Uçak Kazalarında “Kara Kutu” Verileri Nasıl Kurtarılır?
Havacılıkta “Kara Kutu” olarak bildiğimiz cihazları birçok insan siyah zanneder ama bilinenin aksine kara kutular, kolay bulunması için parlak turuncu renktedir. Bu kutular (FDR ve CVR), uçuşun tüm verilerini ve kokpit seslerini kaydeder. Ancak okyanusun ortasına düşen bir uçağın kara kutusu, binlerce metre derinlikteki karanlık sulardan nasıl çıkarılır ve okunur?
Okyanusun Dibinde Arama: “Ping” Sinyali
Kara kutuların üzerinde “ULB” (Sualtı Konumlama Cihazı) denen küçük bir parça vardır. Bu parça suyla temas ettiği anda aktifleşir ve “ping” adı verilen bir sinyal yaymaya başlar. Bu sinyal yaklaşık 30 gün boyunca devam eder. Arama ekipleri, özel sonarlarla bu sesi dinleyerek kutunun yerini tespit eder. Derin sulara “ROV” denilen uzaktan kumandalı su altı robotları gönderilir ve kutu, bu robotlarla gün yüzüne çıkarılır.
Verileri Kurtarma: Su Dolu Kova Yöntemi
Kutunun bulunması, verilerin kurtarıldığı anlamına gelmez. Eğer kutu denizden çıkarılıp hemen havayla temas ederse, tuzlu su içindeki metalleri hızla paslandırır ve veriler silinebilir. Bunu önlemek için kara kutular, kaza yerinden laboratuvara kadar içi su dolu özel kovalar içinde taşınır. Laboratuvarda ise önce saf suyla tuzdan arındırılır, sonra özel fırınlarda kurutulur. Eğer hafıza çipleri hasar görmüşse, mühendisler mikroskop altında çipleri tek tek onararak verileri kurtarmaya çalışır.

Sonuç Olarak;
Okyanusun dibindeki bir kara kutuyu çıkarmak ve okumak, samanlıkta iğne aramaya benzer. Ancak teknolojinin gücü ve mühendislerin titiz çalışması sayesinde, en derin sulardan bile o veriler kurtarılır, kazanın sebebi bulunur ve gelecekteki kazaların önlenmesi sağlanır. Yani; havacılıkta kurallar kanla yazılır.
