resmin alt tagı

Havacılıkta “Kâğıtsız Kokpit” (Electronic Flight Bag) Nedir?

Elektronik Flight Bag Nedir?

Elektronik Uçuş Çantası (EFB), uçuş ekiplerinin uçuş yönetim görevlerini daha kolay ve verimli bir şekilde gerçekleştirmelerine yardımcı olacak uygulamaları barındıran dijital bir bilgi yönetim cihazıdır.

Pilotlar, ağır kâğıt haritaları, kılavuzları ve belgeleri taşımak yerine artık ihtiyaç duydukları her şeye şık bir tablet veya cihaz üzerinden sahipler.

EFB’nin Görevleri Nelerdir?

Uçuş öncesi dokümanlara hızlı erişimi, performans hesaplamaları (örneğin kalkış/iniş verileri), navigasyon ve hava durumu bilgileri, gerekli talimat ve prosedürlerin dijital görüntülenmesi, uçuşa dair plan ve rota verileri, check-list’ler ve kritik operasyonel bilgilere ulaşma konusunda yardımcı olur.

EFB’nin Tercih Edilmesinin Nedenleri Nelerdir?

Evrak işlerinde azalmaya yardımcı olurlar. Yazdırma, manuel güncelleme ve kâğıt kılavuzları taşıma ihtiyacını ortadan kaldırırlar. Bu da daha hızlı ve kolay bir doküman güncelleme süreci sağlar. EFB’ler ile bilgiye erişim daha hızlı ve kolaydır. Pilotlara, özel yazılımlar aracılığıyla çeşitli verilere erişme ve hızlıca hesaplama konusunda verimlilik sağlarlar. Renkler, köprü bağlantıları ve etkileşimli özelliklerle zenginleştirilmiş dokümantasyon, kullanımı daha kolay ve verimli hale getirirler. EFB’ler, hava durumu bilgileri ve uçağın konumu gibi gerçek zamanlı verileri navigasyon haritalarında görüntüleyerek pilotun uçuş sırasında farkındalığını artırmasına yardımcı olurlar. Kalkış, iniş ve acil durumlarda kritik bilgiler sağlarlar. Türbülans sırasında pilotlar panik yapmazlar ve sakin bir şekilde check-list’lerini kontrol ederler. Performans hesaplama hataları riskini azaltarak uçuş güvenliğini de artırırlar. Uçak performansını hesaplamak için performans yazılımı kullanmak, pilotlar için süreci basitleştirerek daha hızlı ve daha doğru sonuçlar elde edilmesini sağlar. Bu optimizasyon, artırılmış yük taşıma kapasitesi, daha yüksek FLEX sıcaklıkları ve daha hassas tahminler sağlayarak operasyonel verimliliği artırır. En önemli nedenlerden biri ise uçaklarda performans optimizasyonu ve kâğıt kullanımının azaltılması sağlanarak uçak operasyonlarının karbon ayak izinin en aza indirilmesine katkıda bulunmasıdır.

EFB’nin Sınıflandırılması

2 kategoriye ayrılırlar. İlki donanım türüdür. Fiziksel özelliklerine göre EFB’ler taşınabilir veya sabit olabilir.

Yazılım türüne göre ise operasyonel açıdan bakıldığında, bir EFB’de kullanılan yazılım, işlevselliği/kapasitesiyle karakterize edilir. İki tür uygulama yazılımı vardır: A Tipi ve B Tipi.

Elektronik seyahat çantaları (EFB’ler) başlangıçta yeteneklerini ve işlevlerini ayırt etmek için farklı donanım sınıflarına (Sınıf 1, Sınıf 2, Sınıf 3) ve yazılım türlerine (Tip A, Tip B, Tip C) ayrılmıştır. Daha sonra EFB basitleştirilmiş ve donanım, EASA ve ICAO yönergeleriyle uyumlu hale getirilmek üzere “taşınabilir” veya “kurulumlu” olarak yeniden sınıflandırılmıştır. Tip C uygulamaları daha sonradan kaldırılmıştır.

1.sınıf taşınabilir tablet veya dizüstü bilgisayar gibi cihazlardan oluşur ve kokpite sabitlenmesi zorunlu değildir. Genellikle doküman görüntüleme amacıyla kullanılırlar.

2.sınıf, kokpite sabitlenmiş ve uçak elektriğinden beslenebilen tabletlerdir; performans ve ağırlık–denge hesapları gibi daha gelişmiş görevlerde kullanılır.

3.sınıf ise uçağın avionik sistemlerine tam entegre olan ve sertifikalı uçak ekipmanı olarak kabul edilen sistemlerdir.

Tip A uygulamaları bilgilendirme amaçlı olup el kitapları ve prosedürleri içerir.

Tip B uygulamaları ise kalkış–iniş performansı ve ağırlık–denge gibi operasyonel hesaplamaları kapsamaktadır.

Pilotlar Uçuşta Kabin Ekipleriyle Nasıl İletişim Kurarlar?

Havacılıkta uçuş emniyetinin sağlanması ve yolcu operasyonlarının yönetilmesi için kokpit ve kabin ekibi arasında kesintisiz bir iletişim şarttır. Pilotlar, uçuş boyunca kabin ekibiyle temel olarak dahili telefon sistemleri (interphone), genel anons sistemi (PA) ve belirli durumları işaret eden sesli/ışıklı uyarılar aracılığıyla iletişim kurarlar. Bu iletişim süreci, sadece bilgi alışverişini değil, aynı zamanda uçağın o anki durumu ve güvenliğiyle ilgili kritik koordinasyonu da kapsar. Temel amaç, her iki ekibin de uçağın durumu hakkında aynı “durumsal farkındalığa” sahip olmasını sağlamaktır.

Dahili Telefon Sistemleri ve Görsel Sinyaller

Kokpit ve kabin arasındaki en yaygın teknik iletişim aracı, “Interphone” veya “Intercom” adı verilen dahili telefon sistemidir. Pilotlar, kokpitteki kontrol panelinden ilgili kabin istasyonunu seçerek kabin amiri veya diğer ekiplerle doğrudan görüşme yapabilirler. Bu çağrılar, kabin içerisindeki Attendant Call Panel (ACP) adı verilen renkli ışıklı panellerde ve belirli tondaki sesli uyarılar (chime) ile ekiplere bildirilir. Örneğin, pembe veya kırmızı ışık genellikle kokpitten gelen bir çağrıyı temsil ederken, tek veya çift ‘ding’ sesi çağrının türüne dair bilgi verir. Ayrıca, emniyet kemeri ikaz ışıklarının iki kez üst üste yakılıp söndürülmesi gibi görsel sinyaller, ekiplerin iniş hazırlığına başlaması veya türbülansta yerlerine oturması için birer sessiz komut niteliği taşır.

Emniyet Protokolleri ve Kritik Safhalar

İletişimin yöntemi kadar zamanlaması da hayati önem taşır. Uçuşun taksi, kalkış ve iniş gibi kritik evrelerinde, “Sterile Cockpit” (Steril Kokpit) kuralı uygulanır; bu süreçte emniyetle doğrudan ilgili olmayan hiçbir iletişim kurulmaz. Acil durumlarda ise pilotlar, “Kabin Amiri kokpite” veya “İstasyonlarınıza geçin” gibi standartlaşmış anonslar veya özel interphone kodları kullanarak ekibi anında yüksek alarm durumuna geçirirler. Bu protokoller, karmaşık anlarda bile yanlış anlaşılmaları önlemek ve ekibin Standart Operasyonel Usullere (SOP) göre saniyeler içinde koordineli hareket etmesini sağlamak amacıyla dünya genelinde standartlaştırılmıştır.

 

Gelecekte Pilot Rolü Nasıl Değişecektir?

Gelecekte pilotluk, uçağı “uçuran” bir rolden çok, uçuş ekosistemini yöneten, sınır durumlarını kontrol eden ve yapay zekânın kararlarını denetleyen bir uzmanlığa evrilecektir. Pilotun iş tanımı “kontrol eden” den “anlamlandıran”a kaymaktadır. Pilot bugün fiziksel kumandalarla uçağı yöneten kişidir yarın ise uçuşu oluşturan veri akışlarını, algoritmik önerileri, sistemler arası etkileşimi ve beklenmeyen uç durumları yöneten bir karar mimarı olacaktır.

Pilotluktan Sistem Yöneticiliğine

Pilotun devre dışı bırakılması anlamına gelmez aksine yapay zekâ, pilotun yardımcısı ve karar destekleyicisi olarak konumlanırken, uçağın kontrolünün tamamen insandan bağımsız veya pilotsuz biçimde kullanılmasına izin verilmeyecektir. İnsan, bilinçli şekilde sistemin merkezinde tutulacak çünkü havacılıkta güvenlik, yalnızca doğru hesap değil, doğru anda sorumluluk alabilme yeteneği gerektirir. Pilot, uçağın içinde değil, uçuşun tamamında rol alacaktır. Planlamada, yer sistemleriyle etkileşimde, hava sahası dinamiklerinde ve kriz anlarında. Yapay zekâ standart koşulları insanlar kadar iyi yönetecek, bu nedenle pilotun gerçek değeri normal olmayanı sezme, bağlam kurma ve “neden böyle?” sorusunu doğru anda sorabilme becerisinde toplanacaktır. Bu durum pilotluğu basitleştirmez aksine bilişsel olarak ağırlaştırır, çünkü insanın rolü düğmeye basmak değil, yanlış bir otomatik kararı zamanında fark etmektir. Geleceğin pilotu, uçağın davranışını ezberleyen değil, sistemin niyetini okuyan kişi olacaktır.

İnsan – Makine Dengesi, Eğitim ve Yetkinliklerin Dönüşümü

Bu noktada eğitim de değişecektir: kas hafızası kadar zihinsel modelleme, prosedür kadar sistem düşüncesi, uçuş saati kadar simülasyon içi anomali yönetimi öne çıkacaktır. Kokpitte iki pilotun bulunması iş paylaşımı için değil, bilişsel denge ve karşılıklı denetim için yeniden anlam kazanacak bazı platformlarda yerde konumlanan “dijital ikinci pilot” ile birlikte çalışılan hibrit ekipler standart hâline gelecektir. Pilotun uçuşu “yapan” değil, uçuşu “doğrulayan” ve gerektiğinde algoritmayı geçersiz kılan son merci olacak. Bu dönüşüm, insan–makine ilişkisini teknik bir entegrasyon konusu olmaktan çıkarıp etik ve hukuki bir zemine taşır çünkü kararın kaynağı kadar sorumluluğun sınırları da açık biçimde tanımlanmak zorundadır. Gelecek senaryolarında pilotlar tek bir uçağa değil, görev kümelerine odaklanacak; hava sahasını bir satranç tahtası gibi okuyacak, yer–hava–uzay katmanları arasında akıl yürütecek ve platformdan bağımsız düşünecektir. Bu yaklaşım pilotluğu dar bir meslekten geniş bir uzmanlığa dönüştürürken; veri okuryazarlığı, insan faktörleri, siber farkındalık ve kriz psikolojisi pilot lisansının doğal bileşenleri hâline gelecektir. Pilotluk kaybolmayacak, sessizce merkezîleşecek ve en kritik anlarda, en az görünen ama en belirleyici rol yine insanda kalacaktır.

Motorlar Ne Zaman Pilota Karşı Çalışır?

Uçak motorları, pilot komutlarını yerine getirmek üzere tasarlanmış son derece gelişmiş ve korumalı sistemlerdir fakat belirli uçuş koşullarında motorların verdiği tepkiler, pilot beklentileriyle birebir örtüşmeyebilir. Bu durum, motorların pilota karşı çalıştığı şeklinde algılanabilir; oysa bu davranışların arkasında güçlü bir emniyet mantığı bulunmaktadır.

Motor Koruma Algoritmalarının Önceliği

Modern jet motorları; aşırı sıcaklık, devir ve basınç değerlerine karşı koruma sağlayan otomatik sistemlerle donatılmıştır. Bu sistemler, motorun zarar görmesini engellemek için pilot komutlarını sınırlayabilir. Pilot gaz kolunu ileri alsa dahi, motor güvenli çalışma sınırlarının dışına çıkmaz.

FADEC’in Karar Mekanizması

FADEC kontrollü motorlarda nihai karar, yazılım tarafından belirlenen emniyet limitlerine bağlıdır. Sensörlerden gelen veriler sürekli analiz edilir ve motor performansı bu verilere göre ayarlanır. Bu durum, pilotun verdiği komutun her zaman doğrudan uygulanmamasına neden olabilir.

Çevresel Koşulların Motor Tepkisine Etkisi

Yüksek irtifa, sıcak hava koşulları ve buzlanma gibi çevresel faktörler motor performansını doğrudan etkiler. Bu şartlar altında motor, teorik olarak mümkün olan en yüksek itkiyi üretemeyebilir ve pilot tarafından beklenen tepki gecikebilir.

Emniyet Odaklı Tasarım Yaklaşımı

Motorların bu tür davranışları, pilota karşı bir direnç değil, uçuş emniyetini korumaya yönelik bilinçli bir tasarım yaklaşımının sonucudur. Sistemler, motorun ve uçağın güvenliğini her koşulda öncelikli tutacak şekilde programlanmıştır.

Sonuç olarak motorların pilota karşı çalıştığı izlenimi, gelişmiş koruma sistemlerinin ve yazılım tabanlı karar mekanizmalarının doğal bir sonucudur.

Uçakta Neden 2 Pilot Vardır?

Uçakta Neden 2 Pilot Var?

Uçaklarda iki pilot bulunmasının önemli ve temel sebebi operasyonel etkinlikler ve güvenlik ile ilgilidir. İki pilotu olan sistemler uçuş esnasında ortaya çıkabilecek beklenmedik olaylarla başa çıkabilme kabiliyetini arttırarak yolcu emniyetini büyük ölçüde üst seviyeye çıkarmayı hedefler. Bunun yanı sıra uzun uçuşlarda pilotların dinlenebilmesini sağlayarak stresi ve yorgunluğu minimum düzeye indirir, böylece uçuşun etkin ve güvenli bir şekilde gerçekleşmesini sağlar. Bu takımsal yaklaşım, çetrefilli uçuş operasyonlarını olabildiğince iyi yönetmeye yardımcı olur ve genel havacılık emniyeti standartlarını destekler.

Kaptan Pilotun Görevleri

Bir kokpitte bir yardımcı pilot ve bir kaptan pilot bulunur. Kaptan pilotun görevlerinden ilki uçuş güvenliğini ve kontrolünü sağlamaktadır. Uçuşun güvenli ve düzenli bir şekilde gerçekleşmesinden sorumludur. Bir diğer görevlerinden biri ise uçuş planlamasıdır. Hava durumu, rotanın belirlenmesi ve yakıt hesaplaması gibi faktörleri belirleyerek bir uçuş planı oluşturur. Kaptan pilot aynı zamanda ekip yönetimi yapmakla da yükümlüdür. İkinci pilot ve diğer çalışan üyelerle iş birliği yapar, iletişim kurar ve ekip uyumunu sağlar. Kaptan pilot beklenmedik durumlarda etkili ve hızlı bir şekilde karar almalıdır. Acil durum prosedürlerini bilmek ve uygulamaya getirmek, önemli durumları en iyi şekilde ele almayı içerir.

 

Yardımcı Pilotun Görevleri

Yardımcı pilotun görevleri ise daha çok kaptan pilotun iş yükünü hafifletmeye yöneliktir. Bunlardan ilki olan rota izleme ve navigasyon, uçağın güzergâh takibini gerçekleştirmesidir. Ayrıca yardımcı pilot uçağın ekipmanının uçuşa hazır olduğunu kontrol eder. Sistemleri inceleyerek uçuş öncesi kontrolleri yapar ve hazırlıkları tamamlar. Yardımcı pilot kaptan pilot gibi acil yardım yönetimi uygulamasını bilmelidir.

İşte bu ekip yaklaşımı, yolcu güvenliğini en üst seviyeye getirerek uçuşların sorunsuz bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak için havacılık endüstrisinde yaygın bir uygulamadır.

 

Pilotlar Uçustan Önce Alkol Alırlar Mı?

Ulaşım amaçlı tercih ettiğimiz uçakları kullanan, idare eden hakimiyetin onda olduğu kişiye pilot denir. Eğitim ve çalışma disiplini ile kendini geliştirmiş bu kişilerin uçuş öncesi yapmaması gereken bazı şeyler vardır liste başında alkol almamak gelir.

Türkiye’deki pilotlar için alkol sınırı 100ml kan için 20mg alkoldür. Çoğu havayolu firması pilotlarına uçuşlarından 8 saat öncesinden başlayarak alkol almalarını yasaklar. Çünkü alkol beraberinde uzun süreli konsantrasyon bozukluğu, mide bulantısı, baş dönmesi, uykusuzluk, konuşma bozukluğu ve kasları kontrol edememe gibi fonksiyonları getirir. Yüzlerce, binlerce insanın hayatından sorumlu olan pilotlar için büyük risk taşır. Uçuştaki emniyetin sağlanması için pilotların ve uçuş ekibinin bu konu hakkında ekstra hassas olması gerekir. Uçuş ekibi ve pilotlar uçuş öncesinde veya sonrasında rastgele alkol ve uyuşturucu madde testi yapılır. Test pozitif çıktığı taktirde itiraz hakları vardır. Bu testler yolcuların görmediği bir alanda yapılır ki yolcuların gözündeki itibarları zedelenmemeleri sağlanır.

Alkol Sınırı Aşan Pilotlara Ne Gibi Cezalar Verilir?

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü talimatına göre eğer ki uygulanan test sonucu pozitif çıkarsa, teste tabii tutulan uçuş görevlisi uçuştan alınır, test sonucu çalıştığı firmaya bildirilir.

Otopilot Nedir?

İnsan hayatını kolaylaştırmak için otomasyon sistemleri, günümüzde hayatın her aşamasında kullanılmaktadır. Buna en iyi örnek olarak otopilotlar verilebilir. Uzun uçuşlarda pilotlar dikkatini sürekli uçuşa verdiği için bu durum ciddi bir yorgunluğa yol açmaktadır. Otopilotlar bu durumu engelleyerek pilotun uçuşa verdiği dikkati azaltmakta olup pilotların daha az yorulmasını sağlar.

İlk Otopilot Sistemleri

Uçakların menzilleri uzadıkça pilotun uçuşa verdiği dikkat artmış, bunun sonucunda da insan performansının yetersiz kaldığı durumlar ortaya çıkmış, bunun sonucunda havacılık kazaları meydana gelmiştir. İlk otopilot sistemleri de birinci dünya savaşından sonra geliştirilmeye başlanmıştır ve ikinci dünya savaşı bombardıman uçaklarında kullanılmaya başlanmıştır.

Modern Otopilot Sistemleri

Günümüzde uçan bölgesel jetlerde, dar ve geniş gövdeli yolcu uçaklarının tamamında otopilot sistemi bulunmaktadır ve bu durum sivil havacılık otoriteleri tarafından zorunlu hale getirilmiştir. Bunun yanında 19 kişi ve daha az yolcu taşıyan genel havacılık uçaklarında ise otopilot sistemi bulunmayabilir de.

Otopilotlar günümüz kompleks hava araçlarında 3 akslı ve bilgisayar kontrollüdür. Ayrıca modern yolcu uçaklarında taksi, kalkış, yükselme, seyir, alçalma, yaklaşma ve iniş aşamaları için bölünmüştür. Ayrıca ILS gibi yaklaşma sistemleri de otopilota yardımcı olarak uçağın güvenli bir şekilde yere inmesini sağlar.

Otopilot Sistemleri Nasıl Çalışır?

Daha küçük uçaklar için otopilotlarda üç kontrol seviyesi vardır. Tek eksenli bir otopilot, bir hava aracını yalnızca dönüş ekseninde kontrol eder; bu tür otopilotlar kanat dengeleyiciler olarak da bilinir.

İki eksenli bir otopilot, bir uçağı yatay eksenin yanı sıra dikey eksende de kontrol eder ve sınırlı pitch salınımı düzeltme yeteneğine sahip bir kanat dengeleyiciden biraz daha fazlası olabilir veya gerçek otomatik uçuş rehberliği sağlamak için yerleşik radyo navigasyon sistemlerinden faydalanabilir

Üç eksenli bir otopilot, dikey eksende de kontrol sağlar ve birçok küçük uçakta bulunmayabilir.

Savaş Pilotları İçin “As Pilot” Kavramı Nedir?

As pilot, uçan as ya da diğer bir adıyla da şampiyon avcı havacılık tarihinde kayda değer sayıda uçak düşüren pilotlara denir. As kelimesinin nereden geldiğine bakacak olursak; as iskambil destesindeki en büyük kağıttır.

En Çok Uçak Düşürmüş Olan As Pilot Kimdir?

En çok uçak düşüren savaş pilotu olarak bilinen ve en Dünya’nın en ünlü As pilotu Erich Hartmann’dır. Erich Hartman, dünyada en çok As pilot yetiştirilmiş dönem olan 2. Dünya Savaşı pilotlarındandır. Bu konuda ünlü olmasının sebebi ise toplamda bilinen 352 uçak düşürmüş olmasıdır.

2. Dünya Savaşı dışında bakacak olursak ünlülüğü tartışılmaz olan ve 1. Dünya savaşının en çok uçak düşüren pilotu olmasa da herkes tarafından bilinen asıl adı Fokker Dr.I Triplane olan Kızıl Baron da ünlü As pilotlardandır.

Türkiye’nin As Pilotu Var Mıdır?

Türkiye’de bir As yetiştirildiğini söylemek zordur ancak Avrupalılar arasında da saygı görmüş ve meşhur olan Doğu Cephesi’nde büyük faaliyet göstermiş aynı zamanda aslarla bir tutulmuş pilotumuz Tayyereci Vecihi olarak da bilinen Vecihi Hürkuş vardır.

Pilotlar Doğru İniş Açısında Olduğunu Nasıl Anlar?

Havacılığın en fazla geliştiği dönem olan 1930’larda uçakların boyutu büyümüş ve devasa uçakların getirdiği büyük sorumluluklar, pilotların kapasitesini aşmaktaydı. Seyrüsefer sistemlerinin geliştirilmesiyle birlikte pilotlar, bu koca kuşları daha rahat kontrol eder hale gelmiştir.

Seyrüsefer Sistemleri Nelerdir?

Havalimanı seyrüsefer sistemleri, hava taşıtlarına pozisyonlarını, elektronik sinyal olarak gönderen yönlendirici sistemlerdir. Havalimanlarında kullanılan 5 adet ana seyrüsefer sistemleri vardır. Bunlar; Radar, ILS, DVOR, DME ve NDB’dir. Bu seyrüsefer sistemleri ile pilotlar, pistlerin yerlerini bulup uygun yaklaşma açısı ile pistlere iniş yaparlar.

Yaklaşma Uyarı Işıkları

Yaklaşma uyarı ışıkları, aletli iniş sistemlerini kullanan pistlerde bulunur. Bu ışıklar, pilotun pist ortamını görsel olarak tanımlamasına ve yaklaşmada önceden belirlenmiş bir noktaya geldikten sonra uçağı pist ile hizalamasına izin verir.

Pist aydınlatması, hava trafik kontrol kulesi tarafından kontrol edilir. Kuleli olmayan havalimanlarında, pilot tarafından radyo aracılığıyla açılabilen pilot kontrollü aydınlatma kurulabilir. Her iki durumda da ışıkların parlaklığı gündüz ve gece operasyonları için ayarlanabilir.

PAPI (Precision Approach Path Indicator)

PAPI, bir havalimanı pistine doğru, yaklaşım sağlamak için rehberlik bilgilerini bir tür ışıklı sistemle sunar. Genellikle pistin sol tarafında, teker değme bölgesinden 300 metre uzaklıkta bulunur.

Beyaz ışıkların kırmızıya oranı, piste yaklaşma açısına bağlıdır. Bir pilot, ideal açının üzerindeki yaklaşımlarda kırmızıdan daha fazla beyaz ışık; ideal açının altındaki yaklaşımlarda beyazdan daha fazla kırmızı ışık görecektir. Optimum yaklaşma açısı beyaz ışıkların kırmızı ışıklara oranının aynı olmasıdır.

Pilot Koltukları Neden Koyun Postu ile Kaplıdır?

Günümüzde pek fazla olmasa da koyun postu araba koltuklarında kullanılmaktaydı. Artık araba koltuklarında çok tercih edilmemesine rağmen kokpitte çok tercih edilen bir koltuk kaplamasıdır. Peki neden pilotların oturduğu koltuklar bu post ile kaplıdır?

Neden Koyun Postu?

Uçağın parçalarında olduğu gibi koltuklarının da sertifika prosedürlerinden geçmeleri gerekmektedir. Bu yüzden uçak üretici firmalar kokpitte kullanılmak üzere en dayanıklı ve en konforlu malzemeyi seçmektedirler. Çünkü bu koltuklar ortalama olarak 16 saat ve daha uzun kullanılabilmektedir. Bu nedenle koltukların konforlu ve dayanıklı olması gerekmektedir.

Koyun Postunun Özellikleri

  • Yazın Sıcak Kışın Serin: Kokpitte sıcaklık ne olursa olsun koyun postu aynı sıcaklıkta kalır. Bunun nedeni ham yünün termal olarak iletken olmamasıdır. Kokpit aşırı sıcak olsa bile terlemeye sebep olmaz ve konfor sağlar.
  • Hipoalerjenik: Koyun postu hipoalerjenik olması sayesinde tahriş ve alerjiye neden olmamaktadır.
  • Nem Emme: Yün lifleri kendi ağırlıklarının yaklaşık %30’una yakınını ıslak bir his bırakmadan emebilmektedir. Bu nedenle daima kuru kalmakta ve koku yapmamaktadır.
  • Ateşe Dayanıklı: Koyun postu sentetik malzemelere göre ateşe daha dayanıklıdır. Bu dayanıklılık koyun derisinin yapısındaki yüksek nitrojen ve sudan gelmektedir. Derinin yanması için ortamda daha fazla oksijen bulunması gerekmektedir.
  • Uzun Ömürlü: Koyun postu yırtılma, sökülme ve sıvılara karşı oldukça dayanıklıdır.

Uzun Yolculuklarda Pilotlar ve Kabin Ekibi Nasıl Dinlenir?

Bizlerin uçakla uzun yolculuk esnasında hiçbir şey yapmadan yalnızca seyahat ettiği noktalarda pilotlar ve kabin ekipleri o kadar saatte tam verimli çalışamazlar. Onların da belirli bir süre dinlenme ve kendine zaman ayırması gerekmektedir. Aksi takdirde yorgunluk ve yoğun stres altında uçuş güvenli bir halde sonlanamaz. Bu sebepten dolayı geniş gövdeli olarak adlandırılan uçaklarda kabin ekibi ve pilotlar için özel odalar dizayn edilmiştir. Pilotlar ve Kabin Ekipleri Nerelerde Dinlenir?

Her havayolu işletmesinin uçak tiplerine göre tasarladıkları özel odaları bulunmaktadır. Bu odaların içinde yatak, lavabo gibi genel ihtiyaçların karşılandığı fırsatlardan ziyade ekibin özel ihtiyaçları da en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş olup kitap okumak için lamba, askı, ayna ve özel eşyaları koymak için küçük bir dolap bulunmaktadır.  Bu odalar her yönüyle ekiplerin rahat edebileceği, uyuyabileceği ve kendine zaman ayırabileceği özenle hazırlanmış odalardır. Önemli bir ayrıntı ise şudur; bu odalara görevli haricinde yolcuların girmesi yasaktır.

Dinlenme Odaları Ne Şekilde Dizayn Edilmiştir?

Bu odalara uçakların saklı köşeleri tabiri kullanırsak daha iyi anlayabiliriz. Genel olarak uçağın üst bölgesine çeşitli dizaynlarla çıkılması sağlanan bir bölme hazırlanmıştır. Bu odaları yolcular göremezler. Ayrıca bu odalara özel kodsuz giriş yapılamaz. Genellikle kokpit tarafından döner merdivenlerle çıkılarak ya da oldukça dar bir merdivenden tırmanarak dinlenme odasına geçişler yapılabilmektedir. Kokpit ve kabin ekiplerinin dinlenme alanları birbirinden tamamen ayrı bölgelerde konumlanmaktadır. Çoğunlukla ön ve arkada bulunmaktadır. Pilotların dinlenme alanları genel olarak first class/ business class yolcularının üstünde yer almaktadır. Bu alan 2 pilota rahatlıkla yetebilecek bir alandır. Odaya giriş yapan ekip dinlenme sürecine başlayacaktır. Uçak Tiplerine Göre Odaların Dizaynı

Bilindiği üzere işletmelerin filolarında birden çok tipte uçak bulunmaktadır. Buna istinaden pilot ve kabin ekipleri için tasarlanan özel bölmeler farklılık göstermektedir. Peki, bu farklılıklar nelerdir? Maddeler halinde açıklayabiliriz.

  • B777 300ER: uçağının kokpit ekibi dinlenme bölgesinde pilotların dinlenme alanları birbirinden ayrılmıştır. Pilotlar rahat bir şekilde kendi alanlarında dinlenirler.
  • B787: Hem pilot hem kabin ekiplerinin dinlenme alanları diğer uçak tiplerine göre daha konforludur.
  • B777: Kabin ekibi için ayrılmış uzun bir koridora ve birbirlerinden ayrı 8 yatağa sahip dinlenme alanı yer almaktadır. Konum olarak ise girişin hemen üzerinde bir bölmede yer alır.

Sonuç olarak; uçuşun verimli ve güvenli geçebilmesi için kokpit ve kabin ekiplerimizin belirli sürelerde dinlenmesi gerekmektedir. Bunun içinde özel alanların konforlu dizayn edilmesi ekip için motive edici bir durumdur.

Uçağa Lazer Tutmak Neden Yasaktır? Bir Tehlikesi Var Mıdır?

Hava aracı kokpitine yöneltilen lazer gibi dikkat dağıtıcı, pilota zarar verebilecek ışıklar pilotun görüşüne doğrudan etki edeceği için çok tehlikelidir. Bu ışıklar körlüğe sebep olabileceği gibi pilotun alması gereken kararlarda dikkatini dağıtabileceği için uçuş emniyetini tehlikeye sokarlar bu yüzden uçaklara lazer tutulması yasaktır. Flash Körlüğü

Lazer ışığının doğrudan insan gözüne temasında hasara yol açması gibi uçak içine tutulan lazerde aynı şekilde pilotun geçici veya kalıcı kör olmasına yol açabilir. Görüş kaybı yaşayan pilotlar uçağı kontrol etmekte zor bir duruma düşecektir. Hukuki Boyutu

Ülkemizde Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan “Uçuş emniyetini riske edecek şekilde hava araçlarına lazer tutulması “ihlali yapan kişiye 17bin TL idari para cezası uygulanır. Yurt dışında da aynı şekilde para ve hapis cezaları uygulanmaktadır.

resmin alt tagı

Herkes İçin Havacılık Derneği, 2015 yılında öğrenciler tarafından kurulan ve yönetilen bir dernek olarak İLK ve TEK olma özelliğiyle havacılık tarihine imzasını bırakmıştır.

Bugün itibariyle; 3500+ üyesi ile Türk Sivil Havacılığının En Büyük Sivil Toplum Kuruluşudur. 150+ den fazla çalışanı, kendine ait eğitmen kadrosu, marka temsilcileri, avukat kadrosu, akademisyen destekleri ve sektörel iş birlikleri ile yılda 300.000+ insanla etkileşim halindedir.

®️ ISO 21001:2018 Uluslararası Eğitim Kuruluşları Yönetim Sistemi Standardına sahip Türkiye'deki İLK ve TEK havacılık derneğidir.

 

Mail Formu

     

    İletişim

    Yenişehir Mahallesi Osmanlı Bulvarı No:2 Ayport Sitesi A Blok Ofis No:2
    Pendik/ İstanbul

    0216 771 2015

    info@herkesicinhavacilik.com