evrilir.

 

Uçağın Burun Kısmında Ne Vardır?

Uçağın burun kısmı, çeşitli önemli bileşenleri içeren bir bölümdür.

Uçağın Burun Kısmında Bulunan Bazı Temel Öğeler

  • Kokpit (Kokpit): Uçağın ön kısmında bulunan kokpit, pilotların uçağı kontrol etmeleri ve yönlendirmeleri için tasarlanmıştır. Burada pilot koltukları, kontrol panelleri, uçuş sistemleri ve navigasyon ekipmanları bulunur.

  • Radar Antenleri: Uçağın burun kısmında, hava radarları için antenler bulunabilir. Bu radarlar, uçağın çevresindeki hava durumu, diğer uçaklar ve engeller hakkında bilgi sağlar.
  • Uçuş Veri Kaydedici (Flight Data Recorder- FDR) ve Ses Kaydedici (Cockpit Voice Recorder- CVR): Bu iki cihaz, kaza durumlarında uçaktaki olayları kaydeden önemli güvenlik ekipmanlarıdır. Genellikle uçağın kuyruk kısmında değil, burun kısmında bulunurlar.
  • Pitot Tüpleri ve Statik Portlar: Hava hızını ve atmosfer basıncını ölçmek için kullanılan pitot tüpleri ve statik portlar da genellikle uçağın burun kısmında yer alır.
  • Yolcu Kapısı: Bazı uçak modellerinde, burun kısmında yolcu kapısı bulunabilir. Bu kapı, uçağın burun bölgesinden yolcuların biniş ve iniş yapmasını sağlar.
  • Elektronik Ekipman ve Sistemler: Uçağın çeşitli elektronik sistemleri, uçuş kontrol sistemleri ve iletişim ekipmanları da burun kısmında yer alabilir.

Uçak tipleri arasında farklılıklar olabilir, bu nedenle belirli bir uçağın burun kısmındaki detaylar, uçak modeline ve tasarımına bağlı olarak değişebilir.

Uçak Burnunun Aerodinamik Yapısı

Uçakların burun kısmının aerodinamik yapısı, uçağın genel performansını etkileyen önemli bir tasarım unsuru olarak dikkate alınır. Uçak burunları, aerodinamik koni şekli, radar antenleri, pitot tüpleri ve kokpit camları gibi unsurları içerir. Bu bileşenler, hava akışını düzenlemek, direnci azaltmak ve uçağın genel aerodinamik performansını artırmak için tasarlanır.

Pilot Koltukları Neden Koyun Postu ile Kaplıdır?

Günümüzde pek fazla olmasa da koyun postu araba koltuklarında kullanılmaktaydı. Artık araba koltuklarında çok tercih edilmemesine rağmen kokpitte çok tercih edilen bir koltuk kaplamasıdır. Peki neden pilotların oturduğu koltuklar bu post ile kaplıdır?

Neden Koyun Postu?

Uçağın parçalarında olduğu gibi koltuklarının da sertifika prosedürlerinden geçmeleri gerekmektedir. Bu yüzden uçak üretici firmalar kokpitte kullanılmak üzere en dayanıklı ve en konforlu malzemeyi seçmektedirler. Çünkü bu koltuklar ortalama olarak 16 saat ve daha uzun kullanılabilmektedir. Bu nedenle koltukların konforlu ve dayanıklı olması gerekmektedir.

Koyun Postunun Özellikleri

  • Yazın Sıcak Kışın Serin: Kokpitte sıcaklık ne olursa olsun koyun postu aynı sıcaklıkta kalır. Bunun nedeni ham yünün termal olarak iletken olmamasıdır. Kokpit aşırı sıcak olsa bile terlemeye sebep olmaz ve konfor sağlar.
  • Hipoalerjenik: Koyun postu hipoalerjenik olması sayesinde tahriş ve alerjiye neden olmamaktadır.
  • Nem Emme: Yün lifleri kendi ağırlıklarının yaklaşık %30’una yakınını ıslak bir his bırakmadan emebilmektedir. Bu nedenle daima kuru kalmakta ve koku yapmamaktadır.
  • Ateşe Dayanıklı: Koyun postu sentetik malzemelere göre ateşe daha dayanıklıdır. Bu dayanıklılık koyun derisinin yapısındaki yüksek nitrojen ve sudan gelmektedir. Derinin yanması için ortamda daha fazla oksijen bulunması gerekmektedir.
  • Uzun Ömürlü: Koyun postu yırtılma, sökülme ve sıvılara karşı oldukça dayanıklıdır.

Kokpitteki Gösterge ve Sayaçların Görevleri

Uçuş göstergeleri, uçakların paneli üzerinde yer alı. İstikamet, yatış, yunuslama, kayış, hız ve yükseklik gibi uçağın yaptığı hareketler hakkında bilgi veren saatlerdir. Bu göstergeler vakum, pito-statik, cayroskobik ve manyetik esaslar durumuna bakarak harekete geçirilirler. Bir Uçakta Mevcut Olan Uçuş Göstergeleri

  1. Altimetre: irtifayı ölçerken kullanılan bir cihaz türüdür. Yüksekliği metre ya da feet şeklinde gösterir.
  2. Hız göstergesi: hız saati olarak da bilinmektedir. Statik hava basıncı ile pilot basıncı arasındaki farkı ölçen bir basınç göstergesidir. Kalkış için gereken sürate ulaşıldığını gösterir. Pilotun stall süratinin üstünde olduğunu gösterir. Gaz ayarlarına yardımcı olur.
  3. Varyometre: hava aracının 1 dakikadaki dikey hızını gösterir. Uçaklarda 2 adet bulunmakta olup pilotların gösterge panellerindedir.
  4. Jiroskop: Gyroscope adı da verilen bu gösterge sayesinde uçağın yönü ve konumu bulunur. Uçağın içerisinde bulunan bazı aletlerle beraber çalışırlar.
  5. Standby Horizon: diğer adıyla Suni Ufuk adı verilen bu gösterge ise ufuk çizgisini temsil eden çizgiler sayesinde uçağın konumu fark etmeksizin gerçek ufuk çizgisine paralel olarak kalmaya devam eder.
  6. Attitude Director Indicator: Konum Yön Göstergesi adı da verilen bu gösterge jiroskoptan aldığı bilgiler neticesinde süzülüş açısını, uçağın dönüş ve yatışını gösteren bir göstergedir.
  7. Directional Gyro: Yön Göstergesi adı da verilen bu gösterge uçağın derece olarak yönünü bildirir. Uçakta iki adet bulunup genellikle aviyonik kompartımanında bulunmaktadırlar.
  8. Horizontal Stuation Indicator: Yatay Durum Göstergesi adı da verilen bu gösterge yön, radyo yolu ve süzülme açısını gösteren göstergedir. Pilotlar bu göstergeler sayesinde gelinen ve gidilen rotaları görür ve uçağın pozisyonunu tespit edebilir.
  9. Vertical Gyro: Durum Jiroskopu adı da verilen bu göstergeler pitch ve roll kumandalarını hissedip sinkrolar vasıtası ile oto pilot ve radar sistemine bilgi verir.

Dolayısıyla genel olarak kokpit içerisinde bulunan göstergelerin görevleri bu şekildedir.

Bir Uçağı Kaç Kişi Uçurur?

Söz konusu havacılık olduğunda emniyet ve güvenlik kavramları azami önem arz eden konulardır. Çünkü ‘Havacılıkta kurallar kanla yazılır.’ sözü gibi acı bir gerçek vardır. Tarih boyunca yapılan birçok kaza ve birçok insanın ölümüyle yazılan bu kurallar her ince ayrıntının havacılıkta ne kadar önemli oluğunu gösteriyor. Bu sebepledir ki uçak tasarım mühendisleri tasarımını yaptıkları uçaklarda en az %50 emniyet faktörünü öngörmektedir.

Peki Emniyetli Bir Uçuş İçin Kaç Pilot Gerekir?

Uçağın uçuşu amaçlandığında bir pilot da yeterli olacaktır. Ama böyle bir durumda uçuşun emniyeti konusunda sıkıntılar çıkabilir. Bu yüzden bir uçuşun emniyetli geçmesi için ise kokpitte iki pilota ihtiyaç vardır. Bu pilotlardan birisi kaptan pilot diğeri ise yardımcı pilottur (First Officer). Bu iki pilot arasında yapılan bir görev dağılımıyla iş yükü azaltılır. PM (Pilot Monitoring) ve PF (Pilot Flying) olarak görev dağılımı yapan pilotlar her daim birbirleriyle koordineli çalışmak ve iletişimde olmak durumundadır. Bu iş dağılımı ise kaptan pilot tarafından yapılmaktadır. PF uçağı uçurur gerekli kararları ve kuleyle irtibata geçer ve gerekli durumlarda ise PM’e gerekli talimatlar verir. PM ise sistemleri kontrol etmek ve yönetmekle görevlidir. PM’in görev tanımının içinde ise hızları kontrol etmek, flapları kaldırmak, iniş takımlarını kumanda etmek yer alır. Ayrıca PF’den gelen talimatları da yerine getirmekle sorumludur. Böylece yapılan görev dağılımıyla pilotların hem iş yükü azalır hem de herhangi bir acil durumda kokpitte bulunan iki pilottan birisi durumu kontrol altına almaya çalışır.

İkiden Fazla Pilot Olamaz Mı?

Henüz uçak sistemlerinin günümüzdeki kadar gelişmiş olmadığı yıllarda kokpitte bir de uçuş mühendisi bulunurdu. Pilotlarla aynı eğitimi almış bu mühendis uçağı uçurmaz havada uçağın teknik yapısını kontrol etmekle sorumluydu. Alet panosunda bulunan göstergeler sayesinde sistemlerin kontrolünü sağlar ve gerekli hesapları yapardı. Fakat özellikle 1980li yıllardan sonra kokpitte bilgisayar bazlı sistemlerin yapımıyla bu mühendislerin yerini bu sistemler almıştır.

resmin alt tagı

Herkes İçin Havacılık Derneği, 2015 yılında öğrenciler tarafından kurulan ve yönetilen bir dernek olarak İLK ve TEK olma özelliğiyle havacılık tarihine imzasını bırakmıştır.

Bugün itibariyle; 3500+ üyesi ile Türk Sivil Havacılığının En Büyük Sivil Toplum Kuruluşudur. 150+ den fazla çalışanı, kendine ait eğitmen kadrosu, marka temsilcileri, avukat kadrosu, akademisyen destekleri ve sektörel iş birlikleri ile yılda 300.000+ insanla etkileşim halindedir.

®️ ISO 21001:2018 Uluslararası Eğitim Kuruluşları Yönetim Sistemi Standardına sahip Türkiye'deki İLK ve TEK havacılık derneğidir.

 

Mail Formu

     

    İletişim

    Yenişehir Mahallesi Osmanlı Bulvarı No:2 Ayport Sitesi A Blok Ofis No:2
    Pendik/ İstanbul

    0216 771 2015

    info@herkesicinhavacilik.com