resmin alt tagı

Patlayıcı Tespit Sistemi Nedir? Ne İşe Yarar?

Hava araçları ve havalimanları, doğrudan yahut dolaylı olarak binlerce, on binlerce hatta yüzbinlerce insanın hayatına olumlu ve olumsuz etkide bulunabilirler. Bu nedenle havalimanı ve hava aracı güvenliği çok önemsenen konulardan biridir. Herkesin havalimanlarına ve hava araçlarına ulaşabilmesi sonrasında terör tehditleri havacılığa karşı çok yüksek düzeylere ulaşmıştır. Özellikle 11 Eylül, Atatürk Havalimanı ve Sabiha Gökçen Havalimanı saldırılarını incelediğimizde tehditlerin nelere yol açabileceğini anlayabiliriz. Bu tehditleri önleyebilmek için havacılık otoriteleri havalimanlarına gerekli önlemlerin alınması amacıyla yönergeler vermektedir. Şüphesiz bunların en önemlilerinden biri patlayıcı tespit sistemleridir.

Patlayıcı sistemlerine giriş yapmadan önce havalimanlarının genel güvenliğini tanıyalım.

Dünyadaki havalimanlarının güvenliği genellikle polis güçleri tarafından sağlanmaktadır. Ülkemizde ise polis ve özel güvenlik kuvvetlerinin ortak çalışması ile sağlanmaktadır. Yolcular, X-ray ve elektromanyetik detektörlerden geçmektedir. Valizlerimizi check-in noktasında bıraktıktan sonra, bazı maddelere aşırı duyarlı detektörlerden ve X-Ray’lerden geçirilmektedir. Bu özel detektörlerden biri ise patlayıcı tespit detektörleridir.

Patlayıcı tespit sistemleri, hastanede gördüğümüz MR cihazlarına prensip bakımından çok benzemektedir. Valiz içerisindeki patlayıcı yahut patlayıcı işlevi görebilecek maddeleri tespit etmek amacıyla her havalimanında bulundurulması IATA tarafından şiddetle önerilmektedir. Bu sistemlere EDS (Explosive Detection System) adı verilmektedir. Bu sistemlerin spesifikleştirilmiş varyantları mevcuttur. Örneğin doküman inceleme, sıvı patlayıcı tespiti ve genel patlayıcı tespiti…

Saydığımız varyantların yanında önem arz eden bir varyant daha bulunmaktadır. ETD (Explosive Trace Detection) yani patlayıcı izi tespiti, patlayıcıların tespiti kadar önem arz eden bir konudur. Patlayıcılar kimi zaman sıvı bile olabilirken, günümüzde patlayıcıların izi bile uçuşu ve havalimanını büyük riske sokmaktadır.

Inad ve Deporte Nedir?

Ülkeye Girişi Yasaklanan Yolcular (Inad)

Gittiği ülke tarafından girişine izin verilmeyen yolculara “Inadmissible Passenger” (INAD) yolcu denilir. Uluslararası kurallara göre ınad yolcunun geldiği havayolu tarafından işlemlerini son varış noktasına kadar yapmakla yükümlüdür. Sınır polisi veya pasaport görevlileri tarafından yolcunun ülkeye alınmama hakkı vardır. Yolcunun, ülkenin istediği evrakları bulunmaması veya bunları göstermemekte ısrar etmesi onu INAD yolcu yapabilir.

INAD bir yolcunun geri gönderilme işlemi mümkün olduğunca en kısa sürede yapılması gerekmektedir. O gün içerisinde ülkesine uçuş var ise o uçuşla ülkesine gönderilir. O gün uçuş yoksa en yakın tarihte olan uçuşla ülkesine geri gönderilir. 24 saati geçen yolcular INAD yolcular için ayrılmış alanda beklerler. Yeme-içme ihtiyaçlarını geldiği havayolu karşılar. INAD olarak kabul edilen yolcuya soruşturma başlatılır. Yolcu uçaktan indikten sonra terminalde çıkartılmaz özel bir alanda bekletilir. Görevli polis memuruyla birlikte check-in işlemleri yapılarak uçağa binmeleri sağlanır. Yolcunun Biniş kartında INAD kodu yazılır. Karşı istasyona yolcunun neden kabul edilmediğini de belirten bilgilendirme yapılır. Soruşturması tamamlandıktan sonra yolcu geldiği hava yoluyla beraber ülkesine geri döner.

Sınır dışı Edilen Yolcular (Deporte)

Sınır dışı edilen (deporte) yolcular, bir ülkeye yasadışı yollarla girmiş ya da kanuni yollarla giriş yapmış ancak ülkenin yetkili makamlarınca ülkede bulunması sakıncalı bulunan bu nedenle sınır dışı edilen yolculardır. Refakatli (DEPA) ve refakatsiz (DEPU) olmak üzere ikiye ayrılır. Deporte yolcular, kimi zaman bir güvenlik görevlisiyle birlikte, kimi zaman da tek başlarına uçağa biniş yaparlar. Yolcuyu ülkeye getiren havayolu böyle bir durumda yolcuyu geri götürmekle yükümlü değildir. Deporte edilen yolcunun bilet ve diğer harcamaları yolcuyu sınır dışı eden hükümet tarafından karşılanır. Deporte yolcular check-in ve boarding işlemleri sırasında havayolunun uygulamalarında normal yolcu gibi işlem görür yalnızca biniş kartına yolcunun durumunu belli eden (DEPA ya da DEPU) kodu yazılır. Deporte yolcuya alkol verilmez. Uçağın en arka kısımdaki koltuklardan verilir.

Bazı Zamanlarda Neden Uçağın Yanında İtfaiye Bulunur?

Belki de birkaçınız havalimanında veya internet sayfasında uçak yanında itfaiye görmüşsünüzdür. İtfaiye gördüğümüzde tabii ki genel olarak aklınıza yangınla ilgili şeyler gelmiş “acaba havalimanında yangın mı çıktı veya uçak mı arızalandı…” gibi soru işaretleriyle haber kaynağı aramışsınızdır. Peki bir uçağın yanında itfaiye bulunmasının sebebi sadece yangınla mı alakalıdır? Hadi hep beraber inceleyelim.

Uçakların Yanında Neden İtfaiye Bulunur?

Tabii ki bunun çoğu kişinin de düşündüğü gibi yangından veya kazadan olma ihtimali vardır fakat uçakların yanında genellikle itfaiye bulunmasının sebebi “yakıt ikmali” yapılmasıdır.

Uçaklarda Hangi Yakıt Kullanılır?

Yüksek irtifalarda hava sıcaklığının düşmesi nedeniyle donmadığı ve sıvı akışkanlığını kaybetmediği için havacılıkta genellikle tercih edilen yakıt türü halk arasında “gaz yağı” olarak da bilinen Jet-A1’dir. Jet-A1 yakıtının ana maddesi kerosendir.

Havalimanlarında Yakıt İkmali İçin Ne Gibi Önlemler Alınız?

  • Öncelikle yakıt ikmali gereken durumlarda sorumlu pilottan talimat alınmalıdır. Sorumlu pilot talimat vermediği sürece yakıt ikmali yapılamaz.
  • Yakıt alımı başlamadan önce uçağın yanında oluşabilecek herhangi bir acil duruma karşı itfaiye ekibi ve itfaiye aracı bulunmalıdır.
  • Yolcu giriş-çıkış kapılarına oluşabilecek acil durumlar için bir körük ya da yolcu merdiveni yanaştırılmalıdır.
  • Uçağın park frenine alınmış olması gerekmektedir ve oluşabilecek herhangi bir uçak hareketine karşın yakıt tankerlerinin uçağa uçağın motorları durdurulduktan sonra yanaştırılması gerekmektedir.
  • Olası bir yangın durumuna karşı en az iki adet yangın söndürücü bulunmalıdır.
  • Yakıt ikmalini yapan personel yakıtın özelliklerini bilmeli ve kıvılcıma sebep olabilecek herhangi bir şey olmamasına dikkat etmelidir.
  • Hava durumu kötü ise yani şimşek, yıldırım gibi hava olayları varsa veya olma ihtimali varsa yakıt ikmali için hava trafik kontrolünden izin alınmalıdır.

Uçaklar Havada Siber Saldırıya Uğrayabilir Mi?

Dünyamız gitgide dijitalleşirken, bilgisayarlaşırken siber saldırılardan kaçınılmaz hale geliyoruz. Günümüzde neredeyse her şeye siber saldırı yapılabiliyor. Bunun en belirgin örnekleri çeşitli sosyal medya hesapları ve reklam panolarındaki tabelalardır. Uçaklar da bundan nasibini almış, zaman zaman çeşitli siber saldırılara uğramış ve hava yolu işletmecisine büyük zararlar vermiştir.

Tehlikede miyiz?

Uçaklar gitgide dijitalleşiyor ve bu da siber saldırı riskini arttırıyor. Örneğin 1936’da tanıtılan ve günümüze kadar birçok örneği ulaşmış Douglas DC-3 uçağını ele alırsak elektronik ve aviyonik sisteme dair hiçbir şey yoktu, uçağı kullanmak tamamen pilotun bileğine bakıyordu. Günümüzde uçaklar hem pilot hem de elektronik ve aviyonik sistemler tarafından yönetilmektedir. Pilotun yapması gereken tek şey bilgisayarın talimatlarını uçağı uçurmaktır. Ancak zaman zaman uçaklar, siber saldırıya uğratılarak uçaktaki bilgisayarların çalışmaması, dolayısıyla pilotların uçağı kontrol etmesini zorlaştırır.

İlk Siber Saldırılar

2015 yılında LOT Hava Yollarına bir siber saldırı gerçekleştirildi. Siber saldırganlar, Varşova Chopin Havalimanından ayrılacak 10 uçuşun bilgisini değiştirmiştir. LOT Hava Yolları, söz konusu uçuşları daha ileri bir tarihe almıştır. Zararın boyutunun 10 milyon dolardan fazla olduğu tahmin edilmiştir.

2016 yılında doğrudan bir uçağa siber saldırı gerçekleştirilmiştir. Siber saldırgan, Boeing 757 tipi uçağa radyo sistemleri kombinasyonları ile erişip uçağın kontrollerini ele almış, üstelik bu olaydan pilotların haberi dahi olmamıştır.

Mart 2017 yılında American ve Delta Hava Yollarına bir siber saldırı gerçekleştirilmiştir. Uçaklarda bulunan pilotlara siber saldırı yapıldığı açıklandığında pilotların saldırıyı fark etmediği belirtiliyor.

Siber Saldırı İçin Profesyonel Bir Cihaza Gerek Yok!

Emirates, Etihad ve Qatar hava yollarında yapılan bir çalışmada uçağın Wi-Fi interneti kullanılarak uçağın kontrollerine erişilebilmiştir. Bunun yanında uçakların multimedya ekranlarından da söz konusu kontrollere erişebilmek mümkündür.

Üreticilerin İddiaları

Boeing, Airbus, Lockheed Martin ve Northrop Grumman firmalarının iddialarına göre uçaklar hiçbir şekilde siber saldırı ile kontrol edilemezken Panasonic Avionics ve bazı BT uzmanları uçakların siber saldırı ile kontrol edilebileceğini, hatta siber saldırılarla uçağın tıpkı 9/11 olaylarındaki gibi silah olarak kullanılabileceğini söylemektedir.

Siber Saldırıları Engellemek

Siber saldırıları engellemek, günümüzde zor bir iş olmasına rağmen ülkelerin havacılık otoriteleri bu konuda aviyonik sistem üreticileri ile çalışmalar yürütmektedir. Uçakların aviyonik kodlarının değiştirilmesi 2 milyon dolara mâl olmaktadır. Bu hava yolu şirketlerinin büyüklüğüne bakıldığı zaman küçük bir maliyet gibi görünse de geniş filolarda bu rakam katbekat daha fazlası olacaktır.

Havalimanlarının Etrafı Neden Çitle Kaplanır?

Havalimanları yüksek güvenlik ve dikkat gerektiren alanlardır. Dışarıdan gelebilecek her durum havacılık sektöründe kaza ve güvenlik tehdidi olarak algılanır, bu durumun oluşmaması için öncelikli tedbirler alınır. Yüksek güvenlikli kamera, radar ve alarm sistemlerinin dışında havalimanı çevresini metrelerce önden çevreleyen çitler neden vardır? Havalimanlarının Başlıca Çevrelenme Sebepleri Nelerdir?

  • Alana Girebilecek Hayvanlar: Havalimanları pist ve oturum açısından büyük arazilere sahip oldukları için genellikle şehir merkezinden uzak arazilere yapılır. Şehir merkezinden uzaklaşılmanın birçok olumlu sebebi olsa da etrafta bulunabilecek evcil veya yabani hayvanların alana girmesi kötü sonuçlara yol açabilir. Havalimanında hayvanlara yönelik hiçbir gıda kaynağı bulunmamalıdır. Çekilen çitler sayesinde alana girebilecek hayvan tehlikesinden kurtulmak amaçlanır.
  • Gürültü: Havalimanlarındaki uçak gürültüsü civarda yaşayan insanlar için ciddi bir problemdir. Alanın en dış çevresi her zaman değişebilecek olan uçak gürültü dereceleri hesaba katılarak insanların bu seslere karşı toleransı da hesaplanır. Çevrelenen çitler bu sınırı belirlemeye yardımcı olur.
  • Yerleşim Faaliyetleri: Havalimanlarındaki uzaktan çevrelemenin bir diğer sebebi ise piste gelen-giden uçakların görüşlerini maksimum düzeyde tutabilmektir. Oluşabilecek yerleşim yerleri pistten ne kadar uzağa yapılabilirse, sis, duman oluşma ihtimalini azaltılmış olur. Ayrıca, şehirden uzak alanlarda yapılmak istenen atık yığınları/belediye çöplükleri de kuşlar ve diğer yabani hayvanlar için oldukça çekici olabilecektir. Özellikle kuşların, havalimanı üzerinde uçuş yolu oluşturmalarına yol açabilecektir.
  • Olası Beşeri Tehditler: Havalimanları yüksek güvenlikli alanlar olmasından dolayı kapılardan giriş yapamayacak insanlardan, insanların alana veya uçaklara zarar vermek amacıyla kullanacak oldukları tehlikeli maddelerin alana girişi yüksek çitler sayesinde engellenir. Özellikle aprondaki şahıslar ile dışarıdaki şahısların tehlikeli madde alışverişlerini önlemek için çift sıra olmalıdır.

Çitler Havalimanının Tüm Çevresinde Var Mıdır?

Havalimanı çevre çitinde, havalimanı dışındaki olası uçak kazalarına acil sevk edilmeleri için kullanılan acil çıkış kapıları bulunmaktadır. Bu kapılar, çitlerin sağlamlığını ve standardını koruyacak şekilde yapılır, kullanılmadığı zamanlarda kilitli konumda tutulur, koruma görevlileri ile korunur veya sürekli kontrol altında tutulur. Bahsedilen kaza kapıları ve havalimanı genel kapıları haricindeki tüm çevrede çitler bulunur.

Havalimanına Girişte Botlar, Elektronik Eşyalar Neden Çıkarılır?

Havalimanları yüksek güvenlikle korunan yerlerdir. Güvenlik nedeniyle uçakta taşıması yasak olan eşyaların, uluslararası kuralları konulmuştur. Bu kurallar havalimanlarına göre değişiklik gösterebilmektedir. Havalimanlarına girişlerde getirdiğiniz birçok eşya tehlike arz etmemesi adına kontrol edilir. Bunlardan iki tanesi de giydiğimiz botlar ve elektronik eşyalarımızdır. Botlar Neden Kontrol Edilir?

Havalimanlarında saldırı girişimleri olmaması adına bot kontrolü yapılmaktadır. Botlar geniş ve büyük eşyalar oldukları için saldırı girişiminde bulunacak kişiler botların içine keskin aletler koyabiliyorlar. Hatta geçmiş zamanlarda bu tür saldırı girişimleri olmuştur. Bu sebeple havalimanlarında botlar çıkarılmaktadır. Tabi ki bu durum sadece Türkiye’de değil çoğu ülkede uygulanmaktadır. Bazı insanlara bu durum mantıksız gelse de havalimanlarının ve insanların güvenliği adına bu kural çok önemlidir.

Ayrıca botların çıkarılmasının bir başka nedeni x-ray’den geçerken üzerimizde metal bulunmaması kuralıdır. Eğer metallerle kaplı bir bot giyiyorsanız makinenin ötmemesi için botlarınızı çıkarmanız gerekmektedir. Elektronik Eşyalar Neden Kontrol Edilir?

Havalimanlarında kontrol yapılırken laptop, telefon, batarya gibi yoğun bileşenleri olan cihazlar nedeniyle, arkasında kalan cisimlerin ayırt edilmesini ve x-ray’de görüntülenmesini zorlaştırır. Ayrıca bu tür cihazlar kesici alet, yabancı maddeler ve bomba gibi patlayıcı mekanizmaları gizlemek için iyi bir eşya olabileceğinden ötürü bu cihazların gizleyici olarak kullanıldığını tespit etmek için havacılık kuralları gereğince havalimanları kontrol noktalarında denetlenir.

Bu tür durumlar düşük ihtimalle olsa bile, yıllarca havalimanlarında yapılan güvenlik kontrolleri bizi bu tehlikelerden korumuştur. Ve korumaya da devam etmektedir.

Havacılık Güvenliği ile Havacılık Emniyeti Arasındaki Fark Nedir?

Emniyet; güven, güvenlik gibi kelimelerle bağdaşır. Tedbirleri yaşam ya da ölümle ilgili büyük sonuçlanmaması için alınmasıdır. Güvenlik; toplum yaşamında insanların refahı için yasal olan düzenin aksamadan devam etmesi, bireylerin korkusuzca yaşayabilmesi için sağlanan olanaklardır. Havacılık Emniyeti

Havacılık emniyeti ile ilgili zıt düşen en önemli kavram “risk” kavramıdır. Risk kelimesi ise en genel şekilde; belirli bir zaman dilimi içinde herhangi bir olumsuz durum ile karşılaşmamayı istemek ve beraberinde oluşturacağı herhangi bir tehlike ile karşılaşma olasılığıdır.

Havacılık Emniyeti, hava sektöründe oluşabilecek tüm risklerin, insan hayatını tehlikeye atan durumların, sabotaj ve terör gibi suç olaylarının kanunsuz şekilde yaşanmaması için alınan tüm önemleri kapsar. Gerekli tedbirlerin alınmasıyla risk olasılığını en aza indirmeyi amaçlar.

Havacılık Güvenliği

Havacılıkta güvenlik kavramı havacılık sektöründe en önemli kuruluşlardan birisi olan Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı (International Civil Aviation Organization-ICAO) tarafından geniş bir tanım yapılmıştır. “Uluslararası sivil havacılığı kanunsuz eylemlere karşı korumayı amaçlayan çeşitli önlemler ile insan ve malzeme kaynaklarının birleşimi” olarak tanımlamaktadır. Emniyet ve Güvenlik Kavramları Arasındaki İlişki ve Farklar

Havacılık emniyetinin tamamen sağlanması halinde güvenliğin de yeterli olduğu söylenebilir. Havacılık emniyeti tüm havacılık güvenliğini kapsayan daha geniş bir alandır.

Havacılık sektöründe iki kavram arasındaki en büyük fark uçuşun gerçekleştirildiği operasyonel zamanlarda ortaya çıkmaktadır. Bu sürede oluşan riskler, ortaya çıkış durumuna göre, “kasıtlı” ve “kasıtsız” olarak ikiye ayrılır. Kasıtlı olarak ortaya çıkan durumlar “güvenlik” kavramı kapsamında ele alınırken, kasıtsız olarak ortaya çıkan durumlar “emniyet” kavramı kapsamında değerlendirilir. Bu bakış açısı ile havacılık sektöründe güvenlik ve emniyet kavramları genel olarak birbirinden bu şekilde ayırt edilebilir.

Anti Collision Beacon (ACB) Nedir?

Beacon ışıkları uçakların gövdesinde ve altında bulunur. Bunlara Beacon ışıkları ya da Anti Collision Beacon (ACB) denir. Uçakların motorları çalıştığı andan itibaren bu ışıklar yanmak zorundadır. Motor kapatılana kadar havada ve yerde sürekli olarak ışıldayarak yanıp sönmeye devam eder. Bu ışıklar gece gündüz güvenlik amacıyla ve motorun çalıştığını göstermek için yanmaya devam ederler. Motorlar kapatıldıktan sonra bir müddet daha yanıp söner ve sonrasında durur.
Beacon ışıklarının diğer bir amacı ise pilotların, yer ekibi ile görsel iletişimde olmasını sağlamaktır.

Gövdenin altında ve üstünde olmak üzere toplam 2 adet Beacon ışıkları vardır. Flip-flop şeklinde devamlı olarak yanıp sönmeye devam eder. Bu ışıklar kırmızı renkte yanar. Navigasyon ışıklarından sonra motorun çalıştığını göstermek amacıyla yandığı için gece gündüz fark etmeksizin gerekli durumlarda mutlaka yanmalıdır.

Anti Collision Beacon (ACB) Işıklarının Açık Olduğu Durumlar

Beacon ışıklarının açık olduğu durumlarda motor çalıştığı için uçağa yaklaşılmamalı ve bu bölgeden uzak durulmalıdır. Personel haricinin yaklaşmaması gerekir. Beacon ışıklarının açık olduğu durumlarda uçağa yalnızca GPU bağlanabilir. Gerek duyulursa sadece ön dikme takozları değiştirilebilir. Anti Collision Beacon (ACB) Işıklarının Önemi

Uçaklarda 2 tip motor bulunur. Bu motorların çalışma prensipleri sebebiyle kurallara uyulmadığı takdirde kazalar ölümle sonuçlanabilir. Bu yüzden Beacon ışıklarına dikkat edilmelidir.

Uçağa Kuş Çarparsa Ne Olur?

Uçaklar ve kuşlar aynı gökyüzünü kullandıkları için maddi ve manevi birçok kayıp ortaya çıkabiliyor. Canlılar için olan kayıpları günümüzde maalesef pek engelleyebildiğimiz söylenemez. Ancak uçağa kuş çarpması ciddi maliyetli sorunlara yol açtığı için insanlar bunun önüne geçebilmek için birçok çalışma yapmış ve yapmaya devam etmektedir. ABD’de bir yılda kuş kazalarından dolayı uçaklarda 1.2 Milyar dolar zarar meydana getirmiştir. Bu fiyat sadece uçakta meydana gelen zararlardır. Rötarlar ve uçuş iptalleri ayrı maliyetler çıkartabilir. En Sık Kuş Kazaları Ne Zaman Olur?

Kuşlar genellikle uçağın kalkış iniş zamanlarında uçak ile çarpışırlar. Kuş kazalarında genellikle küçük çaplı hasarlara yol açar. Ancak kuşlar uçağa çarptığında motora girme durumları da olabilir. Motorlardan birine ya da ikisini de girmiş olabilirler. Uçak motorları en az bir kuş girme durumuna dayanabilecek şekilde üretilmiştir. Eğer tek motora kuş girmesi durumunda motor durur ise uçak uçuşuna tek motorla devam edebilir.  Bu durumda meydana gelen kuş girmesi durumlarında uçak düşmesi durumu oldukça düşüktür.

Uçağa Lazer Tutmak Neden Yasaktır? Bir Tehlikesi Var Mıdır?

Hava aracı kokpitine yöneltilen lazer gibi dikkat dağıtıcı, pilota zarar verebilecek ışıklar pilotun görüşüne doğrudan etki edeceği için çok tehlikelidir. Bu ışıklar körlüğe sebep olabileceği gibi pilotun alması gereken kararlarda dikkatini dağıtabileceği için uçuş emniyetini tehlikeye sokarlar bu yüzden uçaklara lazer tutulması yasaktır. Flash Körlüğü

Lazer ışığının doğrudan insan gözüne temasında hasara yol açması gibi uçak içine tutulan lazerde aynı şekilde pilotun geçici veya kalıcı kör olmasına yol açabilir. Görüş kaybı yaşayan pilotlar uçağı kontrol etmekte zor bir duruma düşecektir. Hukuki Boyutu

Ülkemizde Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan “Uçuş emniyetini riske edecek şekilde hava araçlarına lazer tutulması “ihlali yapan kişiye 17bin TL idari para cezası uygulanır. Yurt dışında da aynı şekilde para ve hapis cezaları uygulanmaktadır.

Uçakların Kule ile Bağlantısı Olmadığında Nasıl İniş Yaparlar?

Kulenin Görevi Nedir?

Hava kontrolörü, yardımcı olan birimlerle, teknik bazı ekipmanları ve donanımları kullanarak uçakların emniyetli, zamanında kalkış yapmalarını ve iniş yapacakları ana kadar düzenli bir şekilde uçmalarını sağlarlar. Hava kontrolörü pilotlarla telsizler aracılığıyla iletişim kurar. Bir hava kontrolörü aynı anda birden fazla uçağı kontrol etmekle sorumludur ve bu sayı bazen 40-50 uçak sayısına kadar çıkabilir. Kule ile Uçağın Bağlantısı Koparsa Ne Olur?

Kule operatörü ile pilot arasındaki iletişimi sağlayan sistemlerde bir sorun olup devre dışı kalırsa “Aldis (Sinyal) Lambaları” kullanılır. Aldis Lambaları mors kodları ile haberleşmeyi sağlamak için, kontrol kulesinde bulundurulması gereken sinyal lambalarıdır. Aldis Lambaları; Kırmızı-Yeşil-Beyaz renklerde sinyal verebilmektedir. Havadaki veya yerdeki bir uçağa yapması gereken hareketleri anlatabilmek için meydan kontrolörü tarafından aldis lambası ile uçaklara ışık sinyalleri gönderilir.

Aldis lambasının havadaki uçak için anlamları;

  • Devamlı Yeşil: İniş serbest anlamına gelir.
  • Kesik Kesik Yeşil: İniş için geri dönün anlamına gelir.
  • Devamlı Kırmızı: Diğer uçağa yol verin ve meydan turuna devam edin anlamına gelir.
  • Kesik Kesik Kımızı: Meydan emniyetli değil ve iniş yapmayın anlamına gelir.
  • Kesik Kesik Beyaz: Bu meydanda inin ve aprona doğru gidin anlamı vardır.
  • Kırmızı İşaret Fişeği: Daha önce verilmiş talimatlara rağmen şimdilik iniş yapmayın ve diğer talimatı bekleyin anlamına gelir.

Aldis lambasının yerdeki uçak için anlamları:

  • Devamlı Yeşil: Kalkış için serbest, kalkış yapılabilir anlamına gelir.
  • Kesik Kesik Yeşil: Taksi serbest anlamına gelir.
  • Devamlı Kırmızı: Dur anlamına gelir.
  • Kesik Kesik Kımızı: ‘İniş sahasını terk edin’ anlamına gelir.
  • Kesik Kesik Beyaz: ‘Meydanda hareket ettiğiniz yere geri dönün’ anlamına gelir.

Aldis lambaları ile yönlendirilen pilot, sakin bir şekilde lambaların anlamlarını takip etmeli ve en güvenli şekilde uçağı indirmeli veya kaldırmalıdır. Aksi taktirde bir kazaya ya da birçok can kaybına neden olabilir. Bu sebepten dolayı pilotların uçuş esnasında kule ile iletişimleri sürekli olarak sağlanmalıdır.

Uçaklarda Kalkarken Neden Perdelerin Açık Olunmasını İsterler?

Sık sık uçakla seyahat eden biriyseniz kalkış ve inişlerde güneşliklerin açık konumda olması gerektiği anonsunun yapıldığını muhtemelen duymuşsunuzdur. Kabin Ekibi Neden Güneşliklerin Açık Olmasını İster?

Kalkış ve inişlerde ortaya çıkan güzel manzarayı izlemek ilk akla gelen nedenlerden birisi olsa da asıl sebep güvenliktir. Farkında olmasak da güvenlik için yaptığımız birkaç işlemden birisidir, güneşliklerin açılması kabin ekibinin dışarıyı rahat şekilde görüp, dışarıda yaşanan olaylara hakim olmasını sağlar. Perdenin Açık Olması Acil Durumlara Yardımcı Olur Mu?

Perdelerin özellikle iniş ve kalkışlarda açık tutulmasının en büyük sebeplerinden birisi, kazaların en sık iniş ve kalkışta yaşanmasından dolayıdır. Acil bir durum veya herhangi bir sorun olduğunda kabin ekibinin dışarıyı görüp tahliye için hangi kapıların açılacağına karar vermesi gerekmektedir. Bu yüzden güneşliklerin açık olması istenir.

resmin alt tagı

Herkes İçin Havacılık Derneği, 2015 yılında öğrenciler tarafından kurulan ve yönetilen bir dernek olarak İLK ve TEK olma özelliğiyle havacılık tarihine imzasını bırakmıştır.

Bugün itibariyle ise 3150+ üyesi ve 7 temsilciliği ile Havacılığın En Büyük Sivil Toplum Kuruluşu haline gelmiştir.

Mail Formu

     

    İletişim

    Yenişehir Mahallesi Osmanlı Bulvarı No:2 Ayport Sitesi A Blok Ofis No:2
    Pendik/ İstanbul

    0 538 062 81 90

    info@herkesicinhavacilik.com