resmin alt tagı

Uçaklar Neden Bazen Yolcusuz Uçar?

Sivil havacılıkta yolcu taşımacılığı teme amaçlardan biri olsa da uçuş operasyonları yalnızca yolcu varlığına bağlı olarak gerçekleşmez. Havayolu şirketleri, operasyonel sürekliliği sağlamak, güvenlik standartlarını korumak ve ticari haklarını kaybetmemek için zaman zaman yolcusuz uçuşlar gerçekleştirmektedir. Özellikle yeni teslim alınan uçaklar, bakım sonrası kontroller, uçak ve ekip pozisyonlamaları ile test ve deneme uçuşları bu kapsamda değerlendirilmektedir. Dışarıdan  bakıldığında ekonomik açıdan anlamsız gibi görülen bu uçuşlar, havacılık sektöründe güvenlik, planlama ve sürdürülebilirlik açısından kritik rol oynamaktadır. Bu makalede, uçakların neden zaman zaman yolcusuz uçtuğu, özellikle yeni alınan uçaklarda test uçuşlarının amacı ve havayolu operasyonlarındaki yeri incelenecektir.

Yolcusuz Uçulan Uçuşlar

Pozisyonlama (Ferry / Repositioning) Uçuşları Uçak bir önceki uçuşta yanlış havalimanından kalkmış olabilir. Bakım (Maintenance) Uçuşları her uçak her havalimanında bakım göremez. Büyük bakım merkezleri belirli şehirlerde olur. Uçak oraya boş ya da sadece teknik ekip ile gider. Yolcu güvenliği için bu uçuşlar yolcusuz yapılır. Ekip (Crew) yer değiştirme bazen uçak bir yerde pilot ve kabin ekibi başka bir yerde olur. Ekip uçağa ulaştırılmak için boş uçabilir ya da sadece personel taşır. Talep çok düşük ama slot hakkı korunmalı denilebilir. Bu biraz havayolu stratejisidir. Bazı havalimanlarında uçuş slotu çok değerlidir. Uçmazsan slotu kaybedersin. O yüzden havayolu az yolcu olsa bile hatta bazen hiç yolcu olmasa bile uçağı uçurur. Kargo / Posta taşımacılığı yolcu yoktur ama kargo, posta acil lojistik vardır.  Test / Deneme uçuşları büyük bakımdan sonra yeni teslim alınan uçaklarda uçak sistemleri test edilir. Yolcu alınmaz. Fabrikadan üsse transfer (Delivery Flight) olayı da çok yaygındır.

Örnek; Airbus – Toulouse  /    Boeing – Seattle Uçak boyasız olabilir. Kabini henüz tam hazır olmayabilir. Koltuklar takılı ama sistemler ticari uçuşa açılmamış olabilir. Yolcusuz uçurulur sadece delivery ekibi vardır.

Sonuç Olarak;

Uçakların yolcusuz uçması havacılık sektöründe istisnai değil, aksine planlı ve gerekli bir uygulamadır. Yeni teslim alınan uçakları test ve kabul uçuşları, bakım sonrası gerçekleştirilen kontrol uçuşları, operasyonel pozisyonlama gereksinimi bu tür uçuşların temel nedenini oluşturmaktadır. Yolcusuz uçuşlar, uçuş emniyetinin sağlanması, teknik sistemlerin doğrulanması, ve havayolu operasyonlarının kesintisiz şekilde yürütülmesi açısından büyük önem taşır. Bu nedenle, kısa vadede maliyetli gibi görünse de uzun vadede hem yolcu güvenliğine hem de havayolu şirketlerin verimliliğine katkılıdır.

“Uçan Taksiler” İçin Şehir Merkezlerine Yapılacak Duraklar (Vertiport) Nasıl Tasarlanacak?

Elektrikli dikey kalkış ve iniş yapabilen hava araçları (eVTOL – electric Vertical Take-Off and Landing), şehir içi hava ulaşımının temelini oluşturmaya adaydır. Bu araçların güvenli bir şekilde çalışabilmesi için şehir merkezlerinde vertiportlar kurulur. Vertiport; eVTOL iniş–kalkış, yolcu operasyonları ve enerji ikmali süreçlerinin yürütüldüğü, şehir içi hava ulaşım ağının düğüm noktalarını oluşturan yeni nesil mikro havalimanlarıdır. Geleneksel heliportlardan (helikopter pistleri) daha karmaşık ve teknoloji odaklı yapılar olarak tasarlanmaktadır.

Konum Seçimi ve Şehir Entegrasyonu

Vertiportların en kritik tasarım unsurlarından biri konumdur. Şehir merkezlerinde yer darlığı nedeniyle tasarımlar çok katlı ve işlevseldir. Bu nedenle vertiportların; iş merkezleri, havalimanı bağlantı noktaları, büyük hastaneler ve toplu taşıma merkezleri gibi yüksek yolcu talebinin bulunduğu bölgelere konumlandırılması planlanmaktadır. Ancak eVTOL araçlarının yarattığı aşağı yönlü hava akımından dolayı gürültü ve hava sahası düzenlemeleri büyük önem taşır. Bu nedenle bina çatıları, otopark üstleri, dönüştürülmüş endüstriyel alanlar gibi mevcut yapıların üzerine entegre edilecek şekilde tasarlanmaktadır. Ayrıca yaklaşma ve kalkış koridorlarının yüksek binalar, kule vinçler ve diğer şehir engellerinden arındırılmış olması, vertiport yer seçiminin en kritik havacılık kriterlerinden biridir.

Fiziksel Alan Tasarımı ve Geometri

Geleneksel havalimanlarının aksine vertiportlar, uçakların dikey iniş-kalkış yapabilmesi sayesinde çok daha küçük alanlara sığabilmektedir. Temel bileşenleri şunlardır:

  • İniş ve Kalkış Alanları: Tasarımları; TLOF (İniş ve Havalanma Alanı), FATO (Son Yaklaşma ve Kalkış Alanı) ve rüzgâr etkilerinin ve engellerinin analiz edilerek belirlenmiş alanlardır. Bu alanların boyutlandırılması, aracın rotor çapı, maksimum kalkış ağırlığı ve rüzgâr limitleri gibi performans parametrelerine bağlıdır.
  • RD (Rotor Çapı) Standardı: Bu yaklaşım, çok rotorlu eVTOL tasarımlarının gerçek aerodinamik kapladığı alanı daha doğru temsil etmeyi amaçlar.
  • Yolcu Terminali: Güvenlik kontrolü, bekleme alanı ve biniş kapılarının bulunduğu kompakt terminallerdir. İşlemler mümkün olduğunca dijital ve hızlı olacak şekilde tasarlanır.

Bu alanların çevresinde, olası acil durumlar için engellerden arındırılmış güvenlik bölgeleri (safety areas) bulunur. Vertiport tasarımının en kritik teknik bileşenlerinden biri yüksek kapasiteli elektrik altyapısıdır. eVTOL araçlarının hızlı dönüş süreleri için megavat seviyesinde şarj sistemleri ve enerji depolama çözümleri planlanmaktadır. Bu altyapı, yüksek güç gereksinimi nedeniyle klasik bina elektrik sistemlerinden farklı olarak havalimanı ölçeğinde enerji yönetimi yaklaşımı gerektirir.

Hava Trafik ve Dijital Altyapı

Vertiportlar, geleneksel pistlerden farklı olarak devasa birer “şarj istasyonu” gibi işlev görür. Bu sistemler genellikle UTM (UAS Traffic Management) veya gelecekteki kentsel hava hareketliliği trafik yönetim ağları olarak adlandırılır. eVTOL’ler arasında çarpışma riskini önlemek için otomatik uçuş planlama, gerçek zamanlı trafik izleme ve araçlar arası haberleşmeye dayalı çarpışma önleme sistemleri gibi sistemlerin kullanılması beklenmektedir.

Dubai, Paris ve Los Angeles gibi şehirler, ilk vertiport ağlarını kurmayı hedefleyen pilot bölgeler arasında yer almaktadır. Vertiportlar, şehir içi hava ulaşımının altyapı temelini oluşturarak geleceğin çok katmanlı ulaşım sistemlerinde kritik rol oynamaya adaydır.

Uçuş Bilgileri Neden Sürekli Filtrelenir?

Modern uçaklar, uçuşun her anını ölçen binlerce sensöre sahip karmaşık makinelerdir. Hız, irtifa, yön, hava sıcaklığı, motor parametreleri gibi sayısız veri sürekli olarak ölçülür. Ancak, bu sensörlerden gelen ham veriler her zaman mükemmel değildir. Dış etkenler (şiddetli rüzgâr, türbülans, titreşim) veya sensörlerin kendi doğal hata payları, gelen bilgide “gürültü” veya anlık, yanıltıcı dalgalanmalar yaratabilir. İşte bu noktada veri filtreleme devreye girer. Filtreleme işlemi, bu “ham ve gürültülü” veriyi alıp, gereksiz dalgalanmaları ve hataları ayıklayarak pilota ve uçağın bilgisayarlarına net, güvenilir ve kararlı bir bilgi sunma sürecidir. Tıpkı cızırtılı bir radyo yayınını temizleyerek net bir ses elde etmeye benzer.

Ham Veriden Kararlı Bilgiye

Türbülanslı bir uçuş sırasında hız göstergesinin saniyede onlarca kez, büyük farklarla değiştiğini düşünün. Bu durum, pilotun uçağın gerçek hızını anlamasını ve doğru kararlar vermesini imkânsız hale getirirdi. Filtreleme sistemleri, bu anlık ve hızlı değişimleri (gürültüyü) matematiksel algoritmalarla yumuşatarak göstergelerde kararlı ve okunabilir bir değerin sunulmasını sağlar. Bu sadece pilotun görsel rahatlığı için değildir; otopilot, otomatik itki sistemi (autothrust) gibi kritik sistemlerin de sarsıntısız ve güvenli bir şekilde çalışabilmesi için bu filtrelenmiş, kararlı bilgiye ihtiyacı vardır. Sistemler, anlık bir rüzgâr darbesiyle uçağın yönünü aniden değiştirmek yerine, daha uzun süreli ve gerçekçi trendlere göre, yumuşak ve konforlu düzeltmeler yapar.

En Doğruyu Bulmak İçin Veri Birleştirme

Filtrelemenin bir diğer hayati nedeni de farklı kaynaklardan gelen bilgileri en doğru şekilde birleştirmektir. Buna “sensör füzyonu” denir. Örneğin, bir uçağın anlık konumunu belirlemek için sadece GPS’e güvenilmez. GPS sinyalleri bazen kesilebilir, gecikebilir veya hassasiyetini kaybedebilir. Bu durumda sistem, uçağın kendi içindeki çok hassas ivmeölçer ve jiroskoplardan oluşan Ataletsel Navigasyon Sistemi’nden (INS/IRS) gelen verileri GPS ile birleştirir. INS, kısa süredeki çok hassas hareketleri ve değişimleri mükemmel algılarken, GPS uzun vadede konumu doğrular ve INS’in zamanla oluşabilecek kaymalarını düzeltir. Gelişmiş filtreleme algoritmaları (örneğin Kalman filtreleri), her iki sistemin de en iyi ve en doğru yanlarını alıp, zayıf yanlarını ve hatalarını eleyerek uçağın konumu, hızı ve yönü hakkında mümkün olan en doğru ve güvenilir “tek bir gerçeği” oluşturur.

Yolcu Uçağıyla Yapılan En Uzun Uçuş Ve Özellikleri Nedir?

Yolcu uçağı, insanları bir noktadan başka bir noktaya güvenli ve konforlu şekilde taşımak amacıyla tasarlanmış, sivil havacılıkta kullanılan ve ticari ya da özel seferlerde yolcu taşımacılığı yapan hava aracıdır.

Yolcu Uçağıyla Yapılan En Uzun Uçuşların Gelişimi

Yolcu uçağıyla yapılan en uzun uçuşların gelişimi, havacılık teknolojisindeki ilerlemelere paralel olarak aşamalı biçimde gerçekleşmiştir; ilk yıllarda menzil, yakıt kapasitesi ve motor verimliliği sınırlı olduğu için uzun mesafeli uçuşlar teknik duraklamalarla yapılırken, 2000’li yıllardan itibaren daha hafif gövdeler, gelişmiş motorlar ve yakıt verimliliği yüksek uçakların geliştirilmesiyle kesintisiz (non-stop) uzun uçuşlar mümkün hale gelmiş, Boeing 777 ve özellikle Airbus A350 gibi yeni nesil uçaklar sayesinde 15 bin kilometreyi aşan rotalar düzenli ticari seferlere dönüşmüş, günümüzde ise Singapur–New York gibi yaklaşık 19 saate yaklaşan uçuşlarla yolcu konforu, kabin basıncı, nem dengesi ve mürettebat planlaması da bu gelişimin önemli bir parçası haline gelmiştir.

Yolcu Uçaklarıyla Yapılan En Uzun Uçuşlar Nelerdir?

1-Singapur (SIN) – New York (JFK) — ~15.348 km (Singapore Airlines, Airbus A350-900ULR)

2-Singapur (SIN) – Newark (EWR) — ~15.325 km (Singapore Airlines, Airbus A350-900ULR)

3-Doha (DOH) – Auckland (AKL) — ~14.535 km (Qatar Airways, Airbus A350-1000)

4-Perth (PER) – Londra (LHR) — ~14.500 km (Qantas, Boeing 787-9)

5-Melbourne (MEL) – Dallas/Fort Worth (DFW) — ~14.471 km (Qantas, Boeing 787-9)

6-Auckland (AKL) – New York (JFK) — ~14.207 km (Air New Zealand/Qantas, Boeing 787-9)

7-Dubai (DXB) – Auckland (AKL) — ~14.200 km (Emirates, Airbus A380-800)

8-Singapur (SIN) – Los Angeles (LAX) — ~14.113 km (Singapore Airlines, Airbus A350-900)

9-Bangalore (BLR) – San Francisco (SFO) — ~14.003 km (Air India, Boeing 777-200LR)

10-Houston (IAH) – Sydney (SYD) — ~13.834 km (United Airlines, Boeing 787-9

 

Havacılıkta ‘’No Fly Zone’’ Uçuşa Yasak Bölge Kararları Nelerdir?

Havacılıkta güvenlik her şeyden önce gelir. Bu nedenle bazı bölgelerde uçuşların tamamen ya da geçici olarak yasaklanması gerekebilir. Bu tür alanlara ‘’ No-Fly Zone’’, yani uçuşa yasak bölge denir. Bu kararlar genellikle sivil havacılığın güvenliğini sağlamak amacıyla alınır.

No Fly Zone Kararları

No-Fly Zone kararları çoğunlukla savaş, iç karışıklık, terör tehdidi veya yoğun askeri faaliyetlerin olduğu bölgelerde uygulanır. Ayrıca devlet başkanlarının ziyaretleri, büyük uluslararası toplantılar ya da doğal afetler sırasında da geçici uçuş yasakları konulabilir. Bu bölgeler hava sahası haritalarında yayımlanır ve havayolları uçuş planlarını buna göre değiştirir. Amaç, uçakların tehlikeli alanlara girmesini engelleyerek hem yolcuları hem de mürettebatı korumaktır.

Sonuç olarak;

No-Fly Zone uygulamaları, havacılıkta riskleri azaltmak için kullanılan önemli bir güvenlik önlemidir. Her ne kadar uçuş sürelerini uzatabilse de asıl hedef insanların güvenli bir şekilde seyahat etmesini sağlamaktadır.

Uçaklar Gerçekten Kendi Kendini Uçurabilir mi?

Modern havacılıkta bir uçağın uçuşu, sanılanın aksine sadece otopilotun değil, Uçuş Yönetim Sistemi (FMS) ile kurulan entegrasyonun bir sonucudur. Pilotlar, uçuş öncesinde rotayı, hava durumunu ve performans verilerini bu sisteme işleyerek uçağın “yol haritasını” çizerler. Uçuşun seyir (cruise) evresinde otopilot, uçağı milimetrik hassasiyetle rotada tutsa da bu durum uçağı tamamen bağımsız hale getirmez. Sistemler “otonom” değil “otomatik” çalışır; yani sadece insan tarafından önceden belirlenmiş komutları, matematiksel bir doğrulukla yerine getirirler.

Autoland ve Operasyonel Gerçeklik

“Uçaklar kendi kendine iniyor” algısının temelinde CAT III (Category III) olarak adlandırılan otomatik iniş sistemleri yatmaktadır. Özellikle görüş mesafesinin çok düşük olduğu yoğun sis durumlarında, uçak yerdeki ILS (Instrument Landing System) sinyallerini takip ederek teker koyma anına kadar kendini yönetebilir. Ancak bu süreç dahi pilotun aktif izlemesi altındadır. Unutulmamalıdır ki, uçuşun en kritik anlarından biri olan kalkış aşaması günümüzde hâlâ %100 manuel olarak pilotlar tarafından gerçekleştirilir. Uçağın yerdeki taksi operasyonları ve kalkış için piste hizalanması, sistemlerin henüz tek başına yönetemediği bir beceri ve durumsal farkındalık gerektirir.

İnsan Faktörü

Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, kokpitteki insan faktörü “sistem yöneticisi” rolünden “karar verici” rolüne evrilmiştir. Beklenmedik bir mekanik arıza, şiddetli rüzgâr değişimleri (windshear) veya acil tıbbi durum gibi senaryolarda algoritmalar yetersiz kalır. Bir yapay zekâ veya otopilot yazılımı, “Sully” Sullenberger’ın Hudson Nehri’ne iniş yaparken kullandığı sezgisel ve risk odaklı muhakemeyi henüz yapamaz. Sonuç olarak, uçaklar karmaşık görevleri başarıyla yerine getiren muazzam makineler olsa da emniyetin nihai garantörü her zaman kokpitteki profesyonel akıldır.

Bir Uçuşun Kârlı Olup Olmadığı Nasıl Hesaplanır?

Kârlı Uçuş Nedir?

Bir havayolu işletmesi tarafından gerçekleştirilen bir uçuşun sonunda elde edilen toplam gelirlerin, aynı uçuşa ait toplam maliyetleri aşması durumudur.  Bir uçuşun kârlılığını belirlemede;

  • Yolcu sayısı
  • Ortalama gelir
  • Maliyet yapısı
  • Zamanlama önemlidir.

Havayolu taşımacılığında bir uçuşun kârlılığı yalnızca yolcu sayına bağlı değildir. Bir uçağın dolu olması uçuşun kârla sonuçlandığı anlamına gelmez. Havayolu işletmeleri her uçuşu kendi gelir ve maliyet yapısı içerisinde analiz ederek kârlılığı hesaplar.

Kâr ve Gelir Kalemleri

Bir uçuşun kârlı kabul edilebilmesi içi, uçuşa ait toplam gelirlerin toplam maliyetleri aşması gerekmektedir. Uçuş gelirleri üç ana kalemden oluşmaktadır. En önemli gelir kaynağı yolcu taşımacılığıdır. Yolcu gelirlerine sadece satılan koltuk sayıları girmez, koltuk başına elde edilen ortalama gelir belirler. Business ve ekonomi sınıfları arasındaki fiyat farkı, son dakika bilet satışları ve aktarmalı yolculardan elde edilen gelirler toplam geliri etkiler.

Yolcu bilet gelirlerine ek olarak yan gelirlerde kârlılığı belirlemede etkilidir. Bunlar bagaj ücretleri, koltuk seçimi, yiyecek ve içecek satışları gibi hizmetler belirleyici unsurlardır.

Önemli gelir kalemlerinden biri de kargo ve posta taşımacılığıdır. Yolcu uçaklarının alt kargo bölümünde taşınan ticari yükler, yolcu sayısının düşük olduğu uçuşlarda karlılığı etkileme gücüne sahiptir.

Diğer temel unsur maliyetlerdir. Yolcu giderleri en yüksek maliyet giderlerini oluşturur. Uçak tipi, uçuş mesafesi, hava koşulları ve küresel yakıt fiyatlarındaki değişimler yakıt maliyetlerini doğrudan etkilemektedir. Yakıt maliyetlerine ek olarak havalimanı ve yer hizmetleri maliyetleri de gider fiyatlarını etkiler. İniş ve kalkış ücretleri, park ücretleri, yer hizmeti bedelleri büyük ve yoğun havalimanlarında uçuş maliyetlerini artırmaktadır. Bunlara ek olarak bakım, onarım, uçak kiralama ve amortisman giderleri uçuş maliyetlerine girer.

Doluluk oranı, uçuş kârlılığının değerlendirilmesinde önemli bir etkendir fakat tek başına belirleyici değildir. Havayolu işletmeleri için önemli bir kriter de başabaş doluluk oranıdır. Bu oran bir uçuşun maliyetlerini karşılayabilmesi için gerekli olan minimum doluluk seviyesini ifade eder. Başabaş doluluk oranının üzerinde gerçekleşen her ek satış, uçuşun kârlılığına katkı sağlar.

Uçuşun gerçekleştirildiği hat, zamanlama ve sezonluk talep değişimleri de kârlılık üzerinde etkilidir. İş amaçlı seyahatlerin yoğun olduğu gün ve saatlerde yapılan uçuşlar genellikle daha yüksek gelir üretirken, düşük talep dönemlerinde aynı uçuşlar daha düşük kârlılık gösterebilmektedir.

Sonuç Olarak;

Bir uçuşun kârlılığı gelirlerin çeşitliliği, maliyet yapısı, doluluk oranı uçak tipi ve operasyonel koşulların birlikte değerlendirilmesiyle belirlenmektedir. Havacılık sektöründe sürdürülebilir kârlılık, yalnızca uçakları doldurmakla değil her koltuktan elde edilen geliri ve operasyonel verimliliği dengeli biçimde yönetmekle mümkün olmaktadır.

Uçuş Sonrası Debriefinglerin Önemi Nelerdir?

Havacılıkta uçuş, tekerleklerin yere değmesiyle değil, uçuş sonrası yapılan değerlendirme (debriefing) süreciyle tam anlamıyla sona erer. Debriefing, uçuş ekibinin görev boyunca yaşananları, alınan kararları ve karşılaşılan zorlukları dürüstçe masaya yatırdığı kritik bir geri bildirim mekanizmasıdır. Bu sürecin temel amacı “kim suçlu?” sorusuna yanıt aramak değil, “ne oldu ve bir dahaki sefere nasıl daha iyi yapabiliriz?” sorusuna odaklanarak operasyonel emniyeti en üst düzeye çıkarmaktır. Uçuşun stresi ve hızı bittiğinde, sessiz bir ortamda yapılan bu analiz, tecrübenin kalıcı bilgiye dönüştüğü andır.

Operasyonel Gelişim ve Hataların Analizi

Debriefinglerin en somut faydası, teknik ve usul hatalarının henüz bir kazaya yol açmadan tespit edilmesini sağlamasıdır. Uçuş sırasında fark edilmeyen küçük sapmalar veya verimsiz uygulamalar, sakin bir ortamda veriler ışığında incelendiğinde büyük derslere dönüşür. Özellikle “Just Culture” (Adil Kültür) çerçevesinde yapılan bu görüşmeler, ekiplerin kendi hatalarını çekinmeden paylaşmalarına olanak tanıyarak kurumsal bir hafıza oluşturur. Bu sayede, bir ekibin yaşadığı zorluk, tüm organizasyonun emniyet standartlarını yukarı çeken bir eğitim materyaline dönüşür.

Ekip Kaynak Yönetimi (CRM) ve Psikolojik Emniyet

Teknik detayların ötesinde, debriefingler ekipler arasındaki iletişimi ve koordinasyonu, yani Ekip Kaynak Yönetimi’ni (CRM) güçlendirir. Uçuşun stresli anlarında yaşanan iletişim kopuklukları veya hiyerarşik engeller bu toplantılarda şeffafça konuşularak giderilir. Ekip üyelerinin birbirlerine yapıcı geri bildirimler vermesi, karşılıklı güveni artırırken bir sonraki uçuş için daha uyumlu bir çalışma ortamı sağlar. Bu süreç, sadece profesyonel bir veri alışverişi değil, aynı zamanda uçuşun getirdiği mental yükün paylaşıldığı ve emniyet kültürünün profesyonelce pekiştirildiği bir “altın saat” niteliğindedir.

Manuel Bilet Nasıl Düzenlenir?

Manuel Bilet Nedir?

Bilet oluşturma ve basma sistemlerini kullanmadan oluşturulan ve düzenlenen, personelin el ile doldurduğu bilettir. Manuel hazırlanan biletler, sert bir zeminde, stilo bir kalem kullanılarak doldurulur. Ayrıca bilet koçanları karbonludur ve ilk sayfasına yazılanlar tüm sayfalara geçmelidir. Biletin manuel olarak düzenlenebilmesi için bilet ve bölümlerini incelemek gerekir.

Manuel Bilet Bölümleri

Bilet koçanı ön kapak ve ek bilgi sayfalarına ilave olarak 4 farklı kupondan oluşur:

Ön Kapak

Havayolu ad ve amblem (logo), bilet numarası, havayolunun bağlı olduğu kuruluş ve havayolu merkez ofis adresleri bulunmaktadır.

Ek Bilgi Sayfaları

Taşıma sözleşmesinin şartları, sorumluluğun sınırlanması konusunda, uluslararası seyahat eden yolculara tavsiyeler, bagaj sorumluluğunun sınırlandırılması üzerine uyarılar, uçuşa kabul (check-in) işlemleri esnasında yolcu beraberinde ücretsiz taşınacak bagaj hakkı üzerine bilgiler, koltuk rezervasyonlarının teyidi hakkında bilgiler.

Kapak ve bilgi sayfalarına ek olarak 4 farklı kupon bulunmaktadır.

Audit Coupon (Muhasebe Kuponu)

Taşıma anlaşmasının asıl gerekliliklerini gösteren kupondur. Bileti düzenledikten sonra satış raporuna eklenir. Bileti kesen ofis tarafından muhasebeye gönderilir.

Agency Coupon (Acente Kuponu)

Bileti düzenleyen ofisin kendi dosyasına yerleştirdiği kupondur.

Flight Coupon (Uçuş Kuponu)

Yolcunun uçuşu için gerekli olan, uçuşa kabul işlemleri sırasında görevlilere gösterilmesi gereken kupondur.

Passanger Coupon (Yolcu Kuponu)

Biletin satın alındığını gösteren ve yolcuda bulunması gereken arka kapak kısmıdır.

Yolcular Uçuş Esnasında Neden Daha Çok Su Kaybı Yaşar?

Uçak kabinlerindeki nem oranı genel olarak yüzde 20’den daha azdır. Bu Sahra Çölü’nden daha az bir nem oranıdır. Bu fazlasıyla kuru hava bir de az oksijenle birleşince sıvı kaybına diğer bir adıyla dehidrasyona neden olabilir. Bu durum kısa süreli uçuşlarda fazla bir etki yaratmazken, uzun süren uçak yolculukları için aynısını söylemek oldukça zordur. Örneğin 10 saatlik bir uçuşta, ortalama bir kadın 1,6 litre su kaybederken, erkeklerde bu oran kadından yüzde 25 daha fazladır.

Dehidrasyon(Sıvı Kaybı) Nedir?

Dehidrasyon, uzun süre su tüketmeme sebebiyle ortaya çıkan ve günlük yaşamda rastlanan bir sorundur.  Uçuşlarda ise genellikle kabindeki nem eksikliği ya da yetersiz su tüketiminden kaynaklanıyor. Semptomları yaşa göre farklılık gösteriyor. Uçuşlarda hava kuruluğuna karşı sıvı tüketimine çok dikkat etmek gerekiyor.

Bu Rahatsızlığın Başlıca Belirtileri Nelerdir?

  • Dudaklarda çatlama gibi cilt kuruması örnekleri
  • Baş dönmesi
  • Sersemlik ve uykulu olma hali
  • Çok su içmenize rağmen azalmayan susuzluk hissi
  • Baş ağrısı
  • Koyu renkli idrar
  • Ağızda kuruma

Uçuşlara Sıvı Kaybı Karşısında Alınan Önlemler Nelerdir?

  • Bol su tüketebilirsiniz.
  • İyi bir nemlendirici kullanabilirsiniz.
  • Göz damlası taşıyabilirsiniz.
  • Burun spreyi kullanabilirsiniz.
  • Astım hastalığınız varsa ilaçlarınızı yanınızda bulundurmalısınız.

Dehidrasyona Karşı Hangi Gruplar Risklidir?

  • Bebekler ve çocuklar
  • İleri yaştaki yetişkinler
  • Kronik hastalığı olanlar

 

 

resmin alt tagı

Herkes İçin Havacılık Derneği, 2015 yılında öğrenciler tarafından kurulan ve yönetilen bir dernek olarak İLK ve TEK olma özelliğiyle havacılık tarihine imzasını bırakmıştır.

Bugün itibariyle; 3500+ üyesi ile Türk Sivil Havacılığının En Büyük Sivil Toplum Kuruluşudur. 150+ den fazla çalışanı, kendine ait eğitmen kadrosu, marka temsilcileri, avukat kadrosu, akademisyen destekleri ve sektörel iş birlikleri ile yılda 300.000+ insanla etkileşim halindedir.

®️ ISO 21001:2018 Uluslararası Eğitim Kuruluşları Yönetim Sistemi Standardına sahip Türkiye'deki İLK ve TEK havacılık derneğidir.

 

Mail Formu

     

    İletişim

    Yenişehir Mahallesi Osmanlı Bulvarı No:2 Ayport Sitesi A Blok Ofis No:2
    Pendik/ İstanbul

    0216 771 2015

    info@herkesicinhavacilik.com