resmin alt tagı

Kabin Ekibi İle Kokpit Arasındaki İletişim Nasıl Olur?

Havacılıkta emniyetli ve sorunsuz bir uçuşun temel unsurlarından biri, kokpit ve kabin ekibi arasındaki etkili iletişimdir. Uçuş sırasında yolcu kabini ve kokpitten gerçekleşen tüm operasyonlar, eksiksiz ve doğru bilgi paylaşımı ile yürütülmelidir. Farklı görev alanlarına sahip olsalar bile uçuş sürecinde tek bir ekip olarak hareket edilmelidir.

Kokpit ve kabin ekibi arasındaki iletişimin temel amacı, uçuş emniyetini sağlamak ve olası riskleri erken tespit ederek gerekli önlemleri almak büyük öneme sahiptir. Kabin içinde yaşanan her türlü olağan ve olağan dışı durumun kokpite doğru şekilde aktarılması kaptan pilotun ve kokpit ekibinin doğru kararlar alabilmesi için gereklidir. Aynı şekilde kokpitte alınan bir operasyonel kararın kabin ekibine net biçimde iletilmesi, yolcu güvenliği ve düzeninin sağlanmasına katkı sağlar.

Bu iletişim, öncelikle uçak içi interkom(interphone) sistemi aracılığıyla gerçekleştirilir. İnterkom, kabin amiri ile kokpit arasındaki en temel iletişim kanalıdır. Özellikle emniyetle ilgili konularda, tıbbi durumlarda veya operasyonel değişikliklerde bu sistem kullanılır. İnterkom üzerinden kurulan iletişim kısa, net ve yoruma kapalı olmalıdır.

Normal operasyonel koşullarda, kabin ekibi tarafından kalkışa hazır olunduğu bilgisi, yolcu sayısı özel durumlarda veya kabinle ilgili teknik gözlemler kokpite aktarılır. Türbülans beklentisi, kabin içindeki anormal durumlar, duman koku gibi risk oluşturabilecek unsurların bilgisi verilmeli.

Kabin amiri, kabin ekibi ile kokpit arsındaki iletişim merkezinde yer alır. Kabin ekibinden gelen bilgileri süzer ve öncelikleri uygun bir dil ve formatla iletir. Aynı zamanda kokpitten gelen bilginin kabin ekibine aktarılmasını da sağlar.

Kokpit ve Kabin Ekibi arasındaki iletişimde fayda sağlayacak uygulamalar;

  • Acil iletişim gerektiren durumlarda yüz yüze etkileşimde bulunma veya dahili telefon ile haberleşme durumunda onay almaya yönelik komutlar
  • Kabin ekibi ve kokpit aralarında gerçekleşmesi muhtemel normal, anormal ve acil durum sınıflandırması yapıp bunlara yönelik tedbirlerin öncesinde konuşulması
  • İki tarafında havacılık kariyerlerine yönelik işlevsel roller ve otorite seviyelerinin net şekilde düzenlenmesi
  • Acil durum belirten verici, duman detektörleri, yangın söndürücüler ve hav ekipmanı gibi rehberlik edecek materyallerden faydalanılması

Havacılıkta Kullanılan Mesaj Tipleri;

  • Sözel iletişim mesajları
  • Sözel Olmayan iletişim mesajları
  • Yazılı iletişim mesajları
  • Sözel görsel iletişim mesajları
  • Teknolojiyi kullanarak gerçekleştirilen iletişim mesajları

Sonuç olarak;

Kokpit ve kabin ekibinin iletişimi uçuş emniyeti için önemli bir unsurdur. Doğru zamanda kurulan net profesyonel iletişim; risklerin azaltılması doğru kararların alınması ve yolcular için güvenli bir uçuş ortamının sağlanmasını mümkün kılar.

Pilotlar Uçuşta Kabin Ekipleriyle Nasıl İletişim Kurarlar?

Havacılıkta uçuş emniyetinin sağlanması ve yolcu operasyonlarının yönetilmesi için kokpit ve kabin ekibi arasında kesintisiz bir iletişim şarttır. Pilotlar, uçuş boyunca kabin ekibiyle temel olarak dahili telefon sistemleri (interphone), genel anons sistemi (PA) ve belirli durumları işaret eden sesli/ışıklı uyarılar aracılığıyla iletişim kurarlar. Bu iletişim süreci, sadece bilgi alışverişini değil, aynı zamanda uçağın o anki durumu ve güvenliğiyle ilgili kritik koordinasyonu da kapsar. Temel amaç, her iki ekibin de uçağın durumu hakkında aynı “durumsal farkındalığa” sahip olmasını sağlamaktır.

Dahili Telefon Sistemleri ve Görsel Sinyaller

Kokpit ve kabin arasındaki en yaygın teknik iletişim aracı, “Interphone” veya “Intercom” adı verilen dahili telefon sistemidir. Pilotlar, kokpitteki kontrol panelinden ilgili kabin istasyonunu seçerek kabin amiri veya diğer ekiplerle doğrudan görüşme yapabilirler. Bu çağrılar, kabin içerisindeki Attendant Call Panel (ACP) adı verilen renkli ışıklı panellerde ve belirli tondaki sesli uyarılar (chime) ile ekiplere bildirilir. Örneğin, pembe veya kırmızı ışık genellikle kokpitten gelen bir çağrıyı temsil ederken, tek veya çift ‘ding’ sesi çağrının türüne dair bilgi verir. Ayrıca, emniyet kemeri ikaz ışıklarının iki kez üst üste yakılıp söndürülmesi gibi görsel sinyaller, ekiplerin iniş hazırlığına başlaması veya türbülansta yerlerine oturması için birer sessiz komut niteliği taşır.

Emniyet Protokolleri ve Kritik Safhalar

İletişimin yöntemi kadar zamanlaması da hayati önem taşır. Uçuşun taksi, kalkış ve iniş gibi kritik evrelerinde, “Sterile Cockpit” (Steril Kokpit) kuralı uygulanır; bu süreçte emniyetle doğrudan ilgili olmayan hiçbir iletişim kurulmaz. Acil durumlarda ise pilotlar, “Kabin Amiri kokpite” veya “İstasyonlarınıza geçin” gibi standartlaşmış anonslar veya özel interphone kodları kullanarak ekibi anında yüksek alarm durumuna geçirirler. Bu protokoller, karmaşık anlarda bile yanlış anlaşılmaları önlemek ve ekibin Standart Operasyonel Usullere (SOP) göre saniyeler içinde koordineli hareket etmesini sağlamak amacıyla dünya genelinde standartlaştırılmıştır.

 

Uçaktayken Yolcuların Oksijeni Nasıl Sağlanır?

Atmosferdeki hava içerisinde %78 azot, %21 oksijen ve %1 diğer gazlar vardır. Gazların yüzde oranları aslında her yerde aynıdır. İrtifa arttıkça basınç ve yoğunluk ters orantılı olarak azalacaktır. Yüksek irtifalarda bulunan oksijen oranı %21 olmasına rağmen yoğunluğu az olduğundan dolayı çektiğimiz havanın içerisindeki oksijen de az olacaktır. Bu yüzden uçakların uçtuğu irtifalardaki hava yoğunluğu, miktarı ve basıncı yeryüzündekinden farklıdır. Yani oksijen seviyesi yeterli değildir. Uçaklarda bulunan oksijen sistemiyle de bu sorun giderilir.

Uçaklarda üç farklı çeşit oksijen sistemi vardır;

  • Uçuş ekibi oksijen sistemi
  • Yolcu oksijen sistemi
  • Taşınabilir oksijen sistemi

Oksijenin Elde Edilmesi

Hava – 196 ̊C’nin altında soğutulursa sıvılaşır. Daha sonra bu sıvılaşan hava buharlaşmaya bırakılırsa -196 ̊C’de azot uzaklaşır geriye sadece oksijen kalır. Bu oksijenin içindeki diğer gazlarda kademeli olarak yapılan buharlaştırmalarda havanın içinden uzaklaştırılır. Oksijen gazı -183 ̊C’ye gelince tamamen sıvı haline gelir. Elde edilen bu oksijen gazı tanklara doldurulup depolanır.

Uçuş Ekibi Oksijen Sistemi

Uçak kabini 14.000 feet’e geldiğinde devreye giren bu sistem, uçuş ekibinin, tüp içinde depolanan basınçlı oksijen ile ani basınç düşümü, zehirli gaz ve duman gibi durumlarda ihtiyaçlarını karşılamaktadır.

Yolcu Oksijen Sistemi

Yolcu oksijen sistemi yolculara ve kabin ekibine kabin basıncının düşmesi sonucunda oksijen sağlar. Sistem 3 şekilde devreye girebilir. Bunlar;

  • Kabin yüksekliği 14.000 feet’e ulaştığında otomatik olarak açılır.
  • Koruyucu mandal anahtarı ile manuel açılır
  • Uçuş kabini içerisindeki pilot tarafından açılır.

Bazı uçaklarda bu sistem oksijen jeneratörü yerine sayıları değişebilen oksijen tüpleriyle sağlanmaktadır. Oksijen dağıtım borularıyla uçuş, yolcu ve tuvalet kabinine ulaştırılır. Ancak bu sistem hem çok yer kaplar hem de ağırlığı arttırır. Gene de kullanıcı firmanın tercihlerine göre iki sistemden birisi uçakta kullanılır.

Taşınabilir Oksijen Sistemi

Bu sistem ilk yardım ve besleme amacıyla kullanılmaktadır.  Ayrıca herhangi bir yangın anında kabin görevlilerini zararlı gazlardan korumak için de kullanılır. Taşınabilir oksijen sistemi kabin görevlilerinin kolayca ulaşabileceği yerlere konulmalıdır.

Peki, Sistem Arızalanırsa Ne Olur?

Baş üstü kapaklarından düşen oksijen, insan sağlığı için gerekli basınç ve oksijen sağlanacak irtifaya inene kadar solunum maskeleriyle buradan solunum yapılır.

 

Uçaktayken Müzik Çalarımı Kullanabilir Miyim?

Her sektör için gerektiği gibi havacılık sektöründe de güvenlik konusuna dikkat edilmesi ve ilgili önlemlerin alınması hem sektörde görev yapanlar hem de sektörü yaşamının bir parçası haline getirenler için öneme sahiptir. Tek cümlenin bile havacılık sektöründe güvenliğin ne derece kritik bir konu olduğunun farkına varılmasında yeterli olduğu söylenebilir: “Havacılıkta kurallar kanla yazılır.” Bu sebepten ötürü yaşanması olası kazaların önüne geçilebilmesi ve havacılıkta kuralların kanla değil de akılla yazılabilmesi amacıyla güvenliğin önemi anlaşılmalıdır. Sonuç olarak, güvenlik konusunun havacılıktaki apayrı yeri otoritelerin gözünden kaçmamış ve buna istinaden uyulması zorunlu bazı kurallar koyulmuştur.

Uçuş Sırasında Kullanılması Yasak Olan Cihazlar

Uçuş sırasında kullanılması yasak olan cihazların, yolcularda veya şirketlerde kuralların uygulanması konusunda belirsizliğe sebep olmaması için kuralları yayınlayan otoriteler, cihazları ve cihazların kullanım zamanlarını kategorilendirmişlerdir. Örneğin; uçakların kalkış ve iniş süreleri boyunca tüm yolcuların çalışması için radyo sinyali (verici hizmeti) gereken elektronik cihazlarını tamamen kapatmaları zorunludur. Uçak, düz uçuş evresinde ise yine çalışması için radyo sinyali (verici hizmeti) gereken cihazların kullanımı uçak modunda gerçekleşebilir. Bu kapsamın dışında kalan MP3 çalar, uçak içi eğlence sistemi, CD çalar, elektrikli saat, kişisel tıbbi cihazlar ve uçağın içindeki tüm cihazlar istenildiği zaman kullanılabilir. Bazı şirketlerde ise uçakta wi-fi hizmeti bulunuyorsa cihazların uçak modunda internete bağlanmasına izin verilir. Havayolu şirketleri tarafından uygulanan bu kurallar genel anlamda benzerlik gösterse de şirketlerin bağlı olduğu otoriteler farklı olabileceğinden kurallarda da ufak değişiklikler gözlenebilir. Karışıklık yaşanmaması için yolcular ilgili kabin personelinin uçuştan önce yaptığı duyuruları takip etmelidir.

Uçuşta Bazı Cihazların Kullanımının Yasaklanmasının Sebepleri

Uçuş operasyonlarında güvenliğin hat safhada olmasının, şirketlerin uluslararası misyonu ve en önemlisi yolcuların, uçuş ekibinin can güvenliği için önemine daha önce değinilmişti. Söz konusu güvenliğin sağlanabilmesi için uçuş güvenliğini tehlikeye atabilecek her türlü durum, otoriteler tarafından uçtan uca değerlendirilmelidir. Bu kapsamda uçuş operasyonları sırasında, kullanımı kısıtlanan cihazlar kullanımı; uçak içinde bulunan ve çalışma prensibi radyo sinyallerinin alınıp, gönderilmesine dayanan; transponder, radar sistemleri, seyrüsefer yardımcıları, yer istasyonları gibi çeşitli unsurlarla kurulan iletişimde ciddi parazitler oluşturması ve kokpit-kule arası iletişimde, bazı uçak yazılımlarında aksaklıklar çıkarma ihtimali sebebiyle özellikle elektronik cihazlara birtakım sınırlamalar getirilmiştir. Seyahatlerinde havayolunu seçen yolcular için bu kurallar bazen can sıkıcı olsa da kuralların şirketlerin keyfi istekleri doğrultusunda koyulmadıkları ve her kuralın uçuş güvenliğini sağlama amaçlı, oldukça mantıklı sebeplerinin bulunduğu unutulmamalıdır. Telefon gibi elektronik cihazların etkisiyle gerçekleşen kanıtlanmış bir kaza olmamasına rağmen yolculardan birinin ihmalkârlığının uçaktaki tüm insanların hayatına mal olacağı düşünülerek kurallara uyulması gerekmektedir.

 

 

 

resmin alt tagı

Herkes İçin Havacılık Derneği, 2015 yılında öğrenciler tarafından kurulan ve yönetilen bir dernek olarak İLK ve TEK olma özelliğiyle havacılık tarihine imzasını bırakmıştır.

Bugün itibariyle; 3500+ üyesi ile Türk Sivil Havacılığının En Büyük Sivil Toplum Kuruluşudur. 150+ den fazla çalışanı, kendine ait eğitmen kadrosu, marka temsilcileri, avukat kadrosu, akademisyen destekleri ve sektörel iş birlikleri ile yılda 300.000+ insanla etkileşim halindedir.

®️ ISO 21001:2018 Uluslararası Eğitim Kuruluşları Yönetim Sistemi Standardına sahip Türkiye'deki İLK ve TEK havacılık derneğidir.

 

Mail Formu

     

    İletişim

    Yenişehir Mahallesi Osmanlı Bulvarı No:2 Ayport Sitesi A Blok Ofis No:2
    Pendik/ İstanbul

    0216 771 2015

    info@herkesicinhavacilik.com