Sivil Havacılık Faaliyetleri ve Türk Sivil Havacılık Otoritesi İçin Organizasyon Yapısı Önerisi

Türkiye'de 1983 yılında yapılan yasal düzenlemeler sonucunda özel şirketlere de hava taşımacılığı ve havaalanı işletmeciliği yapılması hakkı tanınmıştır. Bu şekilde, hızlı bir gelişim içine giren ülkemiz sivil havacılık faaliyetlerinde, şirket sayısı 2'den 5'e, uçak sayısı da 31'den 302'ye çıkmıştır. Ülkemiz sivil havacılık faaliyetlerinin uluslararası kurallar ve uygulamalar çerçevesinde yönlendirilmesi, denetlenmesi ile uluslararası ilişkilerde ülkemiz hak ve çıkarlarının korunması amacıyla 1954 yılında Ulaştırma Bakanlığı içinde ''Sivil Havacılık Dairesi'' kurulmuştur. 1981 yılına gelindiğinde, bu Daire'nin adının ''Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'' olması dışında hiçbir değişime uğramaksızın artan görevlerini sürdürmeye çalıştığı görülmektedir. Bugün için mevcut yapısı ve kadrosuyla, ülkemiz sivil havacılık faaliyetlerinin yönlendirme ve denetiminde istenen ve beklenen amaca ulaşmada her geçen gün daha büyük zorluk çekilmekte olduğu bilinmektedir. Uluslararası uygulamaların takibi ve ilişkiler sınırlı yürütülebilmektedir. Bu tespit, sivil havacılıkla ilgili olarak yapılan tüm kamu çalışmalarında da açık olarak yer almakta, yeni bir yapılanma gereksinimden bahsedilmektedir. Ancak, uygulamaya yönelik bir çalışma ne yazık ki başlatılmamıştır. Bu çalışmanın amacı, ülkemiz sivil havacılık otoritesi olan ''Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'' için günün şartlarına uygun, gelişen sivil havacılık faaliyetlerinde etkin yönlendirme ve denetim sağlayacak yeni bir yapılanma şekli geliştirmektedir. Çalışmada, sivil havacılık faaliyetleri açıklanmış, sivil havacılık sektörü tanıtılmış, sivil havacılık otoritesinde organizasyon sorunları ve yeniden yapılanma gereksinimi ortaya konmuş ve Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı üyesi ülkelerden 88'inde sivil havacılık otoritelerinin yapıları incelenerek, ülkemiz yasal uygulamaları ve mevcut koşullar paralelinde, uygulanabilir bir yapı modeli geliştirilmesine çalışılmıştır.

  • 1991

  • Yıldırım SALDIRANER

Makale Linki

Havacılık Çalışanlarının Yaşam Doyumunun Demografik Değişkenler Açısından Değerlendirilmesi

Havacılık sektörü her geçen gün teknoloji ve küreselleşmenin etkisiyle gelişmekte ve değişmektedir. Bu gelişim ve değişim çalışanların yaşam doyumlarını da etkileyebilecek birçok olumlu ve olumsuz olayı beraberinde getirmektedir. Artan iş yükü, yeni teknolojilerin getirebileceği karmaşık iş süreçleri, uçuş yoğunluğu, yorgunluk, stres, tükenmişlik bunun gibi bazı olumsuz durumların çalışanların yaşam doyumlarını etkileyebileceği düşünülmektedir. Yaşam doyumu, bireyin gerek iş yaşamında karşılaştığı olumlu veya olumsuz durumlar gerekse de iş harici sosyal yaşamında karşılaştığı olumlu veya olumsuz durumlar olarak tanımlanmakta ve bireyin yaşamdan duyduğu hazzı bütünüyle etkilemektedir. Bireyin beklentileri ve halihazırda neye sahip olduğunun kıyaslanması sonucu elde edilen durum olarak da tanımlanan yaşam doyumu, bireylerin iş ve sosyal hayatı boyunca yaşadığı olumlu veya olumsuz olarak nitelendirilen olayların toplamıdır. Çalışmanın amacı, havacılık çalışanlarının yaşam doyumunun demografik özellikleri bakımından incelenmesidir. Araştırma verileri havacılık alanında faaliyette bulunan bir işletmenin 263 çalışanı üzerinden anket yöntemiyle toplanmıştır. Araştırmada kullanılan anket formunun birinci kısmında demografik sorular, ikinci kısmında ise çalışanların yaşam doyumu ile ilgili sorular bulunmaktadır. Araştırmada kullanılan yaşam doyumu ölçeğinin güvenilirlik değeri %86,3 olarak belirlenmiştir. Havacılık çalışanlarının yaşam doyumunun demografik özellikleri bakımından nasıl farklılık gösterdiği varyans ve t-testi analizleri kullanılarak incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre; havacılık çalışanlarının yaşam doyumu eğitim, yaş ve toplam hizmet süreleri açısından anlamlı farklılıklar gösterirken, medeni durumları ve hobileri açısından herhangi bir farklılık gözlenmemiştir.

  • 18 Temmuz 2017

  • Engin KANBUR, Alper EROL

Makale Linki

Havacılık Ortamlarında İletişim Biçimleri

Havacılıktaki kaza ve olayların çoğunun nedenini oluşturan insan hatalarının, etkisiz iletişim ve diğer iletişimle ilişkili göstergelerden kaynaklandığı bilinmektedir. Bu çalışmada öncelikle havacılık ortamlarında iletişim sürecinin nasıl gerçekleştiğine değinilmiştir. Ardından havacılık ortamlarında kullanılan mesaj tipleri olarak, sözel iletişim mesajları, sözel olmayan iletişim mesajları, yazılı iletişim mesajları, sözel-görsel iletişim mesajları, teknoloji kullanılarak gerçekleştirilen iletişim mesajları örneklerle incelenmiştir. Havacılık güvenliğinde iletişimin özellikle kritik olduğu kabul edilmektedir. Çünkü bilgiyi toplama ve paylaşma, planlama, liderlik, karar verme, problem çözümü gibi bir ekibi oluşturan üyelerin yaptığı etkinlikler tipik olarak iletişim aracılığıyla olmaktadır. Bu nedenle havacılık güvenliğinde, hava operasyonları ile ilgili kişilere iletişim konusunda eğitim verilmesi gerekliliği üzerinde durulmuştur.

  • 2009

  • Hülya ERGÜL

Makale Linki

Havacılık Yer Hizmetleri Yönetiminde İnsan Kaynakları Yönetimi Uygulamalarının Yeri ve Önemi: Konya Havalimanı Örneği

Havacılık yer hizmetleri yönetimi açısından önemli bir rekabet unsuru olan insan kaynakları yönetimi, diğer üretim faktörlerine göre yönetilmesi çok daha zor ve karmaşık bir konudur. İnsan kaynağının iyi yönetilmesi; planlı ve sistemli bir çalışmanın yürütülmesi ile mümkün olabilir. Bu çalışmanın amacı, temel işletme faaliyetleri içinde önemli bir yer tutan insan kaynakları yönetiminin, havacılık yer hizmetleri yönetimi açısından önemini vurgulamak ve temel insan kaynakları yönetimi uygulamalarını açıklamaktır. İlk olarak havacılık yer hizmetleri kavramsal çerçevede açıklanmıştır. Daha sonra insan kaynakları yönetimi uygulamaları genel hatlarıyla ortaya konularak havacılık yer hizmetleri açısından önemi açıklanmış ve Konya havalimanında insan kaynakları yönetimi uygulamaları incelenmiştir.

  • 21 Haziran 2013

  • Sadife GÜNGÖR

Makale Linki

Havacılık Sektöründe İş ve Çalışan Niteliğinin Çalışanların Motivasyon Ve İş Tatminine Etkisi

Bu çalışmada havacılık sektöründe personel verimliliğini arttırmak için yönetimin 4 temel unsurundan biri olan motivasyonu ve dolayısı ile iş tatminini ölçmek ve bu ölçümler sonunda gelişime açık noktalarda düzeltici faaliyetler ya da geliştirme faaliyetleri önermek hedeflenmiştir. Bir havacılık sektörü şirketinde yapılacak motivasyon ve iş tatmini araştırmasında elde edilecek sonuçlar ile havacılık sektörü şirketini değerlendirmenin ve yönetim anlayışını bu sonuca göre şekillendirmenin her zaman doğru sonuç vermeyeceği düşünülmektedir. Her departmana ve her departmanda çalışan farklı nitelik gruplarına durumsal yönetim uygulamaları yapılmalıdır.103 havacılık sektörü çalışanı tarafından cevaplanan anket çalışmasının SPSS ile değerlendirilmesi sonucunda elde edilen en önemli bulgu, iş ve çalışan niteliğinden bağımsız olarak havacılık sektörü çalışanlarının işle ilgili motivasyonunu iş dışı motivasyona göre daha yüksek olduğudur. Ayrıca üniversite ve üzeri eğitime sahip personelin iş tatmini lise mezunu personele göre daha düşük tespit edilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular sonucunda tüm iş niteliklerdeki çalışanların iş dışı motivasyonunu ve aşırı kalifiye personelin iş tatminini arttırmak amacı ile çalışma koşulları gözden geçirilmeli, çalışanların statüsünü arttırıcı yönetim teknikleri uygulanmalı, şirket politikası tüm çalışanlarla paylaşılmalı ve yönetimde katılım sağlanmalı, çalışanlar işlere yerleştirilirken aşırı kalifiye personelden kaçınılmalı, çalışanlar niteliklerine uygun işlere yerleştirilmeli ve yönetici-çalışan ilişkisi ve iletişimi arttırılmalıdır.

  • 13 Ocak 2014

  • Cengiz GÜNGÖR, Ahmet Serhat SUNTUR

Makale Linki

Havacılık Kazalarında İnsan Faktörü

İnsanın becerisi, refleksleri, yetenekleri, bilgi ve eğitim düzeyi, zekâ muhakemesi, heyecanı, duyarlılığı, dikkati, stresi, kişilik yapısı ve sağlığı uçuş emniyetini en çok etkileyen unsurlardan sadece bazılarıdır. İnsan faktörü tam olarak tanımlanamasa da bu etkiler gözden geçirildiğinde tanımına biraz olsun yaklaşılabilir. Meydana gelmiş olan kazalar incelendiğinde, insan faktörünün %70-80 gibi düzeylerde olduğu, üzerine gidilmesi ve kontrol altına alınması gereken bir unsur olduğu dikkat çekmektedir. Buradan hareketle, herhangi bir kaza riskini en aza indiren en büyük unsur yine bizzat ilgili uçuşu yapan pilot, hava trafik kontrolörü, radar operatörü, bakımcı personelin kendisidir diyebiliriz.

  • 1 Mart 2006

  • Mustafa YÜKSEL, Özgür DEMİRTAŞ, Mustafa KURT, Diyar AKAY

Makale Linki

Covid-19'un Havacılık Sektörüne Etkisi

2019 yılı sonunda Çin’in Wuhan şehrinde baş gösteren COVID-19 salgını, tüm dünyayı etkisi altına almıştır. Salgının yayılması ile küresel ticarete ilişkin ekonomik faaliyetler azalmış, hava taşımacılık operasyonları gerilemiştir. Ülkeler, Dünya Sağlık Örgütü önerileri doğrultusunda COVID-19’un bulaşıcılık etkisinden korunmak amacıyla hava taşımacılığını önce kısıtlamış ardından sınırlarını kapatarak uçuş faaliyetlerinin büyük bir kısmını durdurmuştur. Bu gelişmeler, havacılık sektörü gelirlerinin azalmasına neden olmuş ve havacılık sektörü ile ilgili diğer sektörlerin de finansal kayıplarını arttırmıştır. Bu çalışmada havacılık sektöründe COVID-19 kapsamında ele alınan tedbirlerden bahsedilmiş ve salgının sektör üzerindeki ekonomik etkisi incelenmiştir. Ayrıca, Türkiye’nin havacılık sektörü göstergeleri üzerinden mevcut duruma ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır.

  • 2020

  • Meltem AKCA 

Makale Linki

Türkiye’de Sivil Havacılık Sektörünün Gelişimine Genel Bir Bakış

Dünyadaki havacılıkla ilgili hızlı ilerlemelere paralel olarak Türkiye; uçak trafiği ve yolcu sayısında kırılan rekorlar, dünyaya örnek olan havaalanı yatırımları, yurt içi yurt dışı uçuş ağında yaşanan gelişmeler, uçuş emniyeti ve havacılık güvenliği konusunda yapılan düzenlemeler ile sivil havacılıkta uluslararası alanda önemli bir konuma yükselmiştir. 2016 yılında yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, taşıdığı potansiyel, fırsat ve riskleri değerlendirerek atılım ve projelerle tüm dünyada konuşulmaya devam eden Türkiye, mevcut devlet ve özel işletmeleriyle kaliteli hizmet sunarak havacılığın konforunu, hızlı ve güvenli olarak dünyaya ve ülkesine sunmaktadır. 168 ülke ile ikili havacılık anlaşması bulunan Türkiye’nin dünyada en fazla uçuş ağına sahip ülkelerinden biri olduğu söylenebilir. 2016 yılında Uluslararası havacılık kurallarını belirleyen ICAO Konsey Üyesi olmayı başaran Türkiye, uçuş emniyeti ve havacılık güvenliği konularında da uluslararası düzeyde katkı sağlayan ülkeler arasındadır. Türkiye’nin ulusal hava yolu şirketi aynı zamanda en değerli markası olan Türk Hava Yollarının dünyadaki başarısı da ülkede sivil havacılığa verilen önemin göstergesidir. Türkiye’nin dünyada havacılık açısından bir merkez olmasını sağlayacak olan 3. Havalimanı yatırımının Türkiye’yi bölgesinde daha güçlü bir hale getireceği ayrıca ekonomik getirilerinin yanı sıra uluslararası strateji bağlamında da belirgin avantajlar sağlayacağı düşünülmektedir. Bu kapsamda bu çalışmanın amacı Türkiye’nin sivil havacılıkla ilgili birikimlerini özetleyerek güncel veriler ışığında ortaya koymaktır. Ayrıca Türkiye’yi bölgesinde lider ve dünyada söz sahibi yapacak konuları gündeme getirerek bu konulara ilişkin farkındalık oluşturmakta amaçlanmıştır.

  • 20 Temmuz 2018

  • Cenk AKSOY

Makale Linki

Türk Hava Yolları'nın Havacılık Sektöründeki Konumu

1983 yılında yürürlüğe giren Sivil Havacılık Kanunu ile Türk sivil havacılık sektöründe serbestleşme yönünde önemli bir adım atılmıştır. Bu kanunla başlayan dönemde özel sektör havayolları şirketlerinin sayısı, filo kapasiteleri ve şirketlerin sektörden aldıkları payda önemli artışlar gözlenmiştir. Bu dönemde artan rekabet şartları karşısında, Türk Hava Yolları (THY) da filosunu geliştirmeye başlamış ve hizmet standartlarını yükseltme çabasına girmiştir. Bu çalışmada; Türk Sivil Havacılık sektörünün ve THY’nin son otuz yıldaki gelişimi incelenerek, Pazar Güçleri (Porter) Analizi ve Güçlü Yönler, Zayıf Yönler, Tehditler ve Fırsatlar (SWOT) Analizi kullanılarak mevcut durum, karşılaşılan sorunlar ve fırsatlar ortaya konulmuştur. THY’nin özelleştirilmesi, kurum kararlarının ticari şartlara göre alınmasını ve kurumun devlet baskısı olmadan daha etkin yönetilmesini mümkün kılacaktır. Diğer taraftan, THY yan kuruluşları ve Star Alliance ile olan sinerjisini artırarak operasyon gelirlerini artırabilir ve finansal risklerini azaltılabilir. Bu da THY’nin rakiplerinin pazara giriş temayüllerini azaltmak için avantaj sağlayabilir.

  • 2014

  • Haşmet GÖKIRMAK

Makale Linki

Türk Havacılık Tarihinde Bağış Uçakları ve Havacılık Sanayii Kurulmasına Tesirleri

Bağış, Türk kültürünün önemli yönlerinden biridir. Türkler, şahitlikleri ve ihtiyaç sahiplerine, kültür emellerinden dolayı varlıklarını daha kolay sürdürmektedirler. Zamanla, hükümetin kendisinin de bağışa ihtiyacı vardı. Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemi de teknolojik gelişmenin hızlı bir dönemiydi. Havacılık teknolojisinin çığır açan gelişimi bu dönemin sonuçlarından biridir. Osmanlı İmparatorluğu havacılığa ilgi duysa da bütçesi bu tür çalışmalar için uygun değildi. Ama havacılık teknolojisindeki gelişmeleri takip etmemek daha büyük bir tehlikeyi beklemek anlamına geliyordu. Böyle zor bir dönemde Türk halkı havacılığı destekledi ve ordusunun uçak satın almasına yardım etti. Kurtuluş Savaşı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin erken dönemlerinde yapılan bağışlar Türk Havacılığının inşası ve desteklenmesinde daha önemli rol oynamıştır. Ülkenin bu zor döneminde Türk Hava Kuvvetleri'ne 350 uçak bağışlandı. Bu bağışlar 1970'ten sonra Ulusal Havacılık Savaş Sanayii'ni kurarken de sürdürüldü.

  • 2010

  • Osman YALÇIN

Makale Linki

Türkiye Sivil Havacılık Sektöründe Yoğunlaşma

İktisat teorisinde refahın ve etkinliğin belirleyicilerinden biri olan rekabet, pi- yasa yoğunlaşmasıyla doğrudan alakalıdır. Bu çalışmada Türk Sivil Havacılık Endüstrisinin 2011-2013 dönemi için yoğunlaşma derecesi ve rekabet düzeyi araştırılmaktadır. Yöntem olarak N-Firma yoğunlaşma oranı ve Herfindahl-Hirschman endeksleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda Türk sivil havacılık endüstrisinde yoğunlaşma oranının oldukça yüksek olduğu tespit edilmiştir ve rekabet düzeyi oligopol piyasalarına yakın bir düzeyde seyretmektedir. THY firması dışarda tutularak yapılan hesaplamada ise düşük dereceli yoğunlaşma görülmüştür. Dolayısıyla, yüksek yoğunlaşma derecesinin çoğunlukla THY’nin piyasa payının büyüklüğünden kaynaklandığı sonucuna ulaşılmıştır.

  • 2015

  • Hakan SARIBAŞ

Makale Linki

Havacılık Ortamlarında İletişim Biçimleri

Havacılıktaki kaza ve olayların çoğunun nedenini oluşturan insan hatalarının, etkisiz iletişim ve diğer iletişimle ilişkili göstergelerden kaynaklandığı bilinmektedir. Bu çalışmada öncelikle havacılık ortamlarında iletişim sürecinin nasıl gerçekleştiğine değinilmiştir. Ardından havacılık ortamlarında kullanılan mesaj tipleri olarak, sözel iletişim mesajları, sözel olmayan iletişim mesajları, yazılı iletişim mesajları, sözel-görsel iletişim mesajları, teknoloji kullanılarak gerçekleştirilen iletişim mesajları örneklerle incelenmiştir. Havacılık güvenliğinde iletişimin özellikle kritik olduğu kabul edilmektedir. Çünkü bilgiyi toplama ve paylaşma, planlama, liderlik, karar verme, problem çözümü gibi bir ekibi oluşturan üyelerin yaptığı etkinlikler tipik olarak iletişim aracılığıyla olmaktadır. Bu nedenle havacılık güvenliğinde, hava operasyonları ile ilgili kişilere iletişim konusunda eğitim verilmesi gerekliliği üzerinde durulmuştur.

  • 2009

  • Hülya ERGÜL

Makale Linki

Havacılık Kazalarında İnsan Faktörü

İnsanın becerisi, refleksleri, yetenekleri, bilgi ve eğitim düzeyi, zekâ muhakemesi, heyecanı, duyarlılığı, dikkati, stresi, kişilik yapısı ve sağlığı uçuş emniyetini en çok etkileyen unsurlardan sadece bazılarıdır. İnsan faktörü tam olarak tanımlanamasa da bu etkiler gözden geçirildiğinde tanımına biraz olsun yaklaşılabilir. Meydana gelmiş olan kazalar incelendiğinde, insan faktörünün %70-80 gibi düzeylerde olduğu, üzerine gidilmesi ve kontrol altına alınması gereken bir unsur olduğu dikkat çekmektedir. Buradan hareketle, herhangi bir kaza riskini en aza indiren en büyük unsur yine bizzat ilgili uçuşu yapan pilot, hava trafik kontrolörü, radar operatörü, bakımcı personelin kendisidir diyebiliriz.

  • 1 Mart 2006

  • Mustafa YÜKSEL, Özgür DEMİRTAŞ, Mustafa KURT, Diyar AKAY

Makale Linki

Türkiye'de Sivil Havacılık Sektörü ve Sivil Havacılık Sektörüne Sağlanan Devlet Desteği

Sivil havacılık sektörü ulaştırma ve haberleşme sektörü içinde yer alan sektörlerden birisidir. Ulaştırma faaliyetleri ticari ve sosyal hayat ile insanoğlunun varlığı boyunca iç içe olmasına rağmen, sivil havacılık bu yüzyılda gelişmeye başlamıştır. Bu çalışmanın amacı, sivil havacılığın Dünya ve Türkiye'deki gelişimi ve devlet düzenlemeleri ile sağladığı desteğin etkilerini incelemektir. Çalışmanın birinci bölümünde genel olarak ulaştırma sektörü ve ulaştırma sektörü içinde sivil havacılığın ABD ile AT'ta tarihsel gelişimi incelenmiştir. İkinci bölümde, Türkiye sivil havacılık ele alınmış ve ekonomide payı ve önemi araştırılmıştır. Üçüncü bölümde, ulaştırma sektörü içinde sivil havacılığa yönelik devlet desteği ve mali teşvik uygulamaları Türkiye incelenmiş, problemler tespit edilerek çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır.

  • 1996

  • Ufuk ÇEVİK

Makale Linki

Havacılık Kazası ve Pilot Hatası Kavramı Üzerine Bir Değerlendirme

Havacılık sektörü her gün gelişiyor. Havacılık sektörünün gelişiminde teknolojik yeniliklerin rolü çok önemlidir. Hava taşımacılığı faaliyetlerine yönelik politikalar da sektörün hızlı büyümesini tetiklemektedir. Havacılık sektöründe güvenlik, taşımacılık faaliyetlerinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Uçuş operasyonlarının yürütülmesinde yer alan çalışanların temel amacı güvenliği sağlamaktır. Bu bağlamda havacılık sektörünün tüm birimlerinde güvenliğin değeri oldukça yüksektir. Havacılık sektörü son yirmi yılda güçlü bir ivme kazandı, yolcu-uçak-kargo tabanında yığılma eğilimi gösterdi ve havacılıkla ilgili diğer sektörlerin gelişimini hızlandırdı. Bu süreçte uçak kazalarında, havacılık otoritelerinin düzenlemeleri ve uçak teknolojilerinin geliştirilmesi gibi faktörlerle gözlenmiştir. Ancak havacılık sektöründeki büyüme hızına göre havacılık kazalarında azalma oranının daha düşük olduğunu söylemek mümkündür. Havacılık kazaları raporlarından elde edilen veriler doğrultusunda, kazaların nedenleri çeşitli boyutlarda incelenir ve tartışılır. Kamuoyunun dikkatini çeken nedenlerden biri de pilot hatasıdır. Bu çalışmada havacılık kazası, pilot hatası, kaza nedenleri kavramları incelenmiş ve çalışmaların sonuçları açıklayıcı bakış açısıyla derlenmiştir. Yapılan araştırmalar sonucunda, kazaların nedenlerinin aynı anda farklı boyutlarda benimsenebileceği ve pilot hataya bağlı demografik değişkenlerin evrensel özelliklere sahip olmadığı saptanmıştır.

  • 4/2020

  • Meltem AKÇA

Makale Linki

Havacılık Sektöründe Çalışanların Mobbing'e Maruz Kalma ve Stres Durumlarının Değerlendirilmesi

Araştırmanın amacı, Türkiye'de havacılık sektöründe çalışanların mobbinge maruz kalma ve stres durumlarını incelemektir. Araştırma evrenini Türkiye'de çalışan havacılık sektörü çalışanları oluşturmaktadır. Basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile 171'i kadın, 239'u erkek toplam 410 kişi ile örneklem oluşturulmuştur. Araştırma, beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde mobbing ve mobbingin hukuksal boyutu, İkinci bölümde ise stres kavramı, açıklanmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde araştırmada kullanılan yöntem izah edilmeye çalışılmıştır. Araştırmamızda veri toplama aracı olarak anket metodu kullanılmıştır. Dördüncü bölümde veri toplama aracından elde edilen bulgular tablolar halinde getirilerek yorumlanmıştır. Beşinci ve son bölümde elde edilen bulgular ışığında ulaşılan sonuçlara ve bu sonuçlar ışığında hazırlanan önerilere yer verilmiştir. Araştırma sonucunda kadınların ve erkelerin mobbing algısında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Ancak, kadınların stres düzeylerinin erkeklere oranla daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bir diğer sonuç, toplam, işyerinde ve haftalık çalışma süreleri dikkate alındığında çalışanlar arasında mobbing algısı ve stres düzeylerinde anlamlı bir farklılığın var olduğudur. Son olarak, çalışanların, kişilik ve itibara yönelik yıldırma ve kişisel sağlığa yönelik yıldırma algıları ile stres düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

  • 14 Şubat 2015

  • Yasin AFACAN

Makale Linki

Havacılık Sektöründe Kalite Sistemi

Bu çalışma ile kalite kavramının havacılık sektöründe nasıl uygulandığı, sektördeki yazılı kurallarla nasıl standartlaştırıldığı ortaya konulmuştur. Sektörde yürürlükte olan kurallar incelenmiştir. Çalışmada kalite yönetimi, kalite el kitabı, kalite denetimi, AS9100 kalite standardı gibi konulara açıklık getirilerek kavramsal bir çalışma yapılmıştır. Kalite konusunun sektördeki ISO, ICAO, EASA gibi uluslararası yetkili kuruluşlarca ve SHGM gibi ulusal yetkili kuruluş tarafından nasıl standardize edildiği açıklanmıştır. Bu açıklamalar ışığında hava aracı parçalarının standartlara uygun olması yanında, bakım onarım kalitesi ve havacılık işletmelerinin yönetim sürecinde bir kalite yönetim sistemi oluşturması gerektiği ortaya çıkmıştır. Ayrıca bu çalışma sonucunda, kuralları kanla yazılan havacılık sektöründe “kalite” kavramının “emniyet” kavramı ve “uçuşa elverişlilik” kavramlarıyla özdeşleştiği tespit edilmiştir. Havacılıkta kalite yönetimi konusunda literatürde yapılmış çalışma yok denecek kadar azdır. Bu nedenle özgün olan çalışma gelecekte yapılacak araştırmalara yol gösterici olabilir. Çalışmanın havacılık yönetimi alanında kalite konusunda literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

  • 31 Ekim 2018

  • Sabiha ANNAÇ GÖV

Makale Linki

Göklerdeki istikbal: Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü

1912 yılında başlayan ilk havacılık çalışmaları, Mustafa Kemal Atatürk'ün "İstikbal Göklerdedir!" sözünü temel alarak 1925 yılında ilk olarak Türk Tayyare Cemiyeti adı altında başlamıştır ve daha sonra Türk Hava Kurumu olarak devam eden kurumsallaşmış yapısını kazanmıştır. 1933 yılı itibari ile önceleri "Türk Hava Postaları" filosu ile ilk Sivil Hava Taşımacılığı gerçekleştirilirken, daha sonraki yıllarda Dünyadaki değişim hızına ayak uydurabilme, Türk Sivil Havacılık faaliyetlerinin uluslararası kimliği, denetlenmesi gibi amaçlar doğrultusunda 1954 yılında Ulaştırma Bakanlığına bağlı olarak Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Bu süreçte, çeşitli Sivil Havacılık kazaları yaşanmış ve bu kazaların ardından hava yollarının güvenli hâle getirilmesi için bir dizi önlem alınmıştır. Faaliyetlerini daha hızlı gerçekleştirebilmesi adına 2005 yılı itibariyle Ulaştırma Bakanlığı bünyesinden finansal anlamda özerkliğini kazanmıştır ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü teşkilatlanmasında değişikliğe gidilmiştir. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü şu an hâlâ çalışmalarını sürdürmektedir.

  • 2020

  • Ayşe Aybüke SÜLÜN, Ebubekir BÜMEN, Fatma Selen ÇELİK, Gülnur ATLI, Nida Nur YILMAZ

Makale Linki

Türkiye’de Sivil Havacılık Sektörünün Gelişimine Genel Bir Bakış

Dünyadaki havacılıkla ilgili hızlı ilerlemelere paralel olarak Türkiye; uçak trafiği ve yolcu sayısında kırılan rekorlar, dünyaya örnek olan havaalanı yatırımları, yurt içi yurt dışı uçuş ağında yaşanan gelişmeler, uçuş emniyeti ve havacılık güvenliği konusunda yapılan düzenlemeler ile sivil havacılıkta uluslararası alanda önemli bir konuma yükselmiştir. 2016 yılında yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, taşıdığı potansiyel, fırsat ve riskleri değerlendirerek atılım ve projelerle tüm dünyada konuşulmaya devam eden Türkiye, mevcut devlet ve özel işletmeleriyle kaliteli hizmet sunarak havacılığın konforunu, hızlı ve güvenli olarak dünyaya ve ülkesine sunmaktadır. 168 ülke ile ikili havacılık anlaşması bulunan Türkiye’nin dünyada en fazla uçuş ağına sahip ülkelerinden biri olduğu söylenebilir. 2016 yılında Uluslararası havacılık kurallarını belirleyen ICAO Konsey Üyesi olmayı başaran Türkiye, uçuş emniyeti ve havacılık güvenliği konularında da uluslararası düzeyde katkı sağlayan ülkeler arasındadır. Türkiye’nin ulusal hava yolu şirketi aynı zamanda en değerli markası olan Türk Hava Yollarının dünyadaki başarısı da ülkede sivil havacılığa verilen önemin göstergesidir. Türkiye’nin dünyada havacılık açısından bir merkez olmasını sağlayacak olan 3. Havalimanı yatırımının Türkiye’yi bölgesinde daha güçlü bir hale getireceği ayrıca ekonomik getirilerinin yanı sıra uluslararası strateji bağlamında da belirgin avantajlar sağlayacağı düşünülmektedir. Bu kapsamda bu çalışmanın amacı Türkiye’nin sivil havacılıkla ilgili birikimlerini özetleyerek güncel veriler ışığında ortaya koymaktır. Ayrıca Türkiye’yi bölgesinde lider ve dünyada söz sahibi yapacak konuları gündeme getirerek bu konulara ilişkin farkındalık oluşturmakta amaçlanmıştır.

  • 20 Temmuz 2018

  • Cenk AKSOY

Makale Linki

Hava Trafik Kontrol Kaynaklı Uçak Kazalarının İncelenmesi

Abstract Hava Yolu ulaşımı günümüzde çok tercih edilen ulaşım şekillerinden biridir. Bunun önemli nedeni; hava yolu ulaşımının diğer ulaşım tiplerine göre son derece hızlı olmasıdır. Çok yüksek hızlar söz konusu olduğu için doğal olarak emniyet faktörü havacılıkta daha da fazla önem kazanmaktadır. Havacılığın genel olarak emniyetli bir ulaşım sistemi olduğu söylenebilir. Ancak bu kaza riskinin hiç olmadığı anlamına gelmez. Kaza riskini aza indirebilmek için hem ulusal hem de uluslararası kuruluşlarca çeşitli çalışmalar yürütülmektedir. Bu çalışmaların hemen hepsinde havayolu ulaşımının emniyet seviyesini etkileyen önemli unsur olarak insan faktörü ön plana çıkmaktadır. Pilotlar, hava trafik kontrolörleri, hava aracı bakım personelleri, uçuş harekât uzmanları, kabin görevlileri, uçak üretiminde çalışanlar vb. havacılıkta insan faktörlerini oluşturmaktadır. Dolayısıyla insan faktörü havacılık sisteminin tüm alanlarında kaza risk düzeyi üzerinde etkilidir. Ancak bu çalışmada sadece hava trafik kontrol alanı üzerine odaklanılacak ve hava trafik kontrolörlerinden kaynaklanan uçak kazaları ayrıntılı şekilde incelenmiştir. Makalenin sonunda ise olası kazaların önlenebilmesi için çözüm önerileri sunulacaktır.

  • 2017

  • Suat USLU, Kadir DÖNMEZ

Makale Linki

Türkiye’de Hava Trafik Sisteminin Yeniden Yapılandırılması

1980’li yıllardan sonra havacılık teknolojisinde meydana gelen ilerlemeler ve havacılık sistemindeki gelişmeler havacılığın yapısında meydana gelen köklü değişiklikleri de beraberinde getirmiştir. Türkiye’yi de kapsayan Avrupa bölgesinde artan hava taşımacılığı talebi karşısında hava trafik sistemlerinin her açıdan yeniden gözden geçirilmesi ve yeniden yapılandırılması zorunlu hale gelmiştir. Yaşanan bu hızlı gelişmeler hava trafik sistemleri için farklı modeller ve çözümlerin araştırılması ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Bu makale Türkiye’de hava trafik sisteminin özelleştirilmesi üzerine odaklanmaktadır. Bu nedenle Türkiye’de hava trafik hizmet sağlayıcısı olan DHMİ’nin (Devlet Hava Meydanları İşletmesi) özelleştirilmesi konusu araştırılmaktadır. Bu amaçla dünyadaki benzer uygulamalar incelenmiş ve bunlardan yola çıkarak Türkiye için bir özelleştirme uygulaması önerilmiştir.

  • 2017

  • Suat USLU

Makale Linki

Türk Hava Sahasında Meydana Gelen Ölümcül Uçak Kazalarına İnsan Faktörleri Analiz Ve Sınıflandırma Sisteminin (Hfacs) Uygulanması

Uçak kazalarının önlenmesi için en önemli faktör daha önce meydana gelen kazalardan dersler çıkarmaktır. Uçak kaza ve kırımlarının analiz edilmesi ve kazaya neyin sebep olduğunun bulunması bir sonraki kazayı önlemek için atılacak ilk adımdır. Bir kazanın analizinde eğer sebep çevre ya da teknik sebepler ise bu kazanın nedenin sınıflandırmak kolay olacaktır. Örneğin motor arızası, yoğun sis nedeniyle görüşün azalması ya da türbülans çok kolay bir şekilde kategorize edilebilir. Ancak kaza insan kaynaklı bir faktörden meydana geliyorsa bunu sınıflandırmak nispeten zor olacaktır. Shappell ve Wiegmann insan faktörlerinden meydana gelen kazaların sınıflandırılması için ilk olarak Amerikan deniz kuvvetlerinde meydana gelen kazaları inceleyerek insan faktörleri analiz ve sınıflandırma sistemini (HFACS) geliştirmişlerdir. İnsan faktörleri analiz ve sınıflandırma sisteminin temeli Reason’un İsviçre peynir modeline dayanmaktadır. İnsan faktörleri analiz ve sınıflandırma sistemi, meydana gelen bir kazanın sebebinin sadece kabin ekibinin suçu olmadığını ve kazanın arkasında yöneticilere kadar uzanan birçok faktörün olduğunu vurgular. Bu model günümüzde geçerliliğini yitirmemiş ve literatürde sıklıkla kullanılan bir modeldir. Bu çalışma da bu modeller detaylı anlatılacak ve daha sonra Türk hava sahasında meydana gelen en ölümcül kazalara insan faktörleri analiz ve sınıflandırma sistemi uygulanacaktır. Yapılan analizler sonucu elde edilen veriler yorumlanacak ve analizlere uygun olarak kazaların önlenebilmesi için çözüm önerileri sunulacaktır.

  • 2017

  • Kadir DÖNMEZ

Makale Linki

Geçmişten Günümüze Havacılık Kazalarının Sebeplerindeki Değişimler Üzerine Bir İnceleme

Hava yolu ulaşımı günümüzde en çok tercih edilen ulaşım türlerinden biridir. Şüphesiz bunda en önemli faktörler hızlı ve güvenilir olmasıdır. Hava yolu ulaşımı en güvenilir ulaşım türlerinin başında gelmektedir. Ancak bu, kaza riski olmadığı anlamına gelmemektedir. Gelişen teknoloji ile birlikte kaza riskini en aza indirmek için birçok kuruluş tarafından çalışmalar ve araştırmalar yürütülmektedir. Bu araştırmalar kaza riskini minimuma indirmek için belirli başlıklar altında yürütülmektedir. Bunlar havacılıkta kaza nedenleri olarak bilinen temel faktörlerdir. Bu faktörleri şöyle sıralayabiliriz; İnsan faktörleri, Teknik nedenler, diğer faktörler (Hava durumu vb.). Bu faktörler havacılık tarihinin başından beri bütün kazaların nedenlerini oluşturmaktadır. Havacılık kazalarındaki bu faktörler zamanla farklılık göstermişlerdir. Örneğin havacılığın ilk yıllarında gerek donanımsal eksikliklerden gerekse teknolojinin henüz yeterince gelişmemiş olmasından dolayı kazaların büyük çoğunluğu teknik nedenlerden kaynaklı meydana geliyordu. Ancak günümüze doğru yaklaştıkça teknolojinin gelişmesiyle birlikte uçaklarda birçok yedek sistemin yanı sıra birçok üstün teknoloji ürünü donanımlar kullanılmaktadır, bu da teknik sebeplerden meydana gelen kazaların azalmasını sağlamıştır. Teknik nedenlerden kaynaklı problemler azalmasına rağmen havacılık sektöründe hızla artan insan gücü artık insan kaynaklı hatalardan meydana gelecek uçak kazalarının önünü açmaktadır. Pilot, kontrolör, teknisyen gibi uçuş ve uçuş öncesinde kritik safhalarda yer alan insanların yaptıkları küçük bir hata büyük felaketlere yol açabilmektedir. Bu makalede uçak kazalarının meydana gelmesine sebep olan bu faktörlerin tarihsel değişimi incelenecek ve kaza örnekleri verilecektir.

  • 2016

  • Suat USLU, Kadir DÖNMEZ

Makale Linki

Uçak Kazalarında İnsan Faktörlerinin Dünü ve Bugünü

Ulusal ve uluslararası Sivil Havacılık Organizasyonları ve Otoriteleri tarafından, havacılıkta insan faktörleri ile ilgili eğitim, zorunlu tutulmuştur. İnsan faktörleri; kokpit ve kabin ekibinin, uçak bakım teknik ekibinin bütün faaliyetlerinin temel unsurudur. Bu maksatla insan faktörleri konusu sosyal psikoloji, performansa etki eden faktörler, fiziksel çevre, görevler, iletişim, insan hatası, işyerindeki tehlikeler açılarından detaylı olarak ele alınmaktadır. Sektör çalışanlarının uçak kazalarına sebep olabilecekleri riskleri minimuma indirmek için her iki yılda bir detaylı olarak insan faktörleri eğitimine tabii tutulması otoritelerce yasal bir zorunluluk haline getirilmiştir.

  • 2017

  • Mukadder İĞDİ ŞEN

Makale Linki

Geniş Gövdeli Uçak Karakteristiklerinin Havaalanı Tasarımı ve İşletimine Etkileri

Dünya genelinde hava taşımacılığında yaşanan hızlı büyüme, hava trafiğinde yoğunluğun artmasına ve havaalanlarında gecikmelere neden olmaktadır. Problemin çözümü için havayolu işletmeleri, özellikle uzun menzilli uçuşlarda, A380 gibi 500-600 yolcu kapasiteli, geniş gövdeli, maliyet etkin uçakları tercih etmeye başlamıştır. Ancak dünya genelindeki havaalanlarının sadece bir bölümü bu tür uçaklara hizmet verebilecek altyapıya sahip durumdadır. A380 uçağını üreten Airbus firması, Türkiye’de sadece İstanbul’a yeni yapılan üçüncü havaalanı, Ankara Esenboğa ve Trabzon havaalanlarının A380 için uygunluğunu onaylamıştır. Bu çalışmanın amacı, geniş gövdeli uçak karakteristiklerinin havaalanı tasarımı ve hava sahası yönetimini ne ölçüde etkilediğini ortaya koymaktır. Bu kapsamda, Türkiye’nin fazla yolcu trafiğine sahip 5. havalimanı olan İzmir Adnan Menderes Havalimanı örnek çalışma olarak ele alınmış, havalimanının A380 operasyonlarına ne derece uygun olduğu araştırılmıştır. Yapılan analizlerde Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü ICAO ve Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği IATA tarafından geliştirilen standartlardan faydalanılmıştır. Elde edilen sonuçlar, incelemeye alınan havalimanının hem hava hem de kara tarafında A380 için önemli düzenlemelere ihtiyaç olduğunu göstermiştir.

  • 2018

  • Hakan OKTAL, Fikriye YAKUT

Makale Linki

Türk Sivil Havacılık Sektörünün Uluslararası Rekabetçilik Düzeyinin Analizi

2002’den beri yurt içi pazarlarda, son yıllarda da uluslararası pazarlarda etkisini hissettiren Türk sivil havacılık sektörünün rekabet gücünü değerlendirmek ve bu doğrultuda öneriler sunmak çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Bu amaçla çalışmada Porter’in elmas modeli kullanılmıştır. Analiz sonucunda sektörün nitelikli insan gücü bulmakta sıkıntı yaşadığı, yakıt maliyetlerinden olumsuz etkilendiği; bunun yanı sıra ülkenin coğrafik özellikleri açısından ise avantajlı olduğu görülmüştür. İç talebin yüksek olması ve sektördeki büyüme önemli bir avantajdır. Pazardaki çoğu firma maliyet liderliği stratejisi ile rekabet ederken pazar lideri olan THY; kendi markası ile farklılaşma, Anadolu Jet ile de maliyet liderliği stratejisini benimsemiştir. Türk turizm ve lojistik sektörünün büyümesi havacılık sektörünün rekabet gücü için oldukça önemli bir etkendir.

  • 1 Haziran 2013

  • Ayşe Elif YAZGAN, Sema YİĞİT

Makale Linki

Havacılık Sektöründe Psikolojik Güçlendirme, İş Performansı ve İşten Ayrılma Niyeti Arasındaki İlişkilerin İncelenmesi

Bu çalışmanın amacı, havacılık sektöründeki çalışanların psikolojik güçlendirme algıları, iş performansları ve işten ayrılma niyetleri arasındaki ilişkilerin ne düzeyde olduğunun ortaya konulmasıdır. Araştırmanın örneklemini, savunma sektöründe uçak ve parçalarının bakım, onarım ve revizyon faaliyetlerini sürdüren bir kamu kurumundaki 213 çalışan oluşturmaktadır. Anket yöntemi ile toplanan verilerin değerlendirilmesinde korelasyon ve regresyon analizlerinden yararlanılarak değişkenler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, psikolojik güçlendirmenin; iş performansı ile pozitif yönlü ve anlamlı, işten ayrılma niyeti ile negatif yönlü ve anlamlı ilişkili olduğu saptanmıştır. Ayrıca iş performansı ile işten ayrılma niyeti arasında çift yönlü negatif ve anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir.

  • 1 Ocak 2018

  • Engin KANBUR

Makale Linki

Havacılık Endüstrisinde Stratejik Yönetim: Swot Analizi ile Durum Değerlendirmesi

Stratejik yönetim süreci ve bu süreçte yer alan planlama ve değerlendirme çalışmalarına yönelik literatürde birçok çalışma söz konusudur. Ancak, özellikle günümüzde devlet ve özel sektör desteğinin de artmasıyla önemi daha da fazla ortaya çıkan havacılık endüstrisi kapsamında, stratejik değerlendirme sürecine yönelik çalışmaların Türkçe literatürde yeterli düzeyde olmadığı gözlenmiştir. Bu nedenle mevcut çalışmada, havacılık endüstrisinde imalat ve uçak bakım faaliyetleri yönünden önemli bir yer tutan lojistik destek merkezinin stratejik yönetim süreci ele alınmıştır. Bu amaca yönelik de işletmenin mevcut üstün ve zayıf yönlerinin, ayrıca muhtemel fırsat ve tehditlerin analiz edilmesine imkân tanıyan SWOT analizi kullanılmıştır. Nitel bir araştırma tekniği olan derinlemesine görüşme ve mülakatlar ile tümevarımsal bir analizle yapılan değerlendirme süreci sonunda, yöneticilere strateji geliştirme ve değerlendirme sürecinde önerilerde bulunulmuştur.

  • 25 Şubat 2019

  • Özgür DEMİRTAŞ

Makale Linki

Havacılık Sektöründe Talep Tahmininin Önemi: Yolcu Talebi Üzerine Bir Tahmin Modeli

Global gelişmeler ve gerçekleştirilen yatırımlar sayesinde, 1990’lı yıllarda daha çok üst gelirli insanlara hitap eden hava yolu ulaşımı, 2000’li yıllardan sonra düşük maliyetli taşıyıcıların da güçlü bir şekilde piyasaya girmesiyle orta ve düşük gelirli insanlara da hitap etmiş ve daha çok talep görmeye başlamıştır. Hava yolu taşımacılığı, hız, güvenlik ve konfor gibi üstünlükleri sebebiyle, kara, demir ve denizyolu ulaşımına göre daha çok tercih edilmektedir. Sektördeki gelişmeye paralel olarak akademik alanda da hava taşımacılığı konusunun incelendiği çalışmalarda yükselen bir ivme göze çarpmaktadır. Hava yolu firmalarının yüksek derecede öneme sahip olan filo ve ağ gibi ticari planlamalarının başarısı, talep tahminin tutarlılığı ile ilişkilidir. Bu çalışmada 1950 ile 2015 yılları arasında hava yolu yolcu taşımacılığı tahmini konusunda sunulmuş 114 adet makale teknik, yıl ve ülke bazında incelenmiştir. İnceleme sonucunda, son yıllarda ekonometrik modeller yerine yapay zekâ tekniklerinin ön plana çıktığı görülmüştür. Çalışmada havacılık sektöründe yolcu talep tahmininin kritik bir öneme sahip olduğu göz önüne alınarak, yapay zekâ teknikleri ile ekonometrik bir model olan regresyon tekniği karşılaştırması yapılmıştır. Adaptif sinirsel bulanık çıkarım sistemi (ANFIS), yapay sinir ağları ve regresyon analizinin kullanıldığı bu çalışmada, havacılık sektöründe yolcu talep tahmini konusunda en başarılı ve güvenilir sonuçları “yapay sinir ağları” tekniğinin verdiği bulunmuştur. Çalışmanın bir diğer amacı da, hava yolu yolcu talebini etkileyen faktörleri bulmaktır. Bu sebeple literatürde bulunan faktörler derlenmiş, ardından korelasyon analizine tabi tutulup ilişkili olanlar belirlenmiştir.

  • 2 Aralık 2017

  • Tuğba EFENDİGİL, Ömer Emin EMİNLER

Makale Linki

Balkan Savaşlarında Osmanlı Devleti'nde Havacılık Faaliyetleri

Bu makalede, Balkan Savaşları sırasında henüz kuruluş aşamasında bulunan Türk havacılığının savaş sırasındaki faaliyetleri ortaya konmuştur. Bu bağlamda ilk olarak Balkan Savaşı öncesi gerek Balkan devletlerinde ve gerekse Osmanlı Devletindeki havacılık faaliyetleri incelenmiştir. Daha sonra Balkan Devletleri ile Osmanlı Devleti’nin savaştaki havacılık faaliyetleri üzerinde durularak bu savaşta hava kuvvetlerinden ne oranda istifade edildiği ve Osmanlı Devleti'ne bir avantaj sağlayıp sağlamadığı değerlendirilmiştir.

  • 2012

  • Ökkeş Kürşad KARACAGİL

Makale Linki

E-Devlet Hizmetleri: Türkiye’de Sivil Havacılık Alanında Uygulama

Devletin temel amacı, kişilerin hak ve özgürlüğünü koruyarak, vatandaşların maddi ve manevi varlığının gelişmesini ve toplumun huzur ve refahını sağlayacak kamu hizmetlerini sunmaktır. E – devlet hizmetleri “devlet tarafından verilen kamu hizmetlerinin vatandaşa en kolay ve etkin yoldan, kaliteli, hızlı, kesintisiz ve güvenli olacak şekilde, elektronik ortamda sunulması” olarak ifade edilmektedir. Bu çalışmada, Türkiye’de T.C. Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından verilen e-devlet hizmetlerini ve gerçekleştirilen e-devlet faaliyetlerini incelenmiş ve Türkiye için bir model önerisinde bulunmuştur. Bu kapsamda araştırmanın birinci bölümünde, e-devlet yapısı alan yazın incelemelerine yer verilmiştir. İkinci bölümde, uygulama alanı olan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü bünyesinde verilen e-devlet hizmetlerinin yapısı kurumsal internet sayfası ile incelenmiştir. Son bölümünde ise dünya modellerine paralel e-devlet yapısı önerisinde bulunulmuştur. Araştırmada mevcut durum analizi yapılarak iş süreçleri yönetim modeli kullanan yazılımların Türk e-devlet yapısına uygun bir model oluşturulabileceği ortaya konulmuştur.

  • 5 Ekim, 2020

  • Savaş Selahattin ATEŞ

Makale Linki

Hava Yolu İşletmelerinde Hava Aracı Bakım Faaliyetlerinin Dış Kaynaklardan Temin Edilmesi: Ortaya Çıkması Muhtemel Emniyet Tehlikelerinin Belirlenmesi

Bu çalışmada, hava yolu işletmelerinin hava aracı bakım faaliyetlerinde dış kaynak kullanması (DKK) sonucu; sürece özgü ortaya çıkması muhtemel potansiyel tehlikelerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Böylece havacılık emniyetinin artırılmasına katkı sağlamak için öneriler sunulmuştur. Çalışmada bu amaçlara ulaşabilmek için nitel araştırma deseni tercih edilmiştir. Bu kapsamda amaçlı örneklem oluşturmak ve veri toplamak için daha çok iş amaçlı profesyonellerin kullanmayı tercih ettiği küresel ölçekte faaliyet gösteren LinkedIn sosyal medya ortamından yararlanılmıştır. LinkedIn'deki konuya ilişkin uzmanların üye olduğu "Havacılıkta Kalite Güvence ve Emniyet Bilgi Paylaşımı (Aviation Quality & safety information Exchange)" adlı grupta bir alt tartışma grubu oluşturulmuş, bu sayede amaçlı örneklemden toplanan nitel veriler tümevarımsal bir yöntemle analiz edilmişlerdir. DKK uygulaması, bakım faaliyetini havayolu örgüt hiyerarşisi dışına çıkardığı için hiyerarşik kontrol etkinliğinin azaldığı ve gittikçe karmaşık hale gelen DKK uygulamalarının havacılık otoriteleri tarafından takip edilmesinin güçleştiği tespit edilmiştir. DKK'nın temelde maliyetleri azaltma aracı olarak görülmesinin de diğer bir potansiyel tehlike olduğu görülmüştür

  • 2017

  • Hakkı BAĞAN, Ender GEREDE

Makale Linki

Türk Hava Kurumu’nun Kurduğu Hava Harp Sanayi Fabrikaları

İstiklal Savaşı yıllarından başlamak üzere Anadolu’da harp sanayinin kurulmasına yönelik çalışmalar yapılmıştır. Bu maksatla birçok tesis ve işletme Kırıkkale taraflarına yapılmaya başlanmıştır. Konya’da ise hava unsuruna ait sistemlerin onarım ve faaliyetinin sağlandığı bir merkez oluşturulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ile birlikte harp sanayine verilen önem artırılmış, kısa süre içinde kara, deniz ve hava güçlerine ait birçok tesisin kurulmasına başlanmıştır. 16 Şubat 1925 yılında Türk Tayyare Cemiyeti kurulmuştur. Aynı yıl içinde 15 Ağustos 1925’de Alman Junkers Firması ile Kayseri’de uçak üretilmesi için bir antlaşma imzalanmıştır. Türk Tayyare Cemiyeti’nin ilk kuruluş amacında Uçak Sanayini kurmak gibi çok önemli bir hedefi de vardı. Bu madde daha sonra Kurum’un kuruluş amaçlarından çıkarılmıştır. Kurum bu süreçte daha çok sportif havacılık ile bağış işlerini koordine ederek Hava Kuvvetlerine uçak temini ile iştigal etmiştir. İkinci Dünya Savaşı yıllarında ise Türkiye’nin ihtiyacı olan uçakların içeride üretilmesi zorunluluğu ortaya çıkınca Hava Kurumu tarafından Uçak ve Uçak Motor Fabrikaları kurulması planlanmıştır. Etimesgut Uçak Fabrikası 1942 yılında 5.840 metre² bir alanı kaplayan bir atölye durumundan kısa süre sonra 13.790 metre² alana yayılan bir fabrikaya dönüşmüştür. Burada onlarca uçak ve bir çok planör üretilmiş, prototip hava araçları hazırlanmıştır. Ancak II. Dünya Savaşı sonrası alınan dış yardımlar bu fabrikanın kapanmasına neden olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde küçük ve ferdi denemeler dikkate alınmaz ise ilk Uçak Motor Fabrikası, Türk Hava Kurumu tarafından Gazi Orman Çiftliği’nde 1945 yılında kurulmaya başlamış ve 1948 yılında çalışmaya başlamıştır. Motor Fabrikası kurulmadan önce Türk Hava Kurumu Başkanı Şükrü Koçak ve ekibi Amerika’da ve İngiltere’de temaslarda bulunmuş, motorların evsaf ve durumları hakkında incelemeler yapmışlardır. Fabrikanın, Devlet Ziraat İşletmeleri Genel Müdürlüğü arazisi olan Ankara Tavukçuluk Enstitüsü yanındaki 120.000 m²’lik alanda kurulması planlanmıştır. Seçilen arazi ve düşünülen projenin modern ve geleceğe yönelik ihtiyaçlara cevap vermesi bakımından oldukça ileriyi gören bir planlama yapılmıştır. Fabrika kurulmuş, motor üretimi gerçekleştirilmiştir. Ayrıca hava sanayi dışında da üretimler yapılmıştır. Motor Fabrikası da Uçak Fabrikası ile aynı kaderi paylaşmış, önce Makine Kimya Endüstrisi Kurumu(MKEK)’na devredilmiş sonra Traktör Fabrikasına dönüşmüştür.

  • 2013

  • Osman YALÇIN

Makale Linki

Havacılık Sektöründe Yabani Hayatı Yönetim Üzerine Hamid Karzai Uluslararası Havalimanında (Kabil-Afganistan) Bir Araştırma

Küreselleşme ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak hızla değişen günümüz dünyasında havacılık sektörü giderek büyümekte ve modern havalimanlarını yönetmek birçok sorunu kapsayan önemli bir sorumluluğu beraberinde getirmektedir. Havalimanlarının içinde bulunduğu çevrenin, özellikle yabani hayattan kaynaklanan ve uçuş emniyetini tehlikeye sokan riskleri taşıması nedeniyle kontrol altında tutulması gerekmektedir. Bu çalışmada, öncelikle literatür taraması yapılarak havacılık sektöründe yabani hayatı yönetim kavramı, yabani hayatın ortaya çıkardığı riskler ve bu risklerle mücadele etmek için kullanılan yöntemlerden bahsedilmiştir. Literatür taramasından sonra yapılan saha araştırmasında, Afganistan’ın başkenti Kabil şehrinde bulunan Hamid Karzai Uluslararası Havalimanındaki yabani hayatı yönetim uygulamaları ve riskleri yerinde incelenmiştir.

  • 2018

  • Ramazan ÇOBAN

Makale Linki

Havacılık Endüstrisinde Stratejik Ortaklıklar: VZA ve Güven Bölgesi Yaklaşımı ile Bir Etkinlik Analizi Çalışması

Amaç: Stratejik ittifak, birlikte ürün veya hizmet üreten iki veya daha fazla şirketin, üretilen ürün veya hizmetlerin satışı için ortak çıkarlar doğrultusunda hareket etmesi olarak tanımlanır. Günümüzde özellikle havacılık sektöründe faaliyet gösteren şirketler, değişen küresel koşullara daha hızlı uyum sağlamak için bu tür stratejik ortaklıklar kurmuş görünmektedir. Bu çalışmada havacılık sektöründe kurulan stratejik ittifaklar için karşılaştırmalı bir verimlilik analizi yapılması amaçlanmıştır. Yöntem: Temel Veri Zarflama Analizine (VZA) ek olarak, Güvence Bölgesi yaklaşımı da 59 havayolu şirketine uygulanmış ve bulgular bu yaklaşım ışığında farklı bir bakış açısıyla yapılmıştır. Bulgular: Temel VZA ile karşılaştırıldığında, Girdi ve çıktı değişkenlerinin her birinin ağırlıklarını dikkate alan Güvence Bölgesi Yöntemi altında oldukça farklı sonuçlar bulunmuştur. Bulgular: Ortalama etkinlik puanı, temel VZA'da %62 iken, VZA / AR yaklaşımında %44 olarak bulunmuştur. Bu sonuçlar, VZA / AR yaklaşımı altında verimlilik puanının yaklaşık %30 oranında azaldığını göstermektedir. Temel VZA kapsamında 11 havayolu şirketi verimli bulunmuş, bunlardan sadece 3 tanesi VZA / AR yaklaşımı kapsamında verimli bulunmuştur. Ayrıca VZA / AR yaklaşımının temel VZA'dan daha hassas bir teknik olduğunu söyleyebiliriz. Temel VZA kapsamında 11 havayolu şirketi verimli bulunmuş, bunlardan sadece 3 tanesi VZA / AR yaklaşımı kapsamında verimli bulunmuştur. Ayrıca VZA / AR yaklaşımının temel VZA'dan daha hassas bir teknik olduğunu söyleyebiliriz. Temel VZA kapsamında 11 havayolu şirketi verimli bulunmuş, bunlardan sadece 3 tanesi VZA / AR yaklaşımı kapsamında verimli bulunmuştur. Ayrıca VZA / AR yaklaşımının temel VZA'dan daha hassas bir teknik olduğunu söyleyebiliriz.

  • 2018

  • Burak KESKİN

Makale Linki

Havacılık Sektöründe Ticari Hava Aracı Seçiminin Çok Kriterli Karar Verme Yöntemleri Yoluyla Uygulanması

Bu çalışmanın amacı, havayolu şirketlerinin en çok talep ettiği hava araçlarını çeşitli kriterlere göre sıralayarak en uygun uçak tipini belirlemektir. Bu kapsamda 2016 yılında en çok sipariş edilen uçak tipleri; A320, A321, B737-800 ve B737-900ER, maliyet, performans ve çevresel faktörlere göre analiz edildi. Çalışmada AHP, COPRAS ve MOORA yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmanın bulguları, çok kriterli karar verme yöntemlerinin sonuçlarının birbiriyle uyumlu olduğunu ve en uygun uçak tipinin Boeing 737-800 olduğunu gösteriyor.

  • 2018

  • Mahmut BAKİR, Kasım KİRACI

Makale Linki

Havacılık Sektörü Üzerine Bir Uygulama Çalışanların Demografik Farklılıkla Değişime Karşı Tutum Algılarının Örgütsel Analizi

Genelde işletmeler faaliyetlerine birçok değişikliğin etkisi ile devam etmektedir. İşletmeler, bu etkilere uyum sağlayacak çalışanlarla yolculuklarına devam etmek zorundadır. Bu zorunlu bakış açısıyla hazırlanan çalışmanın amacı, demografik özellikler açısından çalışanların örgütsel ortamda değişime yönelik tutumlarında anlamlı bir farklılık olup olmadığını incelemektir. Değişim kavramı temelinde örgütsel değişim ve değişime yönelik tutum vurgulanmaktadır. Daha sonra bu amaçla demografik farklılıkların önemi ele alınır. Tasarım / metodoloji / yaklaşım - Çalışma, farklı uzmanlık ve özelliklere sahip 417 kişi ile İstanbul çevresinde havacılık sektöründe gerçekleştirilmiştir. Çalışmada birincil veri toplama aracı olan anket yöntemi uygulanmıştır. Elde edilen veriler, SPSS programında tek yönlü varyans analizi olan Anova ve T-testi ile aktarılır. Bulgular - Çalışanların cinsiyet, yaş, deneyim ve eğitim değişikliklerine göre farklılaştığı anlaşılmaktadır.

  • 2020

  • Abdullah TÜRK

Makale Linki

Hava Yolu Ulaştırması Sektörünün Rekabetçi Yapısı: Türk Hava Yolu Ulaştırmasının Açılım Dönemi Üzerine Bir Değerlendirme

Günümüzde ulaştırma sektörü ekonominin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Üstelik ulaştırma sektörü diğer birçok sektörle yakın ilişki içindedir ve onlar için alt yapı görevi görmektedir. Teknolojiyle olan yakın bağlantıları, ulaşım sektöründe sürekli bir değişim ve gelişime yol açmaktadır. Gelişen bu yapı, değişimi tespit etmeye yönelik çok sayıda çalışmanın nedenini açıklayabilir. Bu yazının amaçlarından biri de Türk hava taşımacılığı sektörünün reform döneminin başında değişimini ve gelişimini değerlendirmektir. Çalışma aynı zamanda Türk hava taşımacılığı sektörünün rekabetçi yapısını karşılaştırmalı bir şekilde incelemeyi amaçlamaktadır. Sektörel başarının kritik noktası, rekabet ortamında seçilen sektörel aktörlerin başarısı olarak görülebilir. Türk hava taşımacılığının incelenmesi, küresel gelişmelerin yorumlanmasında bazı gecikmeler yaşandığını gösteriyor. Bu sonuç, karşılaştırmalı faktör üretkenliği analizinin sonuçları tarafından da paylaşılmaktadır.

  • 2016

  • Onur TUTULMAZ

Makale Linki

Sivil Havacılık Sektöründe Kabin Personelinin Sosyal Kaygı Düzeyleri İle Örgütsel Bağlılık Arasındaki İlişkinin İncelenmesine Yönelik Bir Alan Araştırması

Çalışmanın amacı, havacılık sektöründe çalışan kabin personelinin sosyal kaygı düzeylerinin örgütsel bağlılık üzerine olup olmadığını belirlemektir. Çalışmada havacılık sektörünün önde gelen işletmelerinde görev yapan 130 kabin personeli üzerinde uygulamalı araştırma gerçekleştirilmiş ve toplanan veriler anket formu ile analiz edilmiştir. Araştırma grubundaki kabin personelinin demografik faktörleri gözlendi. Sosyal kaygı açısından cinsiyet ve eğitim açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmazken, sosyal kaygı açısından medeni durum, öğrenim süresi, yaş ve görev açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık vardı. Çalışma sonucunda kabin personelinin sosyal kaygı düzeyinin düşük, kabin personelinin örgütsel bağlılığının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Duygusal ve örgütsel bağlılığın alt boyutlarında sosyal kaygının olumsuz etkisinin olduğu bulunmuştur.

  • 2018

  • Gözde YANGINLAR, Fatma KARACAN

Makale Linki

Atatürk ve Havacılık

Bu makale Atatürk'ün havacılığa her zaman verdiği önemi ele almaktadır. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu izleyen yıllarda havacılıktaki gelişmeler ve Atatürk'ün Türkiye'de havacılığın gelişmesinde oynadığı öncü rol ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

  • 1985

  • Muhterem ERENLİ

Makale Linki

Çalışanların Performansı, Yaratıcılığı ve Öğrenme Davranışı Üzerinde Kontrol Olgusunun Etkisi: Havacılık Sanayinde Araştırma

Öğrenme, yaratıcılık ve performans iş yaşamında çalışanların başarısında öne çıkan kavramlar arasındadır. Etkisi incelenen kontrol olgusuysa planlarla gerçeklerin karşılaştırılması ve gerektiğinde sapmaların düzeltilmesiyle ilgilidir. Bu makalenin amacı örgütlerde yürütülen kontrol faaliyetlerinin çalışanların yaratıcılıkları, öğrenme davranışı ve performansları üzerindeki etkisini incelemektir. Bu amaçla kontrol; yönetimsel olarak resmi ve gayri resmi kontrol başlığında iki alt boyut ve bunların alt bileşenleriyle ele alınmıştır. Uygulama alanı olarak seçilen havacılık sanayi üzerinde, belirlenen faktörler arasındaki ilişkiler yapısal eşitlik modeliyle analiz edilmiştir. Sonuç olarak; kişisel kontrol haricinde hiçbir kontrol bileşeninin yaratıcılık üzerinde etkili olmadığı ancak sosyal kontrol dışındaki tüm kontrol türlerinin öğrenme üzerinde etkiye sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Bir başka bulgu da kontrol türlerinin aracı olmadan doğrudan performans ile arasında anlamlı bir ilişki bulunmamasıdır.

  • 2017

  • Kıcır Güzin KIYIK

Makale Linki

Dünden Bugüne Türk Havacılık Tarihi ve Eskişehir

Anadolu’nun en gözde ve modern şehirlerinden biri olan Eskişehir havacılık konusunda da Türkiye’de çok önemli bir yere sahiptir. Dünyada kuvvetli devletlerin hava kuvvetlerini inşa etmeye başladıkları zamanda ileri görüşlü bazı Türk devlet adamlarının çalışmalarıyla, ilk uçağın uçuşundan sadece sekiz sene sonra Türk Hava Kuvvetlerinin kurulması için ilk adımlar atılmıştır. Kurtuluş Savaşı’yla birlikte Eskişehir Batı Cephesi’nin en önemli üssü olmuştur. Cumhuriyet’in ilanından sonra ise Eskişehir hem askeri hem de sivil havacılık için önemini sürdürmeye devam etmiştir. Batı ve doğu olarak ikiye ayırabileceğimiz Türk Hava Kuvvetlerinin, Batı Kuvvet Komutanlığı olarak da adlandırabileceğimiz 1nci Hava Kuvveti Karargâhı Eskişehir’de konuşlanmıştır. Ayrıca 1nci Ana Jet Üssü, 1. Hava İkmal Merkezi ve bir dönem NATO bünyesinde Hava Karargâhı olarak kullanılan Birleştirilmiş Hava Harekât Merkezi de yine Eskişehir’de faaliyet gösteren Hava Kuvvetlerine ait önemli merkezlerdir. Günümüzde sivil havacılıkta Eskişehir bir marka olmuştur. Türk Hava Kurumuna ait olan İnönü eğitim merkezi her yıl yüzlerce yeni havacı yetiştirmektedir. Aynı zamanda Anadolu üniversitesinde Havacılık sektörüne kaynak olmak üzere, Havacılık Yüksek Okulu eğitimlerine akademik seviyede devam etmektedir. Sivil Havacılık sanayinde TEI ve Alp Havacılık gibi uluslarası projelere imza atmış büyük havacılık şirketleri de burada bulunmaktadır. “Dünden Bugüne Türk Havacılık Tarihi ve Eskişehir” çalışması üç ana bölümden oluşmaktadır: Tezin birinci bölümünde genel olarak Türk Havacılık Tarihi incelenmiştir, ikinci bölümde ise Eskişehir’de havacılıkta yaşanılan tarihsel gelişmelerden bahsedilmiş ayrıca Eskişehir’de bulunan havacılıkla ilgisi bulunan şirket ve kuruluşlar tanıtılarak bunlar hakkında bilgiler verilmiş ve gelecekte Eskişehir’in havacılıktaki yerinin ne olacağı hakkında varsayımlarda bulunulmuştur. Çalışmaya bir sonuç yazısıyla son verilmiştir.

  • 2011

  • Mustafa Gökhan ERDEMLİ

Makale Linki

Serbest Uçuş: Dinamik Akış Kontrol

Hava taşımacılığına olan hızlı talep artışı karşısında, hava trafik yönetim sisteminin yavaş gelişmesi hava trafik kontrol sisteminin tıkanmasına neden olmuştur. Havacılık endüstrisindeki gelişmeler modern ulaştırma uçaklarının uçuş harekâtlarını otomasyona doğru yöneltmiştir. Bu yüzden, hava trafik yönetimi teknolojisi uçak teknolojisine ayak uydurabilmek için yoğun araştırma ve geliştirme faaliyetlerine gerek duymaktadır. Böylece hava trafik yönetimi sisteminin uçuş plânlama ve kontrol fonksiyonları için otomasyon teknolojileri geliştirilmeye başlanmıştır. Teknoloji geliştirme çabalarının yanında, mevcut gelişmiş donanımlara dayalı yeni seyrüsefer usulleri de gelişmiştir. Bu usullerden birisi de serbest uçuştur. Serbest uçuş kavramı öncelikle A.B.D. 'de ortaya çıkmıştır, daha sonra Avrupa' da Eurocontrol tarafından da üzerinde çalışılmaya başlanmıştır. Bu makalede serbest uçuş kavramına ait temel prensipler tanıtılmış ve Türkiye hava sahasından bir örnek uygulama verilmiştir.

  • 2001

  • Aydan CAVCAR, Mustafa CAVCAR

Makale Linki

Havacılık Yaralanmaları ve Adli Tıp

Havacılık, çok çeşitli araçlar ve teknolojik mekanizmalarla gerçekleştirilen eğlence veya toplu taşımacılık aktivitesidir. Her geçen gün gelişim gösteren bu sektör ve endüstride azımsanmayacak ölçüde kazalar meydana gelebilmektedir. Bu kazalar sonucunda basit bireysel yaralanmalardan kitlesel felaketlere kadar çeşitli durumlar oluşabilmektedir. Kaza sonrasında sistematik olarak yapılacak adli bilimler yaklaşımı ile temel olarak ulaşılması gereken hedefler kurbanların kimliklendirilmesi, yaralanmaların nedeni ve mekanizması hakkında karara varılması, kazaya neden olan sebebin tahminine katkıda bulunulması, kaza anında uçağı kontrol eden kişinin belirlenmesi, pilotun kaza anında yeterliliğini ve uçuş performansını etkileyecek medikal veya toksikolojik durumların araştırılması olarak ortaya çıkmaktadır. Bu yazıda havacılık kazalarına ve bu kazalara yönelik adli bilimler yaklaşımına dikkat çekilmesi amaçlandı.

  • 2016

  • Ramazan AKÇAN

Makale Linki

Havacılık Kazası ve Pilot

Havacılık sektörü her geçen gün gelişiyor. Havacılık sektörünün gelişiminde teknolojik yeniliklerin rolü çok önemlidir. Hava taşımacılığı operasyonlarına yönelik politikalar da sektörün hızlı büyümesini tetikliyor. Havacılık endüstrisinde güvenlik, ulaştırma faaliyetlerinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Uçuş operasyonlarının gerçekleştirilmesinde görev alan çalışanların birincil amacı güvenliği sağlamaktır. Bu bağlamda havacılık sektörünün tüm birimlerinde emniyetin değeri oldukça yüksektir. Havacılık sektörü, son yirmi yılda güçlü bir ivme kazanmış, yolcu-uçak-kargo tabanında büyüme eğilimi göstermiş ve havacılık ile ilgili diğer sektörlerin gelişimini hızlandırmıştır. Bu süreçte, Havacılık otoritelerinin düzenlemeleri ve uçak teknolojilerinin gelişimi gibi faktörlerle uçak kazalarında düşüşler gözlemlenmiştir. Ancak havacılık sektörünün büyüme hızına paralel olarak havacılık kazalarında azalma oranının daha düşük olduğunu söylemek mümkündür. Havacılık kaza raporlarından elde edilen veriler doğrultusunda kaza nedenleri araştırılarak çeşitli boyutlarda tartışılmaktadır. Kamuoyunun dikkatini çeken nedenlerden biri pilot hatasıdır. Bu çalışmada, havacılık kazası, pilot hatası, kaza nedenleri kavramları incelenmiş ve çalışmaların sonuçları betimsel açıdan derlenmiştir.

  • 2020

  • Meltem AKÇA

Makale Linki

Avrupa Birliği Çerçeve Programlarında Havacılık ve Uzay

Avrupa Birliği 6. Çerçeve Programı (6ÇP) Havacılık ve Uzay tematik alanında, Avrupa Havacılık Araştırmaları Danışma Konseyi ( The Advisory Council for Aeronautics Research in Europe-ACARE) ve Avrupa Uzay Stratejileri’nin (European Strategy for Space) gösterdiği doğrultuda, Araştırma ve Teknolojik Geliştirme (RTD) çabalarının güçlendirilmesi, sağlamlaştırılması ve üst düzey teknolojik mükemmelliğe ulaştırılması hedeflenmektedir. Önümüzdeki 10-15 yıl içinde, hava taşımacılığının büyük bir gelişme göstermesi, bunun sonucu olarak mesafelerin kısalması ve insanların dolaşımının kolaylaşması beklenmektedir. Hava taşımacılığının gelişmesinin beraberinde getirebileceği olumsuz sonuçlarıda göz önünde bulunduran Avrupa Birliği, çevrenin korunması, uçak seyrüsefer güvenliği ve daha sağlam malzemelerin geliştirilmesi ile ilgili araştırma faaliyetlerini 6ÇP kapsamına almıştır. 7. Çerçeve Programı (7ÇP) içerisinde havacılık ve uzay faaliyetleri farklı tematik alanlar içerisinde değerlendirilmiştir.

  • 2005

  • Aziz KORU, Tamer ÖZALP

Makale Linki

Dünyada Bölgesel Hava Taşımacılığı ve Türkiye'de Uygulanabilirliği

Bu çalışmada son yıllarda dünyada büyük gelişme gösteren bölgesel hava taşımacılığı kavramı tanımlanarak, A.B.D. ve Avrupa’daki gelişimi incelenmiştir. Daha sonra Türkiye’de hava taşımacılığının mevcut durumu ortaya konarak, henüz ülkemiz için yeni bir kavram olan bölgesel hava taşımacılığının uygulanabilmesi yönünde bazı temel yaklaşımlar önerilmiştir.

  • 2007

  • Hakan OKTAL, Hatice KÜÇÜKONAL

Makale Linki

Bulanık Multımoora ile Personel Seçimi: Havacılık Sektöründe Bir Uygulama

İşletmelerin doğru işe doğru personel yerleştirmesi, zaman, para ve enerji gerektiren hayati derecede önemli bir süreçtir ve sübjektif sözel ve sayısal kriterler içeren birçok kriterli karar verme (ÇKKV) problemidir. Bu çalışmada, personel seçimi sürecindeki belirsizlik ve sübjektiflik de dikkate alınarak problemin çözümü için bulanık MULTIMOORA metodu önerilmiştir. İşletmenin çalışanlarında aradığı yetkinlikler dikkate alınarak önde gelen bir havacılık firmasında, çeşitli departmanlarda istihdam edilmesi planlanan uzman personel seçimi çalışması yapılmıştır. İlk aşama olan yazılı sınavları geçen üç aday, işletmede personel alımında görevli üç üst düzey yönetici tarafından değerlendirilmiştir. İnsan kaynakları uzmanları ile gerçekleştirilen bu görüşme sonucunda ortaya çıkan veriler kullanılarak MULTIMOORA yöntemiyle en iyi aday belirlenmeye çalışılmıştır. Bulguların geçerliliğini test etmek ve önerilen yöntemin kullanışlılığını karşılaştırmak amacıyla adaylar ayrıca bütünleşik AHS-TOPSIS yöntemi ile değerlendirilmiş ve iki modelin aynı sonucu verdiği görülmüştür.

  • 2019

  • Ali Osman KUŞAKCI, Berk AYVAZ , Fatih ÖZTÜRK

Makale Linki

Örgütsel İletişimin Örgütsel Sessizliğe Etkileri: Havacılık Bakım Merkezlerinde Bir Uygulama

Bu çalışmanın amacı; örgütsel iletişim ile çalışanların örgüt içinde karşılaştıkları sorunların çözümlenmesi sürecinde sessiz kalmaları şeklinde ortaya çıkan örgütsel sessizlik arasındaki etkileşimi araştırmaktır. Araştırma kapsamında örgütsel iletişim ve örgütsel sessizlik ile örgütsel sessizliğin alt boyutları olan “kabul edilen sessizlik, savunma amaçlı sessizlik ve örgüt yararına sessizlik” arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Çalışma için Ankara’da faaliyet gösteren havacılık bakım merkezlerinde görevli 324 iş gören üzerinde görgül bir araştırma yapılmıştır. Araştırma sonucunda; örgütsel iletişim ile örgütsel sessizlik arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca örgütsel iletişim ile örgütsel sessizliğin alt boyutlarından “kabul edilen sessizlik” ve “savunma amaçlı sessizlik” arasında da negatif yönlü anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Diğer taraftan örgütsel iletişim ile örgütsel sessizliğin diğer alt boyutu “örgüt yararına sessizlik” arasında ise pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir.

  • 2019

  • Tamer KILIÇ, İhsan SAYGILI

Makale Linki

Havaalanlarında Yap İşlet Devret Uygulamaları

Bu çalışmada Antalya ve Atatürk havalimanlarındaki YİD uygulamaları incelen­miş ve değerlendirilmiştir. Havaalanlarında YİD süreci, Antalya Havalimanı YİD pro­jesinin 1993 yılında ihale edilmesiyle başlamıştır. Projenin devir tarihi 1 Ağustos 2007"dir. Atatürk Havalimanı YİD projesi, 1997'de ihale edilmiş ve 2 Temmuz 2005'te tamamlanmıştır. Son dönemde, YİD modeliyle 4 yeni ihale daha gerçekleştirilmiştir. İşletmeciler ve kamu yetkilileri, yeni projelere girişme konusunda isteklidirler. Mevzuat­tan ve bürokrasiden kaynaklanan mevcut sorunların zaman içinde çözülmesi beklen­mektedir. Uygulamaya, maliyet-süre uyumu ve uygun gelir paylaşımı gözetilerek devam edilmelidir. Ayrıca "kirala-geliştir-işlet" vb. alternatif yöntemler de uygulanmalıdır. Çünkü bu projelerin temel amacı, "kamu-özel-iş birliği" yoluyla yatırımların ve hizmet­lerin sürekliliğini sağlamaktır.

  • 2007

  • Ergün KAYA, Ender GEREDE, Mehmet BAŞAR, Ferhan KUYUCAK, Arda SÜRMELİ

Makale Linki

Türkiye’de Yer Hizmetleri İşletmelerindeki Hizmet Kalitesinin ‘SERVQUAL Yöntemi’ İle Ölçülmesi

Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de faaliyet gösteren yer hizmeti işletmelerinin sunduğu hizmetin kalitesinin havayolu perspektifinden hizmet kalitesi boyutları bağlamında değerlendirilmesidir. Çalışma kapsamında, Türkiye’de havayollarının operasyonel faaliyetlerini sürdüren yer hizmetleri (ground handling) işletmelerinin sundukları hizmet, hizmet kalitesi boyutları açısından SERVQUAL yöntemi kullanılarak analiz edilerek sunulan hizmetin kalitesinin havayolları tarafından nasıl algılandığı ve havayolu beklentilerini karşılayıp karşılamadığı üzerinde durulmuştur. Hizmet kalitesi değerlemesini yapmak için İstanbul Atatürk Havalimanı ve Antalya Uluslararası Havalimanı’nda faaliyet gösteren havayolu işletmelerinin ve C grubu çalışma ruhsatına sahip temsil/gözetim işletmelerinin istasyon şefleri ve süpervizörleri ile online anket yöntemi kullanılarak veri toplanmıştır. Çalışma sonucunda yer hizmetleri işletmelerinin sundukları hizmetin kalitesine etkiyen boyutlar havayolları açısından ortaya konulmuştur.

  • 2016

  • Mehmet YAŞAR, Emircan ÖZDEMİR

Makale Linki

Yer Hizmetleri Kuruluşlarında Muhasebe ve Bağımsız Denetim

Bu çalışmanın amacı, yer hizmetleri kuruluşlarını, ilgili mevzuat ve uygulamaları da esas alarak çeşitli yönleriyle açıklamak ve bu kuruluşlardaki seçilmiş önemli iş süreçlerini ve finansal tablo hesaplarını, muhasebe ve bağımsız denetim-iç kontrol uygulamaları açısından incelemektir. Çalışmanın birinci bölümünde, yer hizmetleri kuruluşlarının türleri, yetki ve sorumlulukları, yükümlülükleri, verilen hizmet türleri ve yer hizmetleri kuruluşlarının genel yapısı anlatılmıştır. İkinci bölümünde, bağımsız denetim olgusu ve denetim standartları temelinde bağımsız denetim süreci açıklanmıştır. Üçüncü bölümünde ise, yer hizmetleri kuruluşlarında seçilmiş iş süreçlerine bağlı olarak finansal tablo hesaplarıyla ilişkili muhasebe sistemi uygulama örneklerine yer verilmiştir. Ayrıca iv bu bölümde çalışmanın muhasebe uygulamaları bölümüyle de ilişkili olarak; bağımsız denetim sürecinde kilit rol oynayan faaliyet döngülerinin (iş süreçlerinde) incelenmesi konusuna açıklık getiren sorulara ve bağımsız denetim iç kontrol sistemi değerlendirmelerinde uygulanacak denetim işlemlerinden olan kontrol testlerine örnekler verilmiştir. Sonuç bölümünde; çalışma özetlenmiş ve değerlendirmelerde bulunulmuştur.

  • 2019

  • Erkan TEMEL

Makale Linki

Hava Trafik Kontrolör Performansı: Bir Alan Araştırması

Havacılık sektörü tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızlı bir gelişme gösteriyor. Hava trafik sayılarının artması ile birlikte uçuş operasyonlarını yöneten hava trafik kontrolörlerinin performansı daha önemli hale gelmektedir. Hava trafik operasyonlarının emniyetli ve hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesi hava trafik kontrolör performansı ile ilişkilidir. Hava trafik kontrolör performansı; bireysel, operasyonel, çevresel, teknoloji kullanımından etkilenebilmektedir. Bu sayıdaki büyük beş meydanında çalışan hava trafik kontrolörlerinin ortaya çıkan rolünün ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırma modelinin oluşturulmasında literatürde yer alan çalışmalardan yararlanılmıştır.

  • 2019

  • Meltem AKÇA , R. İbrahim PINAR 

Makale Linki

Ses Altı Uçuş¸ Koşullarındaki Bir Uçak Kanadının Diferansiyel Dönüşüm Yöntemi ile Çırpınma Analizi

Bu çalışma kapsamında diferansiyel dönüşüm yöntemi ile bir uçak kanadının ses altı uçuş koşullarındaki aeroelastik karakteristiği sayısal çözümleme ile incelenmiştir. Uçak kanadı, kanat yapısal modelini sadeleştirmek adına yaygın olarak tercih edilen Euler-Bernoulli kirişi olarak modellenmiştir. Kanat üzerine etkiyen aerodinamik kuvvetler ise Theodorsen'in aerodinamik teorisiyle ifade edilmiştir. Eğilme ve burulma hareketi yapan ankastre Euler-Bernoulli kirişinin enerji ifadeleri verildikten sonra dinamik davranışını tanımlayan hareket denklemleri Hamilton prensibi ile türetilmiştir. Etkili bir çözüm yöntemi olan Diferansiyel Dönüşüm Yöntemi (DDY) tanıtılmış ve hareket denklemleri ile sınır şartlarını yeni ifadelere dönüştürmek için gerekli kurallar verilmiştir. DDY ile Euler-Bernoulli kirişinin hareket denklemleri ve sinir koşulları yeniden ifade edilmiştir. Dönüştürülmüş hareket denklemleri ile sınır koşulları geliştirilen kod ile çözülmüştür. Geliştirilen kodun doğruluğunu ve güvenilirliğini teyit etmek amacıyla literatürde doğal frekans ve çırpınma değerleri mevcut olan Goland kanadı ile Hale- Altitude Long-Endurance (HALE) kanadı seçilmiştir. Geliştirilen kod yardımıyla dönüştürülmüş denklemlerin çözülmesi ile Goland ve HALE kanatları için çeşitli modlarda doğal frekans değerleri elde edilmiştir. DDY ile bulunan doğal frekanslar değerleri, literatürdeki aynı kanat modellerinin serbest titreşim analizlerinden elde edilen doğal frekans değerleri ile her bir mod için karşılaştırılmıştır. Ardından Euler-Bernoulli kirişi olarak modellenen kanadın çırpınma analizleri yine Goland ve HALE kanatları için gerçekleştirilmiştir. Sistemin aeroelastik analizi için klasik aeroelastik çözüm yöntemlerinden biri olan ve literatürde yaygınca kullanılan k-yönteminden yararlanılmıştır. Bulunan çırpınma hızı ve frekansı değerleri Goland ve HALE kanatlarının literatürdeki değerleri ile karşılaştırılmıştır. Yapılan çalışmanın literatürdeki verilerle kıyaslaması ile oldukça düşük hata paylarıyla çok yakın sonuçlar elde edildiği görülmüştür.

  • 2020

  • Damla DURMUŞ, Metin O. KAYA

Makale Linki

Kompozit Uçak Yüzeyinde Elektrik İletkenliği

Normal bir uçuş sırasında uçaklar yıldırım çarpması, uçak ve hava arasında sürtünmeden kaynaklanan statik elektrik veya uçağın elektronik donanımından kaynaklanan magnetik alan gibi çeşitli nedenlerle elektrik akımına maruz kalmaktadır. Bu akım, uçağa zarar verebilmekte hatta kazalara neden olabilmektedir. Bu nedenle, uçak yapılarında elektrik iletkenliğinin sağlanması önemli bir konudur. Uçak malzemesi olarak alüminyum kullanıldığında bu problem, alüminyumun iyi bir iletken olması nedeniyle yaşanmamaktadır. Ancak son yıllarda metallere göre daha hafif buna karşılık daha mukavim olduğu için iletkenliği düşük kompozit malzemelerin kullanımı artmaktadır. Bu malzemelerin kullanımı, uçak yapılarında iletkenliğin sağlanması için tasarımcıları çözüm bulmaya zorlamaktadır. Bu makalede bu çözümlerden bahsedilmiştir.

  • Deniz ÖZEL, Cahit TÖRE

Makale Linki

Uçak Sahipliği Açısından Türk Havacılık Şirketleri Üzerinde Bir Araştırma

Havacılık sektörü büyük yatırımlar gerektiren, buna karşın kârlılığı küresel ölçekte yüzde 10’lara erişmeyen ve her türlü ekonomik/siyasi istikrarsızlıktan kolaylıkla etkilenebilen sektördür. İşletmeler, bu koşullar altında rekabet ederken, aynı zamanda sürekli gelişen teknolojiye ayak uydurmak ve yeni yatırımlar yaparak büyümek zorundadırlar. Havayolu işletmelerinin en önemli maliyet kalemlerini personel giderleri, uçak ve yakıt bedelleri oluşturmaktadır. İşletmeler açısından finansal olanaklarının önemli bir kısmının uçak sahipliğine ayrılması rasyonel değildir. Havayolu şirketleri operasyonlarının temel ve en yüksek maliyetli unsuru olan uçakları, farklı biçimlerdeki leasing alternatifleri aracılığıyla operasyonlarına katmaktadırlar. Leasing, işletmeler için alınmak istenilen eşya, araç ve makinenin leasing firması tarafından satın alınarak, ihtiyacı olan işletmeye kiralanmasını kapsayan bir sözleşme olup, genellikle yüksek maliyet içeren duran varlıklar için başvurulan bir finansman yoludur. Leasingin öne çıkan iki türü finansal ve operasyonel leasing olup havayolu işletmeleri açısından finansal leasing görece daha çok tercih edilen bir yöntemdir. Havayolu şirketleri filolarının önemli bölümü farklı leasing yöntemleriyle edinilmiş uçaklardan oluşmaktadır. Bu çalışmada Türkiye’de faaliyet gösteren THY, Pegasus, Atlas Global ve Corendon gibi havayollarının filo yapısı incelenmiş ve uyguladıkları finansal yöntemlerle ilgili analizlerde bulunulmuştur. Araştırma yöntemi olarak veri analizi uygulanmıştır. Araştırmanın sonunda, uçak alımlarında şirketlerin finansal durumlarına ve büyüklüğüne göre kullandıkları leasing yöntemlerinin farklılık gösterdiği görülmüştür. Büyük şirketlerin daha çok uzun vadeli olan finansal leasing yöntemini, küçük işletmelerin ise daha çok operasyonel leasing yöntemini tercih ettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Bu yöntemlerin diğer ikame yöntemlere kıyasla maliyet açısından daha avantajlı olduğu görülmüştür.

  • 1-2 Aralık 2018

  • Hakan RODOPLU, Güler POLAT, Doğan KILIÇ 

Makale Linki

Psikolojik Dayanıklılık ile Örgütsel Vatandaşlık Davranışı Arasındaki İlişkide İş Doyumunun Aracılık Rolü: Havacılık Sektöründe Bir Araştırma

Bu çalışmada, çalışanların psikolojik dayanıklılık düzeylerinin örgütsel vatandaşlık davranışı ve boyutları ile ilişkisinde iş doyumunun aracılık (tam/kısmi) rolü incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi, havacılık sektöründe faaliyetlerini sürdüren bir işletmede görev yapan 263 çalışandan oluşmaktadır. Araştırmanın verileri anket tekniği kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada; Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği, Örgütsel Vatandaşlık Davranışı Ölçeği ve İş Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada değişkenler arasındaki ilişkiyi ölçmek için korelasyon analizi, nedenselliği ölçmek için regresyon analizi ve aracılık rolünü ölçmek için ise hiyerarşik regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre; psikolojik dayanıklılık ile örgütsel vatandaşlık davranışı ve iş doyumu arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Psikolojik dayanıklılığın örgütsel vatandaşlık davranışı ile ilişkisinde iş doyumunun kısmi aracılık etkisi olduğu saptanmıştır. Ayrıca, psikolojik dayanıklılığın örgütsel vatandaşlık davranışı alt boyutlarından vicdanlılık ve nezaket üzerindeki etkisinde iş doyumunun tam aracılık etkisi, diğerkâmlık, centilmenlik ve sivil erdem üzerindeki etkisinde iş doyumunun kısmi aracılık etkisi olduğu vurgulanmaktadır.

  • Ekim 2017

  • Engin KANBUR, Aysun KANBUR, Burak ÖZDEMİR

Makale Linki

Stratejik Yönetim Kapsamında Küresel Hava Yolu İşbirliklerinin SWOT Analizi

Teknolojisi sürekli değişen ve gelişen hava yolu işletmeleri küresel bir oyuncu olarak hayatta kalabilmek ve rekabetçi avantajını koruyabilmek için güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditlerini farkına varmalı ve stratejik analizlerini bu doğrultuda yapmalıdırlar. Bu çalışmada, küresel hava yolu işbirlikleri (Star Alliance, Oneworld, Skyteam)’nin SWOT analizleri yapılmıştır. Analizler sonucunda küresel işbirliklerinin hava yolu işletmelerinin uçuş ağlarını genişletme, riskleri paylaşma, karlılıklarını artırma, maliyetleri düşürme gibi birçok güçlü yönünün olduğu ortaya çıkmıştır. Bunun yanı sıra taahhüt edilen kesintisiz seyahati zaman zaman sağlayamama, bilgi teknolojileri arasındaki uyum sorunları nedeniyle aksaklıklar yaşama, işbirliğinin gerçek anlamda faydasını ölçememe gibi zayıf yanlar da ortaya çıkmıştır. Çalışma kapsamında ortaya çıkan diğer bir sonuç ise küresel işbirliklerinin fırsatlarına yönelik olmuştur. Küresel hava yolu işbirliklerinin hava yolu işletmelerine ölçek ekonomisine ulaşmada yardımcı olmak, ortak satın alım faaliyetleri sayesinde maliyet avantajı elde etmek gibi birçok fırsat sunduğu belirlenmiştir. Ayrıca, üyeler arasındaki zayıf uyum sağlama sorunları nedeni ile tüketici güveninin sarsılabileceği, düşük maliyetli taşıyıcıların her geçen gün yükselişe geçebileceği gibi tehditler de analizler sonucunda ortaya çıkmıştır.

  • 28 Ağustos 2017

  • Engin KANBUR, Harun KARAKAVUZ

Makale Linki

Herkes İçin Havacılık Derneği, 2015 yılında öğrenciler tarafından kurulan ve yönetilen bir dernek olarak İLK ve TEK olma özelliğiyle havacılık tarihine imzasını bırakmıştır.

Bugün itibariyle ise 3150+ üyesi ve 7 temsilciliği ile Havacılığın En Büyük Sivil Toplum Kuruluşu haline gelmiştir.

Mail Formu

     

    İletişim

    Yenişehir Mahallesi Osmanlı Bulvarı No:2 Ayport Sitesi A Blok Ofis No:2
    Pendik/ İstanbul

    0 538 062 81 90

    info@herkesicinhavacilik.com